Kur’an Ab-ı Hayattır! İçmesini Bilene

Rana Çeçen
Kur’an’ın da “doğum ayı” olan bir Ramazanı daha geride bırakmak üzereyiz. Her tarafı yine rahmet kaplamıştı. Tatlı koşuşturmalardaydı insanlar. Bu tabloyu görünce umutlar artıyor.
Bismillahirrahmanirrahim.

“Ramazan ayı ki onda Kur’an, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi.” (Bakara / 185)

Kur’an’ın da “doğum ayı” olan bir Ramazanı daha geride bırakmak üzereyiz. Her tarafı yine rahmet kaplamıştı. Tatlı koşuşturmalardaydı insanlar. Bu tabloyu görünce umutlar artıyor. Büyük-küçük, kadın-erkek birçok kişi ellerinde Kur’an-ı Kerim’le zamanı iyi değerlendirme gayretindeydiler. Bir Müslüman olarak Kur’an’ın kapalı kapaklarının açıldığını görünce daha bir mutlu oluyoruz. Ancak sayılı günler çabuk geçti. Ve o her gün okunan Kur’an, birçok kişide sonraki Ramazan’a kadar kapalı kalacak.

Resulullah (SAV)’a; “Allah’ın en sevdiği amel hangisidir?” diye sorulunca, “Konup göçendir” buyurdu. Adam: “Konup göçen nedir?” diye sordu. Resulullah (SAV): “Kur’an’ı başından sonuna kadar okuyup, bitirince hemen tekrar başlamaktır” buyurdu.

Resulullah (SAV)’ın, Kur’an hatmi için farklı kimselere farklı zamanlar tavsiye ettiği göz önünde bulundurulursa kişi, kendisi için en uygun zamanı belirlemelidir. Ancak yılda en az birkaç defa Kur’an-ı hatim etmek için gayret göstermek gerekir.

Etraftaki bu gayret sevindiriyor insanı. Ancak bir o kadar da düşündürüyor. Bunca Kur’an okuma aşkına rağmen, Resulullah’a salavatlar okuma yarışına rağmen neden hayatlar hala Kur’an’sız ve sünnetsiz? Bir yerlerde bir kesinti veya yanlış anlama var muhakkak ki. Yoksa gece gündüz Kur’an okuyan, elinden tespihi, dilinden salavatı düşmeyen insanlar, Kur’an ile gelenekleri çatışınca, Kur’an’ı tercih ederlerdi. Çevrelerindeki insanların kızıp darılması ile Allah’ın hoşlanmaması arasında kaldıklarında, “kınayıcının kınamasından çekinmeden” Allah’ı razı etmeye çalışırlardı.

Yoksa Resulullah Efendimiz (AS)’in; “Bir zaman gelecek, ümmetimin içinde Kur’an okuyanlar çoğalacak, ama O’nu anlayanlar azalacaktır. İlim yok olacak, her kafadan bir ses çıkacaktır. Daha sonra bir zaman gelecek ki, benim ümmetimden birtakım adamlar Kur’an okuyacaklar, ama okudukları boğazlarından aşağıya geçmeyecektir” dediği zaman bu zaman mıdır?

Oysaki yukarıdaki ayeti kerimenin de ifadesiyle Kur’an; yol gösterici ve doğruya ulaştırıcı olarak nazil olmuşken, onu 29-30 gün okunan ya da sadece okunan bir kitap haline getirmemizin sebebi ne?

Belki birçok kere bunu anlatmış veya duymuşuzdur. Ancak, sorun çözülmediği sürece, bizler Müslüman olarak, Kur’an’ın nazil oluş gayesini gerçekten anlamadığımız sürece binlerce defa da bu konuya dikkat çekilse az gelir.

“Kur’an’ı okumayan onu terk etmiştir. Kur’an’ı okunduğu halde onun anlamlarını düşünmeyen onu terk etmiştir. Kur’an’ı okuyup anlamını düşünse bile, muhtevası ile amel etmeyen Onu yine terk etmiştir.” (İbn-i Teymiyye)

“(Ey Muhammed bu) Ayetler üzerinde düşünsünler ve aklı olanlar ders alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” (Sa’d / 29)

Yüce Allah, Tevrat’ı okuyup onunla amel etmeyen İsrailoğullarını “Kitap yüklü merkepler” diye tavsif eder. Kur’an-ı Kerim ayetlerinin birçoğunun özelden genele hitap ettiklerini düşünürsek, Kur’an’ı okuyup, onunla amel etmeyen Müslümanlar da aynı şekilde nitelenemezler mi?

