“Kış Müminin Baharıdır”

Zehra Yüksek
İlkbaharın gelişiyle tabiata yeni bir diriliş soluğu üflenir. Cemreler düşer ardı sıra havaya, suya, toprağa… Güneş sıyrılırken kınından nevşû-nema bulur kâinat. Yeryüzü yemyeşil halısını cömertçe seriverir. Sokaklarda cıvıl cıvıl çocuk sesleri, daldan dala konan kelebekler, rengârenk açan laleler, güller, sümbüller, meleşen kuzular, ötüşen kuşlar… Türlü türlü rayihalar kaplar her yanımızı...
İlkbaharın gelişiyle tabiata yeni bir diriliş soluğu üflenir. Cemreler düşer ardı sıra havaya, suya, toprağa… Güneş sıyrılırken kınından nevşû-nema bulur kâinat.

Yeryüzü yemyeşil halısını cömertçe seriverir. Sokaklarda cıvıl cıvıl çocuk sesleri, daldan dala konan kelebekler, rengârenk açan laleler, güller, sümbüller, meleşen kuzular, ötüşen kuşlar… Türlü türlü rayihalar kaplar her yanımızı.

Derken yaz gelir, şerha şerha çöker sıcaklar. Tarlalar ürüne, ağaçlar meyveye durur.

Ardından güz takip eder yazı. Bağların, bahçelerin o yemyeşil rengi sararıp solar. Ağaçlar bir bir döker yapraklarını. Kuşlar göç eder sıcak ülkelerine doğru. Ve nihayet yağmuru, çamuru, karı, soğuğu, buzu ve fırtınasıyla kış mevsimi gelir dayanır kapımıza…

Evet, şimdi bu dört mevsim arasında muhayyer bırakılacak olsak elbette çoğumuz, gelişiyle tüm canlıları mest eden ilkbaharı tercih ederiz. Oysaki Allah Resulü (SAV) “Kış müminin baharıdır” diyerek kışı methediyor.

Peki, Resulullah (AS)’ın bu sözünün hikmeti nedir? Hepimizin malumu olan meşakkatli kış mevsimi nasıl olur da bahara dönüşebilir?

Hadis devamla bizleri şu şekilde aydınlatıyor;

“Gündüzleri kısa olduğu için oruç tutar; geceleri de uzun olduğu için kalkar ibadet yapar.” (Taberani)

Münavi, hadisin şerhinde şunları söylemektedir;

“Mümin bu mevsimde taat bahçelerinde gezinir, ibadet meydanlarında eğleşir, kalbi amel bahçelerinde tenezzüh eder. Rabbine yaptığı türlü taatlerle tam bir genişlik hali yaşar. Ne oruç ona zorluk verir, ne de geceyi ihya ederken uykusuz kalıp sıkıntıya düşer. yani gecenin uzunluğu uykusunu rahat almasına imkan verir. Teheccüd ve evrad için dinç bir şekilde kalkar; dolayısıyla hem beden ihtiyacını tam olarak karşılamış, hem de ibadet vazifesini yerine getirmiş olur.”

Evet, hemen hemen her canlının kış uykusuna yattığı ve faaliyetlerinin kısıtlandığı bu mevsimde, mümin aksine sürekli bir canlılık, bir hareketlilik içinde olmalıdır. Bu bereketli uzun kış gecelerini şahsi ve ilmi gelişimine bir vesile kılmalıdır.

Bu nadide vakitler kimimizin yapmak isteyip de yapamadığı fırsatları koyar önümüze. Kur’an tilaveti, kitap okuma, tesbihat, zikir, nafile namazlar, teheccüdler… Evet, bütün bunlarla müminin gönül iklimi Rabbine kulluk etmekle derin bir huzura erer. Hal böyle olunca da mümin her ibadetin ardından yüreğinin derinliklerinde hep baharı yaşar.

Kaldı ki geceleri ihya, peygamberlerin ve salihlerin sünnetidir. Onların bu hali; “Onlar gecenin pek az kısmında uyurlar; seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi” (Zâriyât / 17-18) şeklinde anlatılıyor.

Evet değerli kardeşlerim! Zaman çok değerli bir hazinedir. Bu hazinenin ellerimizin arasından kayıp gitmesine izin vermeyelim! Özelikle de, genç hanımlar ve kızlar uzun kış gecelerini her bakışlarında günahlarının katmerleştiği gayri İslami dizilerin, sinemaların veya internetin başında geçirerek değerli zamanlarını heba ediyorlar.

Dizi sezonunun başlamasını heyecanla bekleyen birisine “Diziden, yani hayal dünyasından ne anlıyorsun?” dedim. “Zaman geçirmek” dedi. Oysaki birçok gelişmiş ülkede “Zaman geçirmek” veya “Zaman öldürmek” gibi bir deyime rastlayamazsınız. Ne var ki, Müslüman ülkemde ise bu deyimler ağızlarda çiğnenen bir sakız haline gelmiş maalesef.

Kimi ‘kış mevsimi uyku mevsimidir’ diyerek zamanını uyku ile geçiriyor, kimisi de elinde kumanda ile filmin sonunu görmek için uyku ile mücadele ediyor. Kimi dışarıya çıkıp gecesine güya renk katıyor, kimi de internet başında sabahlıyor. Anlayacağınız, zaman katlediliyor adeta. Hâlbuki ahirette ilk sorgulanacağımız amellerden biri de zamanımızı nerede ve nasıl geçirdiğimiz olacaktır.

“Kış müminin baharıdır” sözünün bir diğer hikmeti de kış mevsiminin günleri kısa olduğundan gündüzleri oruç tutmanın kolay olmasıdır. Allah Resulü bu noktada da “Kışın oruç tutmak serin bir ganimettir” diye buyuruyor.

Kış mevsimi, gerek hastalıklardan gerekse de farklı nedenlerden dolayı tutamadığımız ve erteleyerek kazaya bıraktığımız oruçlarımızı zorlanmadan kolay bir şekilde tutmamızı sağlıyor. Aynı zamanda bizlere bol bol nafile orucu tutma imkânı da sunuyor.

Anlaşılan o ki, kış mevsimine nerden baksak müminin ilkbaharı olduğunu görüyoruz. O halde yaklaşmakta olan bu kış mevsimini de, ilim, ibadet ve ahlak şuuruyla baharlara dönüştürmeye bakalım...

Zehra Ayhan / Nisanur Dergisi - Ekim 2014 (35. Sayı)
 


 
21-10-2014 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.