Kişiliğini Topluma, Dişiliğini Eşine Göster!

Rumeysa Durmaz
Her birey toplum içerisinde birtakım vasıflarıyla tanınır veya ön plana çıkar ve topluma yön verir. Bilgili, kültürlü, çalışkan, ağır başlı, cömert, neşeli, güzel vs. Fakat kadın olsun erkek olsun, toplum içerisinde veya aile ortamında evvela kişiliği ve karakteriyle yer edinmeyen kimse için diğer vasıflar bir değer unsuru değildir.
Her birey toplum içerisinde birtakım vasıflarıyla tanınır veya ön plana çıkar ve topluma yön verir. Bilgili, kültürlü, çalışkan, ağır başlı, cömert, neşeli, güzel vs. Fakat kadın olsun erkek olsun, toplum içerisinde veya aile ortamında evvela kişiliği ve karakteriyle yer edinmeyen kimse için diğer vasıflar bir değer unsuru değildir.

Bu meseleyi bilhassa hanımlar üzerinden değerlendirmekte fayda var. Zira ne yazık ki toplum içinde tesettürlü ya da tesettürsüz, genç ya da yaşlı fark etmeksizin ve azımsanmayacak derecede hanımın, kadınsı (dişi) yönünü ön planda tutarak yer edinme ya da fark edilme çabasında olduğunu görüyoruz.

Dişi yönden kasıt sadece açık saçıklık değildir. Eşi evde olmadığı vakit kapıyı çalan adam sesinden etkilenmesin diye ağzına hurma alıp sesini kalınlaştırarak konuşan hanım sahabede bizler için bu konuda çok güzel bir örnek vardır. Bir hanımın sesi, kokusu, konuşması, bakışı, gülüşü, yürüyüşü, oturuşu, duruşu, topuzu, topuğunun tıkırtısı, giyimi vs. Her biri kadının dişiliğini ön plana çıkaran ayrı bir yönüdür.

Bunlardan yalnız bir tanesiyle bile toplum içerisinde fark edilmeye çalışan kimse, çok büyük bir yanlışın içinde olduğunun farkına varmalıdır. Çünkü kadının dişiliği sadece eşine aittir, eşinin mahremidir, özelidir. Eşlerin birbirine perde olmasından kasıt, sadece birbirinin hatalarını ve sırlarını örtmeleri, açığa çıkarmamaları değildir. Kastedilenlerden biri de hanımın fıtratında var olan ve sunma/gösterme arzusu duyduğu bütün kadınsı yönlerini sadece eşine yansıtarak topluma yansıtmaması ve dolayısıyla örtmesidir.

Kadının dişi yönünü sadece eşine yansıtması, demek değildir ki; kadın eşine sadece dişi yönünü yansıtacak, kadın eşi için dişi olmaktan başka bir anlam ifade etmeyecek. Bu konunun tam olarak anlaşılmaması toplumu ifsada sürükler. Zira bazı güruhların konuyla alakalı ifsat propagandaları sonucu “biz kimsenin namusu değiliz” yazılı pankartlarla sokaklara dökülen başörtülüleri bile gördük ne yazık ki.

Neticede bir erkek bir kızı istemeye gittiği vakit kızın kadınsı yönüyle alakalı pek bir izlenimde bulunamaz. Bilakis kadının kişiliğine, karakterine, duruşuna bakarak evlilikle alakalı bir karar alır. Evlendikten sonra dahi adam, hanımına baktığı zaman evvela kişiliğini görmelidir. Sağlam temeller üzerine inşa edilmiş bir evlilik için bu gereklidir. Bu ince çizgi fark edilmelidir ki; bugün evliliklerde yaşanan sıkıntıların birçoğu bu sebepten kaynaklanmakladır aslında.

Toplum içerisinde giyimine, oturuşuna, karşısındaki muhatabının kendisi hakkındaki düşüncelerine en üst derecede önem veren kadın, kocasıyla baş başa kalınca gün içerisinde bir sürü işle meşgul olduğunu fark ettirmek ister bir edayla yorgun, gevşek, umursamaz, saç baş özensiz, üst baş dağınık… Farkındayım, iç karartan bir vaziyet. Ve emin olalım ki bu tablo eşimizin içini daha çok karartıyor.

Birçok hanımda dikkatimi çekmiştir, eski kıyafetlerini ev içerisinde giymeye ayırırlar. Çarşıda pazarda uygun fiyata sıradan bir kıyafet gördükleri zaman “evin içinde giymek için iyidir” deyip alırlar. Ev içerisinde güzel bir kıyafet giyinen bir hanım gördüğü zaman “hayırdır bir yere mi gidiyorsun” demeyen kadın da neredeyse istisnadır.

