Karışık Düğünlerin Revaçta Olduğu Şu Zaman

Esra Gülşahin
Artık genç kardeşlerimizin evlilik öncesi şartlarına kadın-erkek karışık olmayan düğünler de eklenmelidir. Hatta bu şart ‘olmazsa olmaz’ kabilinden bir ısrara tabi tutulup bu isteğin yerine getirilmesi için çaba sarf edilmelidir. Kadın-erkek ayrı olarak yapılan İslami düğünler revaçta olup, ‘helal daire keyfe kâfidir’ düsturuyla hareket etmek elzemdir.
İnsanların yoğunlukta olduğu sosyal alanlar, günahların daha çok yaşandığı yerler oluyor. Kalem, bu anlamda bazen sosyal alanın ta içine girmiş büyük günahları kapıp yazması bakımından toplum açısından bir uyanışa sebep olabilir. Bu hassasiyetle bu ay İslam’a aykırı olan ve artık –maalesef- gelenekselleşen kadın-erkek karışık düğünleri yazmak istedim. Kalemimin çekingenliğini bir tarafa bırakıp günah voltajının yüksek olduğu bu yerlere ‘ıslah etme adına ne söylense azdır’ kavlince yazıyorum.

İslam’dan bize sünnet olarak gelen ‘evlilik’, insan ve toplum açısından birçok faydayı içeriyor. Fakat dinimizin bir isteği olan evliliğin İslami boyutu sadece ‘sünnet’ kapsamında kilitli kalıyor. Çeyizden düğüne kadar hemen hemen birçok hususu İslam’a zıt olan evlilik sürecinin, ‘Müslümanlaştırma’, ‘İslami hassasiyet’ gözlükleriyle bakılıp bir değişim-dönüşüme gitmesi gerekir.

Özellikle bu evlilik sürecinde ve konumunda asıl sorun kadın-erkek karışık düğünlerdir. Artık başı kapalı, namaz kılan belki biraz İslami duyarlılıkları olan aileler ya da genç kızlar tarafından bile talep edilen bu istek, toplum olarak eğlence arzusunun haramı gölgede bıraktığını gösteriyor. Kendi evimizde otururken bile kapı önünde yapılan ya da davetiye kartlarının eksik olmadığı ve evlilik gibi müessesenin her zaman devam edegeleceği düşüncesiyle bu yaraya merhem bulmak geç de olmamalı güç de...

Evvela işe ‘Müslümanlığın’ her yerde ve şartta olması bilincinin verilmesi, hakeza zevk ve eğlenceyi de meşru zeminde İslamlaştırma yoluna gidilerek köklü çözüm bulmak toplum ıslahçılarının sorumluluğudur. Yeni bir yuva haram bir adımla kuruluyor. Evlenecek olan kızın en güzel ve özel hali, yüzlerce namahremin görüntüsü oluyor. Daha sonra koca bir pişmanlık!

Evet, çevremize şöyle bir baktığımızda düğünlerini kadın-erkek karışık yapan kardeşlerimizin pişmanlığı hep yansımıştır geriye... Bu hususta, birkaç saatlik zevk için haram olan bir yolun tercih ediliyor olması, evliliğe giden her Müslüman genç kız için sorun olmak zorundadır. Bunu bir kere kendi içinde oturtmalı ve yürekten bu nefsi duyguyu silmelidir.

Bilhassa başörtülü kardeşlerimize yakışmayacak olan bu istek, en önce tesettürü yok ediyor. Öyle ya tesettürün başı örtmekten ibaret olmayıp bir bakışta, bir ince seste, bir topuklu ayakkabının sesinde bile tezahür ettiğini görmekteyiz. Ama o güne özel süslenen ve güzelliğinin tek günü olan o hal, içinde erkeklerin bulunduğu bir ortamda gözlerin temaşası oluyor. Her insan böyle bir ortamda en süslü görüntüsüyle kendisini hayal etse ar melekesini üstünde düşünemez. En önemlisi Allah’ın razı olmayacağı bir ortamda bulunacağını aklından düşürmemelidir. Ve düğünün öznesi kendisi olduğundan, onun için gelen her davetli haram bataklığına adım atacaktır…

