Kizb, Nifakın Birinci Alametidir!

Nevin Yapıcıoğlu
Her şeyde doğru olmaktır sıdk. İnancında, niyetinde, sözünde ve fiillerinde hakikate uygun olma halidir, hakikati tasdiktir. "İman sıdktır, doğruluktur." Sıddıklar da, iman hakikatlerini en kâmil manada her yönüyle tasdik edenlerdir. Sözleri ile hakikati doğrulayan, hareketleri ile de sözlerini doğrulayanlardır.
Bismillahirrahmanirrahim.

Sonsuz hamd ve sena, sözü en doğru söyleyen Cenab-ı Hakk’a mahsustur. Sınırsız salât ve selam, mübarek yüzünde sıdkı okunan Sadiku`l-Va`dil-Emin`in üzerine olsun.

Sıdk, Muhammedü`l-Emin (SAV)`i A’lâ-yı illîyyine çıkaran ve nübüvvet makamından sonra gelen sıddıkiyyet makamını insana kazandıran bir basamaktır.

Her şeyde doğru olmaktır sıdk. İnancında, niyetinde, sözünde ve fiillerinde hakikate uygun olma halidir, hakikati tasdiktir. "İman sıdktır, doğruluktur."(1)  Sıddıklar da, iman hakikatlerini en kâmil manada her yönüyle tasdik edenlerdir. Sözleri ile hakikati doğrulayan, hareketleri ile de sözlerini doğrulayanlardır.

En büyük sıddık olan Peygamberimiz (SAV), kendisine risalet görevi gelmeden önce; emniyeti ve dürüstlüğü ile nam salmış ve hürmet görmüştür. Risaletten sonra da insani faziletlerin temelini oluşturan sıdk ile hayırda öncü olmuştur. İmanı ile en önde olan Efendimiz (SAV)`in sıdkı, mübarek yüzüne sirayet etmiş olmalı ki Abdullah b. Selam gibileri; "Şu simada yalan yok; şu yüzde hile olamaz"(2) diyerek İslam`la şereflenmişlerdir.

YALAN VE İMAN

Yalan yani kizb, insanları aldatmak gayesiyle bildiği şeyi olduğundan farklı bir şekilde, dille söylemek veya hareketlerle ifade etmektir. İnsanın maneviyatını bozan bu zehir için şu ilahi ikaz yapılır:

"Öyle ise bir pislik olan putlardan sakının ve yalan sözden de kaçının.”(3)

Bu ayet-i kerimede en büyük günah olan şirk, yalan ile beraber zikredilerek bu günahın büyüklüğü nazarlara verilir. Nasıl ki imanın mahiyeti doğruluktur, küfrün de mahiyeti yalandır. Küfrün kelime manası örtmektir. İmana dair hakikatlerin üzerini örterek inkâr edenler, en büyük yalancılardır. Nitekim ayet-i kerimede şöyle buyrulur:

“Allah’ın ayetlerine iman etmeyenler, ancak yalan yere iftirada bulunur. İşte yalancı olanlar da onlardır.”(4)

Kâfirler, dünyada şahit oldukları hakikatleri bile bile yalanladıkları gibi, cehennemi gördükten sonra da durumlarında bir değişiklik olmayacağını şu ayet-i kerimeler bizlere haber verir:

“Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: ‘Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve müminlerden olsaydık.’ Hayır, daha önce gizleyip durdukları karşılarına çıktı da ondan, yoksa geri çevrilselerdi yine menedildikleri şeyi yapmaya dönerlerdi. Çünkü onlar yalancıdırlar.”
(5)

Üstad, yalanın hangi manaları taşıdığını ve hukukullaha bakan yönlerini şöyle açıklar:

"Kizb küfrün esasıdır. Kizb nifakın birinci alametidir. Kizb Kudret-i İlâhiyeye bir iftiradır. Kizb Hikmet-i Rabbaniyeye zıttır."(6)

KİZB, NİFAKIN BİRİNCİ ALAMETİDİR!