Yine birçoğumuzun gardırobunda gezme kıyafetleri ayrı bir yerde özenle ütülenmiş ve asılmış; eşimizin yanında, en özgür olduğumuz ve mahremimiz olan evimizde giyindiğimiz kıyafetlerimiz ise rastgele katlanmış bir köşede… Hatta birçoğunun ilginç bir prensibidir ki, toplum içerisinde giydiği kıyafeti evde asla giymez.
Zil çalındığında kapıdaki eşi değil de başka biriyse, dağınıklığı için açıklama gereği duyup “Kusura bakma ev hali” diyen, fakat eşi için asla bu tür açıklamalar yapma gereği duymayan kadınlar var… Basit ve gereksiz değil, emin olun ki bunlar değinilmesi ve hassasiyetle dikkat edilmesi gereken mevzular.

Kadın dış toplumda sadece kişiliğiyle var olmaya ve kişiliğini her zaman için ön planda tutarak toplumun ahlaki yaralarını sarmaya çalışmalıdır. Evinin içerisinde eşiyle baş başayken ise adeta göz kamaştıran bir mücevher gibi bütün güzelliklerini eşine sunmalıdır. Eşinin dünyadaki hurisi olmaya çalışmalıdır ki inşallah yuvası cennet bahçesi misali olsun.

Kocasından razı olan, asla kızmayan, güzel sesiyle teganni eden, her daim güzel kokan, gözünü bir an dahi eşinden ayırmayan, gözü kocasından başkasına değmemiş ve kendisine kocasından başka kimsenin gözü değmemiş, “Cennette senden güzel hiç bir varlık yoktur. Cennette benim için senden daha sevgili bir kimse yoktur” diyen tertemiz bir huri...

Neden her bir hanım eşinin dünyadaki hurisi olmak için gayret göstermesin ki. Düşünecek olsak, hurilerin bahsettiğimiz vasıfları eşlerimiz için ne kadar kıymetli ki Allah-u Teâlâ onlara bir cennet nimeti olarak sunuyor bunu. Ne olur güzelliklerimizi eşimiz için ortaya çıkarmaya çalışsak, eşimizi hiç kimseyle kıyaslamadan; “senden güzeli yoktur, senden daha sevgili olan yoktur?” deyip gönlünü okşasak. Yuvamız cennet bahçesi, bizler de cennet varisi hanımlar oluruz inşallah.

“Ben eşim için süsleniyorum, kendime bakıyorum ama ne yapsam da boş, görmüyor. Onun için bir anlam ifade ettiğini sanmıyorum ve bu sebeple artık eşime özel süslenmiyorum” diyenler de var. Bu bir gevşekliktir. Çünkü bakımlı haliyle eşinin ilgisini çekemeyen kadın bakımsız olarak eşiyle arasındaki hangi sorunu çözebilir ki? Burada kadının yapması gereken elinden geldiğince eşine hem ahlaki, hem fiziksel, hem duygusal açıdan güzelliklerini sunmak, dua etmek ve gerisini Allah’a bırakmaktır. Zira aradaki sevgi tohumlarını ekecek olan O (CC)’dur.

“Eşim benim için süslenmiyor ki ben de onun için süsleneyim” diyenleri de görüyoruz. Değerli bacılarım! Emin olun ki bizim eşimiz için süslenmemizin eşimiz için ifade ettiği anlam, eşimizin bizim için süslenmesinin bizim için ifade ettiği anlamdan katbekat fazladır. Öyle olmasa ‘güzel kadın’ erkek için cennet nimeti olarak sunulmazdı. Eşimizin bizim için süslenmesi elbette çok güzeldir. Büyük bir inceliktir. Lakin o dikkat etmiyorsa bu durum üzerimize düşeni yapmaktan bizi muaf tutmaz.

Hassas olmakla beraber açıkça konuşulması gereken bir mesele ve hala söylenebilecek çok şey var aslında. Lakin şu kadarını anlayabildiysek yazdıklarımız kâfi gelmiştir inşallah. Kadın dişi yönünü sadece kocasına yansıtmak suretiyle kocasına cennet nimetini dünyada iken tattırabilirse; yuvalar cennet bahçesi olacak, cennet bahçesi yuvalarda cennet varisi evlatlar yetişecek. Emin olalım ki toplum ahlaki açıdan ihya olacak. Yeter ki hanımlar eşine dişiliğini, topluma kişiliğini yansıtabilsin. İnanın bu kadar kolay…

Rumeysa Durmaz / Nisanur Dergisi - Haziran 2015 (43. Sayı)
 


 
27-06-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.