Leyl-i Beraat

Fahriye Genç
Berat kelimesinin aslı ‘berâettir’ ve sözlükte, ‘bir zorluktan kurtarmak ve berî olmak’ demektir. Bu gece, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle ‘mübarek gece’; günahların affı ve kulların temize çıkarılması sebebiyle ‘beraat gecesi’ ve kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle de ‘rahmet gecesi’ olarak da isimlendirilmiştir.
Beraat; borçtan kurtulma, temize çıkıp aklanma, ceza veya sorumluluktan kurtulma gibi manalara gelir. Beraat kandili, Allah’ın rahmet, lütuf ve mağfiretiyle tecelli ederek, kullarına bağışlanma kapılarını ardına kadar araladığı; müminlerin dualarına icabet ettiği, günahlarını affettiği, yapılan ibadetleri normal zamanlardan kat kat fazla mükâfatlandırdığı bir zaman dilimidir.

Berat kelimesinin aslı ‘berâettir’ ve sözlükte, ‘bir zorluktan kurtarmak ve berî olmak’ demektir. Bu gece, bereketli ve feyizli bir gece olması sebebiyle ‘mübarek gece’; günahların affı ve kulların temize çıkarılması sebebiyle ‘beraat gecesi’ ve kulların ihsana kavuşmaları nedeniyle de ‘rahmet gecesi’ olarak da isimlendirilmiştir.

Berat kandili, İslam dininde mübarek kabul edilen gecelerden biridir. Her yıl Şaban ayının on dördüncü (14.) gününü on beşinci (15.) gününe bağlayan gece beraat gecesidir. Beraat gecesi bu sene 21 Mayıs Cumartesi gününe denk gelmektedir.

Mübarek berat gecesini ibadet ve taatle geçirmenin çok sevabı ve feyzi vardır. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV), hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

“Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünde (kandilden sonraki gün) oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah-u Teâlâ o andan fecir oluncaya kadar: ‘Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir belâ ile) müptelâ olan yok mu, ona kurtuluş vereyim’ diye buyurur.” (İbn Mâce)

Üç ayların kendi içerisinde o ayların bereketini taçlandıran geceleri vardır. Şaban ayının da kendi içinde barındırdığı mübarek gecesi beraat yani rahmet gecesidir.

Peygamber Efendimizin (SAV) başka bir hadis-i şeriflerinde de aslında beraat gecesini ne olduğu ve o gece ne yapmak gerektiği ile ilgili bilgiler mevcuttur.

Hz. Ayşe (R. Anha) validemiz, Peygamber Efendimiz (AS)’in beraat gecesinde, sabaha kadar ibadet ettiğini görünce sordu:

“Ya Resulallah, Allah-u Teâlâ’nın en sevgili kulusun! Buna rağmen niçin bu kadar kendini yoruyorsun?”
 
Peygamber Efendimiz şöyle cevap verdiler:

“Ey Ayşe, ben şükredici bir kul olmayayım mı? Ey Ayşe, sen bu gecede, ne olduğunu bilir misin?”

Ayşe validemiz tekrar sordu:

“Bu gecenin diğer gecelerden üstünlüğü nedir ya Resulallah?”
 
Peygamber Efendimiz buyurdu:

“Bu sene içinde doğacak her çocuk, bu gece deftere geçirilir. Bu sene içinde öleceklerin isimleri bu gece özel deftere yazılır. Bu gece herkesin rızkı tertip edilir. Bu gece herkesin ameli ve işleri Allah-u Teâlâ’ya arz olunur.”
Bir kimse, evinden ayrılıp yolculuğa çıkar. Hâlbuki onun adı yaşayanlar defterinden, ölüler defterine geçirilmiştir.

Mümin gafil olmamalı, bu geceyi mutlaka ihya etmelidir. Kaza namazı kılmalı, Kur’an-ı Kerim okumalı, dua etmeli, tevbe etmeli, sadaka vermeli, Müslümanları sevindirmelidir.

Bu gecelere saygı göstermek, günah işlememekle olur.

Bu gece, Allah-u Teâlâ’nın ihsan ettiği bütün nimetlere şükretmeli, yapılan hatalar, günahlar için de tevbe-i istiğfar etmeli, cehennem ateşinden kurtulmayı istemelidir.

“Ya Rabbi, bize dünya ve ahiret saadeti ihsan eyle. Bize hidayet verdikten sonra, kalplerimizi kaydırma” diye dua etmelidir.

Dünyayı ahiretin tarlası olarak gören mümin için sadece belirli gün ve geceler fırsat değildir elbette. O günlere gösterilen ihtimam daha farklıdır ama bilinçli mümin için her an, rızayı ilahiden geçen bir yoldur. Müminin yaptığı, konuştuğu, kelamı sloganı her hareketi, Allah’ın istediği ölçüde, O’nun yolunda birer araçtır.

Biz müminlere düşen, bu gecelerde yaptığımız bütün ibadetleri, hayatımızın her anında aynı hassasiyetle yerine getirmek ve istikrarlı bir şekilde devam ettirmektir. İşte o zaman Allah’ın izniyle bu mübarek gün ve geceler, gerçek değer ve işlevlerine kavuşmuş olacaklardır.

Selam ve dua ile…

Fahriye Genç / Nisanur Dergisi - Mayıs 2016 (54. Sayı)
 
15-05-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.