Kendi Kanatlarıyla Uçabilmeleri İçin

Rumeysa Durmaz
Bir gün, kozada küçük bir delik belirdi; bir adam oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izledi. Neden sonra kelebek ilerlemek için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibi geldi adama. Elinden geleni yapmış ve artık yapabilecek hiçbir şeyi kalmamış gibiydi.
Bir gün, kozada küçük bir delik belirdi; bir adam oturup kelebeğin saatler boyunca bedenini bu küçük delikten çıkarmak için harcadığı çabayı izledi. Neden sonra kelebek ilerlemek için çaba harcamaktan vazgeçmiş gibi geldi adama. Elinden geleni yapmış ve artık yapabilecek hiçbir şeyi kalmamış gibiydi.

Böylece adam kelebeğe yardım etmeye karar verdi; eline küçük bir makas alıp deliği büyütmeye başladı. Bunun üzerine kelebek kolayca çıkıverdi. Fakat bedeni kuru, küçücük kanatları ise buruş buruştu. Adam izlemeye devam etti. Her an kelebeğin kanatlarının açılıp genişleyeceğini ve bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu.

Ama bunlardan hiçbiri olmadı! Kelebek hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de asla uçamadı.
Adamın iyi niyeti ve yardımseverliği ile anlayamadığı şey, kozanın daracık oluşu ve buna karşılık kelebeğin oradan çıkmak için göstermesi gereken çaba bir hikmet dâhilindeydi. Kelebeğin bedenindeki sıvıyı, onun kanatlarına göndermek ve bu sayede de kozanın darlığından kurtulduğu anda uçmasını sağlamak için Allah-u Teâlâ’nın takdir buyurduğu yol buydu.

***

Biz evhamlı ebeveynler… Hikâyedeki adamın kelebeğe karşı tutumunu, çocuklarımızın üzerinden eksik etmeyiz ekseriyetle. Bazen, onların hayatta tam olarak ihtiyaç duydukları şeyin çabalamak, mücadele etmek olduğunu görmeyiz. Ama şunu bilmeliyiz ki Allah-u Teâlâ, bizim veya evlatlarımızın hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi, o zaman bir anlamda sakat kalırdık. Olabileceğimiz kadar güçlenemez ve bu hayatın zorluklarına asla katlanamazdık!

İşte! Gözümüzde hiç büyümeyen yavrularımızın üzerlerine titreyerek, yaşlarına ve kabiliyetlerine uygun sorumluluklar vermeyip onları sorumluluklardan muaf tutarak, balık tutmayı öğretmek yerine balık tutup altın tepside önlerine sunarak, en büyük iyiliği yaptığımızı sanıyor olsak da; aslında onlara yaptığımız, hikâyedeki adamın kelebeğe yaptığı şeyle maalesef aynı!

Bilmeliyiz ki onlar güçlü olmak isteyecekler; zorlukla sınanacaklar. Bilge olmak isteyecekler; çözmeleri gereken sorunlarla sınanacaklar. Başarı isteyecekler; zekâ ve kas güçlerini artırmak için çaba harcamaları gerekecek. Cesur olmak isteyecekler; üstesinden gelmeleri gereken sıkıntılarla karşılaşacaklar.

Sarf ettikleri her çaba, her uğraş ise onları bir sonraki adıma hazırlayacak, gerekli güce ulaşmalarını sağlayacak. Kendi kanatlarıyla uçmaları için emek vermeleri, zorluklarla mücadele etmeleri gerekir ve bu aslında her birimiz için böyledir!

Böylece belki istedikleri her şeye değil ama Allah-u Teâlâ’nın yardımı ve izniyle ihtiyaç duyacakları her şeye sahip olabilir, tabiri caizse kendi kanatlarıyla uçabilirler…

Rumeysa Durmaz | Nisanur Dergisi | Ocak 2017 | 62. Sayı
 
27-01-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.