Hz. Peygamber (SAV), sahabeye “Gözlerinize ibadetten nasibini veriniz” buyurunca ashab; “İbadetten gözlerin nasibi nedir Ya Resulullah” diye sordu. Allah Resulü; “Kur’an’a bakmak, ondakileri düşünmek ve inceliklerinden ibret almaktır” buyurdu.

Hz. Ali (RA); “Anlamayarak yapılan ibadette ve düşüncesiz Kur’an kıraatinde hayır yoktur” demiştir.

Kur’an’ın muhatabı özel bir insan sınıfı değildir. Onun ayetlerinin büyük çoğunluğu, herkesin anlayabileceği türdendir. Kur’an okuyan, bunlar üzerinde düşünmeli, hitabın bizzat kendisine yapıldığını, emir, yasak, inzar ve tebşirin kendisine olduğunu bilip ona göre davranmalıdır. Ancak müteşabih (manasını ve hakikatini Allah’ın bildiği) ayetler hakkında ileri gitmemeli, onların gerçek manalarının Allah’a ait olduğunu bilmelidir.

Bir hayatı inşa etmek için nazil olan Kur’an anlaşıldığında, hayat da anlaşılır. Bugün bilerek veya bilmeyerek Kur’an’ı hayatımızdan uzaklaştırdığımız için, Kur’an’ı kelimeleri arasına sıkıştırdık. Herhangi bir kitabı okur gibi okuduk. Oysaki O Rabbi Rahimin, kullarına gönderdiği ve onları karanlıklardan aydınlığa çıkaran kandildir. Bu kandilin ışığından faydalanmak istiyorsak, kafamızda yer eden tüm düşünce ve karşılaştırmalardan sıyrılıp, saf bir zihin ile ona yönelmemiz lazım.

Her türlü arzu ve isteklerden içimizi arındırmalı; açık bir gönül, dikkatli bir kulak ve tertemiz bir amaç ile onun üzerine eğilmeliyiz. Kur’an’ın hoşlanmadığı, nefret ettiği insan tipini iyice kavramalı varsa o özelliklerimizi övdüğü özelliklerle değiştirmeye çalışmalıyız. Çünkü bu kitap, bir davet ve hareket kitabıdır. Kelimelerini iki kapak arasına sıkıştırmak, hayattan koparmak onun indiriliş amacına terstir.

“De ki: Bu Kur’an büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.” (Sa’d / 67-68)

Ve bugün Müslümanlar olarak; “Peygamber ‘Ey Rabbim, kavmim bu Kur’an-ı terk edilmiş bir şey haline getirdi’ dedi” (Furkan / 36) Peygamberin şikâyet ettikleri arasında olmamak için;

“Ey iman edenler! Peygamber size hayat verecek olan şeylere çağırdığı zaman, Allah’a ve Resulüne icabet edin” (Enfal / 24) emrine karşılık, “işittik isyan ettik” diyenlerden olmamak için;

“Kur’an âlemler içinde, ancak aranızda doğru yola girmeyi dileyene bir öğüttür” (Tekvir / 27-28) ilahi buyruğuna karşı “doğru yolun taliplileriyiz” demek için;

“Hayır! Şüphesiz bu Kur’an bir öğüttür, dileyen kimse öğüt alır” (Müddesir / 54-55) ayetine “biz, öğüde muhtaç olanlarız” demek için;

“Kur’an lehte ve aleyhte şahittir” hadis-i şerifi gereğince, lehimizde şahitlik yapması için;

“İman edenlerin Allah’ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi?” (Hadid / 16) uyarısına karşılık “Zamanı geldi ya Rabbi, hatta çok geç kaldık” diyebilmek için Kur’an’ın hem özüne hem de sözüne tekrardan sarılmak gerek!

Kur’an hayatın her alanı için… Her yılın her ayı ve her ayın her günü, her günün her saati için yol gösterici olsun. Her sorunumuza bir çözüm, her sıkıntımıza bir ferahlık buluruz o zaman.

Rana Çeçen / Nisanur Dergisi - Temmuz 2015 (44. Sayı)
 


 
29-07-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.