Küfrün esası olan yalan nifakın da birinci belirtisidir. Nifak iç ile dışın; söz ile işin zıd olma halidir. Ancak yalan atmakla bu durumun devamı mümkün olacağından "Yalan nifakın anasıdır" denilmiştir. Münafık hem kâfirdir; hakikatin üstünü örter, inkâr eder; hem de örtüyor olduğu gerçeğinin de üstünü örter. İman etmediği halde "Müminim" diyerek, diliyle ve amelleriyle yalan söyler, insanları aldatır. Kâfir pirincin içindeki siyah taş gibi iken münafık ise beyaz taş gibidir. Hem pirincin şeklinde hem de rengindedir.

Münafıkların bahsinin geçtiği "Yalan söylemekte olduklarından dolayı onlar için elem verici bir azap vardır"(7) ayet-i celilesi hakkında Üstad şunları der:

"Münafıkların azaplarının mezkûr cinayetleri arasında yalnız kizb ile vasıflandırılması, kizbin şiddet-i kubh ve çirkinliğine işarettir. Bu işaret dahi, kizbin ne kadar tesirli bir zehir olduğuna bir şahid-i sadıktır... İşte bu sebeplerden dolayıdır ki, bütün cinayetler içinde tel`ine, tehdide tahsis edilen, kizbdir. Bu ayet insanları, bilhassa Müslümanları dikkate davet eder.”
(8)

Evet, özellikle Kur’an-ı Kerim’in birinci derecede muhatapları olan Müslümanları ikaz eder. Çünkü her günah cehenneme götüren bir yol, bir kapı olma özelliği taşır. Bir "lafz-ı kâfir olan yalan"(9) da nifak kapılarından bir kapıdır.

KİZB, KUDRET-İ İLÂHİYEYE BİR İFTİRADIR!

Yalan; bilinen bir şeyi olduğu halinden eksik ya da fazla anlatmak, gerçeği çarpıtmaktır. Yalancı; Allah’ın kudreti ile olmuş bir şeyi, olmamış gibi göstererek ya da olmamış bir şeye olmuş diyerek veya "ahiret hayatı" gibi olması muhakkak olan bir şeyi inkâr ederek Allah`ın takdirine ve kudretine iftira eder.

Kâinatta yalancılar dışında her şey Halık’ının kudretini tasdik ederek, doğruyu söylemiş olur. Her şey farklı lisanlarla Allah`ın bir olduğunu, şeriksiz olduğunu, kısacası tevhide dair hakikatleri okur/okutur. Fıtratlarına yerleştirilen kabiliyetlerin gereğini yerine getirerek, yaratıcısının takdirini ve kudretini tasdik eder. Mesela kuşlar uçarak, arılar bal yaparak, balıklar yüzerek fıtratlarının hakikatlerini tasdik ederler. Yalancının yüz ifadesi dahi sessiz bir şahitlikle yalancı nefsi ele verir, doğruyu söyler.

KİZB, HİKMET-İ RABBANİYEYE ZITTIR!

Âlemlerin Rabbi gayesiz ve faydasız hiç bir iş yapmaz. Her varlık ve her olay birçok hikmetlerle yaratılmış olup Allah`ın esmasını gösteren ve okutan bir ayna ve mektup mahiyeti taşır. Yalancı, yaratılan bu mesaj yüklü olayları, durumları yokmuş gibi gösterir veya çarpıtır. Böylece onlar üzerindeki hakikatlerin okunmasına ve bu okumadan meydana gelebilecek sonuçlara engel olarak hikmete zıt davranmış olur.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (SAV), küfrün arkadaşı olan yalanın iman ile olan alakasına şöyle dikkat çekmiştir.

Safvan ibnü Süleym (ra) anlatıyor:

"Ey Allah`ın Resulü" dedik, "Mümin korkak olur mu?"

"Evet" buyurdular.

"Peki, cimri olur mu?" dedik,

Yine "Evet" buyurdular.

Biz yine "Peki yalancı olur mu?" diye sorduk,

Bu sefer "Hayır" buyurdular.(10)

Yalanın iman ile alakasına işaret eden başka hadis-i şeriflerde şöyle buyrulur:

"Yalandan sakının! Zira yalan ile iman bir arada durmaz."
(11)

"Konuştuğunda yalan söyleyen kişi, Allah`a ve ahiret gününe iman etmiş değildir."
(12)

İman etmekle ve onu muhafaza etmekle vazifeli olan Müslüman, imanının durumunu ve imanının yeri olan kalbinin durumunu öğrenmek istiyorsa sözlerini kontrol etsin. Eğer sözlerinde yalan varsa; kalbinde ve imanında problem var demektir. Bu duruma dikkatimizi çeken Efendimiz (SAV) şöyle der:

"Bir insanın kalbi dosdoğru olmadıkça imanı dosdoğru olmaz; dili dosdoğru olmadıkça da kalbi dosdoğru olmaz."(13)

Hz. Ayşe (R. Anha) annemiz diyor ki; "Resul-i Ekrem`in ashabı arasında yalandan daha kötü huy düşünülemezdi. Ashabından birinin yalan konuştuğunu duyduğu zaman, o adamın tövbekâr olduğunu öğreninceye kadar bu Onun içinden çıkmazdı.”