Müslümanlık yaşantıya inmediği zaman; suyun üstünde duran yağ misali; iman, bir şahısta üstten görülür fakat içten görülmez. Hâlbuki içselleştiremediğimiz iman yaşanılabilir olmaktan çıkıp kalitesini yitirir. Özellikle hayatın belki seyrini değiştirecek bir yuva kurmada Allah’ın razı olacağı yerden bakmak, başlamak ve yaşamak zorundayız.

“Hayatımda sadece bir gün”, “Çok günahım var zaten, sonrasında tevbe ederim ve hiçbir düğüne gitmem” nev’inden söylemler günahın büyüklüğünü örtmediği gibi, günahı basitleştirmez de... Zaten önemli olan zor zamanda yani nefis arzusunun baskın olduğu durumda isteklerden vazgeçebilmektir... İlle de yüzlerce erkeğin görmesi mi lazım? İlla ki kadın-erkek karışık mı olması lazım? Bu hassasiyet gözetilerek pekâlâ sünnete yaraşır çok daha güzel bir düğün düzenlenebilir. Tercih noktasında kesinlikle bir genç kızda tercih haramın bulaşmayacağı bir düğün olmalıdır. Bunu içselleştirdiğinde, kendisine farklı düşünceler sunan insanlara aldırmaz, baskılara rağmen bildiğini okur. Bu anlamda genç kardeşlerimizin bilinçlenmesi ve isteklerin haram ve günah boyutunun düşünülmesi icap eder. Başı örtülü kardeşlerim düğünlerini nasıl karışık ister ya da bu düşünceye karşı nasıl dik durmaz, bu düşündürücüdür…

Ve hakeza düğüne katılan kişiler. Nasıl bir ortamla haşir neşir olduğunuzun farkında mısınız? Onun hatırı, bunun hatırı kalmasın diye Allah hatırını hiçe sayanlar… Gitmekle yetmemiş gibi en güzel kıyafetlerle oynanan oyunlara eşlik edenler. Kapandığından beri pardösüyle dışarıdaki erkeklere karşı örtünüp, ama yakınının düğünü dolayısıyla pardösüyü çıkarıp onlarca adamın içine en güzel halleriyle çıkanlar... Trajikomik bir durum ki; kimi kandırmaya çalışmakta bacılarımız? Orda da –pekâlâ- can almaya Kadir olan Rabbimizin huzuruna o hal ve o anda gidildiği düşünülse; Rabbin karşısına ne cevapla çıkılır?

Peki ya el ele, göz göze bir durumda erkeklerle oynanan oyunlara ne demeli? Namahrem eli tutmanın ateş olduğunu bilen kardeşler, içinde hiçbir şey hissetmeden bu günahı nasıl da oyun anında işliyorlar. Kimsenin büyük bir bilince sahip olmasına gerek yok bazı şeyleri bilmek için. Her Müslüman bilir ki; bu tür ortamlar Allah’ın istemediği yerlerdir. Özellikle şeytanların cirit attığı bu ortamda kim bilir kaç fitnenin ateşini yakıyordur!

Artık genç kardeşlerimizin evlilik öncesi şartlarına kadın-erkek karışık olmayan düğünler de eklenmelidir. Hatta bu şart ‘olmazsa olmaz’ kabilinden bir ısrara tabi tutulup bu isteğin yerine getirilmesi için çaba sarf edilmelidir. Kadın-erkek ayrı olarak yapılan İslami düğünler revaçta olup, ‘helal daire keyfe kâfidir’ düsturuyla hareket etmek elzemdir.

Yeni yuvaların helal bir adımla kurulması ve bu evlilik süresince yozlaştırılan ve abartılan birçok şeyin aslına kavuşturulması umuduyla…

Esra Toprak / Nisanur Dergisi - Haziran 2015 (43. Sayı)
 


 
21-06-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.