Kimdin, Kul Oldun?

Hacer Sara Arslan
Sen kimdin ki, kul oldun? Bir hiç`ten var oldun... Vedûd` un nuruyla yokluk perdesini yırtan, Rahmet-i Rahman`ın eşsizliğine muhatap "insan" oldun...
Sen kimdin ki, kul oldun? Bir hiç`ten var oldun... Vedûd` un nuruyla yokluk perdesini yırtan,
Rahmet-i Rahman`ın eşsizliğine muhatap "insan" oldun...

En âli vasıfların, en yüksek rütbelerin, en güzel kelâmların üzerinde birleştiği "ahsen-i takvim" ismini aldın...

Sen... İfadelerin aciz kaldığı sen... Söyler misin donandın mı şükürle? En azından bir mahcubiyet, minnet hissettin mi damarlarına kadar? En azından ne yapmam gerekir, telaşında buldun mu kendini?

Farkında mısın? Nimetler içinde boğulmaktasın... Nefes alıyorsun mesela... Hala imtihan yurdunda, cennete girmek için umutlanmaya vaktin var... Ve O`na secde etmeye takatin...

Bu sabah da doğdu üzerine vefalı güneş. Yine tertemiz bir havayı çektin içine... İyilik yapman için, iyi kalman için fırsatlar döküldü önüne... Kalbini kirlenmemiş buldun yine... O`nu zikretmen için hala layık bir kalbe sahipsin... En samimi yakarışlara, en içten dualara dökeceğin kelimelerin, gönlünden kopararak gözlerine gönderdiğin gözyaşların var... Hala buradasın, fırsat yurdunda...

Düşünsene... Ya dua edemeseydin... Ya kimin olacaktı o vakit? Kimsesiz, dalları koparılmış bir ağaca dönüşecektin... Asıl yalnızlık da bu değil mi? Sığınacağın bir Rabbin var, en büyük nimet de bu değil mi?

Yığınla derdin olsa da, hepsini bir kenara atabilecek dermana O`nun izniyle sahip olmadın mı?

En içinden çıkılmaz dediğin girdaplardan O`nun adıyla kurtulmadın mı?

Kimi zaman "ölüm" dahi bir nimet oluvermedi mi?

Sana "zaman" gibi bir mucizeyi vermeseydi Rabbi Rahim`in... Nasıl üstesinden gelecektin her şeyin? Hayatın tüm zorluklarının, en ağır yüklerinin, en acı yanlarının taşıyıcısı kim olacaktı? Yoksa habersiz misin bunca güzelliğin, ikramın? Yoksa biri sana hatırlatınca mı hatırlıyorsun?

Biliyor musun? Bütün kötülüklerin ve günahların başında gelir nankörlük... Nefsin "neyim var ki?" dediğinde "neyin yok ki?" deyip anlatmakla değil, düşünmekle dahi bitiremediğin nimetleri, yüzüne çarpmaz isen...

Sana göre küçük olan şeylerin başkaları için hayati olduğunu kavrayamaz isen...

Ve hayatının tüm safhasına şükrü yerleştirmez isen...

O zaman nefsinle el ele verip düşmez misin günah ve kötülük batağına?

Nankörlük sana en yakışmayan, kendine en çok yakıştırmaman gereken bir haslet değil mi?

Ki sen Onun sevgisiyle var oldun...

Şefkatiyle dik durdun...

Müjdeleriyle umut doldun...

İnsan oldun... Yetmez mi?

Şimdi secdelerin en derini, en güzeli O`na olmalı değil mi?

Başkalarına el açmak ne boş bir eylem hâlbuki...

`Hem güneşi, hem sivrisineği var eden`...

Derin acıların ardından derin nisyanı halk eden O varken, boşa çevirme başını dünyaya...

Kimdin ki kul oldun... Şükret, eşref-i mahlûkat oldun... Şükret ki, O`na muhatap oldun...


Hacer Sara Arslan | Nisanur Dergisi | Ekim 2017 | 71. Sayı

 

 


 
23-10-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.