Helal olan şeyleri terk edip oruç tutan, fakat haram olan yalanı terk etmeyen kimse hakkında da şöyle derdi; "Kim yalanı ve onunla ameli terk etmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah`ın ihtiyacı yoktur."(14)

Yalan, yeminle beraber olunca sonuçları da o nispette daha büyük olur. Kur’an-ı Kerim, yalanına yemin katan kişinin akıbetinden şöyle bahseder:

"Birbirinizi aldatmak için (yalan) yemin etmeyin. Bu yüzden yere sağlam basan ayak sürçebilir ve Allah yolundan alıkoymanıza karşılık kötü bir azap tadarsınız. Bunun için size (ahirette de) büyük bir azap vardır."(15)

İmanı zayıflamış, cehaleti koyulaşmış, dünya menfaatini her şeyin üstünde gören bugünün bazı Müslümanları, maalesef dinlerini dünyaları için feda edebilmektedir. Manevi değerlerini, dünyevi menfaatlerine basamak yapabilmektedirler. Allah`ın emrine ve ismine değer verebilmek için Allah`ı iyi tanımak gerekir. Bu bilgisi eksik olan nefisperest ve zalim insan, maalesef dinini geçici dünya nimetleriyle değiştirmektedir.

"Kim bir Müslümanın haksız yere malını almak için yalan yemin ederse, Allah-u Teâlâ kendisinden gazaplı olduğu halde Allah`a mülâki olur." (16)

“Bir kimse Allah`a yemin eder ve bu yeminine sivrisineğin kanadı kadar yalan katarsa, kalbinde kıyamete kadar devam eden bir leke olarak kalır." (17)

Efendimiz (SAV) bir gün,"Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?” Diye buyurmuş ve bunu üç kere tekrar etmişlerdir. "Evet" denince;"Allah`a şirk koşmak, anne-baba haklarına riayetsizlik, cana kıymak" buyurdular. Bu sırada dayanmış idi, yere oturup "Haberiniz olsun! Yalan söz, yalan şahitlik" dedi ve bunu o kadar tekrar etti ki "keşke dursa artık" diye temennide bulunduk." (18)

Bilerek Allah`ın adını yalanına destek yapmak nasıl günah ise, kötü alışkanlık ile sıkça söylenen ve gereği yapılmayan yeminler de sakıncalıdır. Önemsemezlik, dikkatsizlik ve bazen de iyi niyetle yapılan bu yeminlerle Allah`ın ismine karşı hürmetsizlik yapılır. Müslüman, dilinin terbiyecisi olup kendisini bu tehlikeden kurtarmaya çalışmalıdır. Biraz çaba ile dili yeminsizliğe alışıp diğer yalan türlerinden de inşallah kurtulabilir.

Rabbimiz rahmetiyle ve lütfuyla bizleri yalandan muhafaza etsin ve sıddîkînlerin arasına katsın. Âmin!

Vel-Hamdulillahi Rabbilalemin.

Kaynaklar:
1- Tarihçe-i Hayat, ilk hayatı
2- Tirmizi
3-  Hacc, 30
4-  Nahl, 105
5- En’am, 27-28
6-  İ-i. Bakara, 10. Ayetin tefsiri
7- Bakara, 10
8- İ-i. Bakara, 10. Ayetin tefsiri
9- Lemaat
10- Muvatta, Kelam
11- Cami`us-Sağir
12-Ed-Dürru`l-Mensur
13-Ahmed
14-  Buhari
15- Nahl, 94
16-  Buhari
17- Tirmizi
18-  Buhari


Nevin Yapıcıoğlu / Nisanur Dergisi – Haziran 2017 (67. Sayı)
 


 
11-06-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.