Mükemmel Bir Dizayn

Amine Baran
Bazen ne amaçla yaratıldığımızı unutup hayatımızı kendi kendimize dizayn ettiğimizi iddia ediyoruz. Sonra belli başlı plan ve projeler çiziyor, bir takım stratejiler geliştiriyoruz. Onları uygulamaya koyuyoruz. Veyahut koymaya çalışıyoruz…
Bazen ne amaçla yaratıldığımızı unutup hayatımızı kendi kendimize dizayn ettiğimizi iddia ediyoruz. Sonra belli başlı plan ve projeler çiziyor, bir takım stratejiler geliştiriyoruz. Onları uygulamaya koyuyoruz. Veyahut koymaya çalışıyoruz…

Kimi insan hedefine ulaşıyor kimi insan ulaşamıyor. Çizilmiş, yazılmış, düşünülmüş birçok hedef yok olup gidiyor. İnsanlar için bunlar yeryüzünün olmazsa olmaz denilecek bir köşesinde yer edinmişken, o dağdağanın içerisinde düşünülmesi gereken birçok şeyi düşünmediğimizi unutuyoruz aslında.

İnsanların beşeri fikriyatlarıyla ideolojiler yürüttüğünü -yürüttüğümüzü- bilmemize rağmen asıl plan ve proje sahibinin âlemlerin Rabbi olan Allah (CC) olduğunu unutuyoruz. Beşeri bir insanın dahi kendi fani hayatı için fani hedefler uğruna stratejiler geliştirdiğini kabul edip Allah (CC)`ın, kullarının ruhsal ve sosyal yaşamını etkileyecek bir takım projeler çizmediğini iddia etmek hilaf-ı akl bir durumdur. Çünkü dizayn edicilerin en mükemmeli Allah’tır.

Allah (CC), yeryüzünü bir düzen içerisinde yaratmış, yarattığı her şeyi insanlar için başka bir şeyin oluşumuna sebep kılmıştır. Yarattığı her şey, insan ve hayatı için önemli bir etkendir. Bunların en başında hiç şüphesiz insanı insan kılan, kullanıldığı zaman meleklerden bile üstün kılacak, kullanılmadığı taktirde hayvanlardan aşağı bir seviyeye düşürecek iman olgusudur.

Birçoğumuz, hayatta maddi veya manevi oluşumlara yüzeysel bakmakla yetiniyor; bunların insanın hayatında nasıl rol oynadığına dikkatimizi vermiyoruz. Dünya üzerinde ahirete giden yol için nasıl bir etkileşim olduğunu düşünmüyoruz. Aslında var olan her şey, insanın dünyası ve ahireti için yazılmış ve çizilmiş projelerdir. Hayatta her şey, bu hedefe binaen yaratılmıştır. 

Yukarıda da belirttiğimiz gibi bunların en başında olan hiç şüphesiz olmazsa olmaz iman olgusudur. Dilerseniz adımız soyadımız gibi teker teker sırasıyla saydığımız imanın şartlarının insan için nasıl bir önem taşıdığına açıklık getirelim…

Bunların ilki Allah`a imandır. Allah`a ve O’nun birliğine iman etmek, selim bir aklın gereğidir. İnsanın, Allah`a inanmak ve O (CC)’nu görebilmek için büyük çabalar harcamasına gerek yoktur. Oturduğu yerden, görmediği halde aklının varlığına inanan insan, Allah`ın varlığına yeryüzünün bütün sanatlarında rastlayabilir. En ufak bir sanatta, sanatçının birliğine ve tekliğine, mükemmelliğine ve güzelliğine şahit olan olabilir. Allah`a inanmayan insan öncelikle kendi aklını inkâr etmelidir. Yoksa bunun aksini iddia etmesi mümkün değildir.

İkincisi; peygamberlere imandır. Peygamberlere iman etmek, insan için fıtri bir ihtiyaçtır. Bunun en büyük örneği; bizim Peygamber Efendimize, Onun yoluna tabi oluşumuzdur.

Üçüncüsü; kitaplara imandır. Kitaplara iman ise insan için ruhi bir gerekliliktir. Zira insan Peygamberlere iman ediyorsa; Allah`ın onlar vasıtasıyla yollamış olduğu kitaplara da iman etmekle yükümlüdür. Kur’an’ın ruhun gıdası olduğunu, gönlü sıkıntıyla dolu olduğunda onunla ferahlamayı başarmış her mümin bilir.

Dördüncüsü; meleklere iman etmektir. Meleklere iman etmek, manevi bir ferahlıktır. Zira insan aciz bir varlıktır. Her daim belalar ve musibetlerle başı derttedir. Korkular ve endişeler insanın tüm benliğinde bulunur. Allah tarafından aynı birer koruyucu asker misali meleklerin varlığı, insanı tarifi imkânsız bir rahatlığa sevk eder.

Beşincisi; kaza ve kadere iman etmektir. Allah’ın takdir ettiği kaza ve kadere iman etmek, elem ve kederden emin olmaktır. Zira insan, tabiatı gereği isyan etmeye meyillidir. İman olgusunun kendisinde bulunmaması; insanın içinde bulunduğu hayatı kabul etmeme, isyan etme isteğini tetikler. Başına gelen elemleri ve acıları aşılamaz musibetler olarak görür.

Fakat kendisinde iman olgusu olan bir insan, her şeyden önce yeryüzünün bir darı imtihan olduğunu bilir. Hayatı, matemhane-i umumi statüsünde görmekten vazgeçer; gelen her şeyin Allah`tan olduğuna inanır. Ve kendisinde bulunan o olguyla elemden, acıdan emin olup sabır ve en önemlisi teslimiyet gösterir.

Sonuncusu ise ahiret hayatına; cennet ve cehenneme iman etmektir. Öncelikle ahirete iman etmek, dünya hayatı için huzur ve istikrardır. Nitekim ahiretin varlığını kabul etmiş insan Allah`ın dünya için dizayn ettiği yaşam koşullarının dışına çıkmadan, İslami bir çizgide hayatını ikame ettirir. Allah`ın emir ve yasaklarına riayet etmenin sonucu olarak önce bireyler, sonra da bireylerin oluşturduğu toplum huzur içerinde yaşar. İslam’ın sosyal alanlara tezahürü sonucu ise insanlar için istikrarı sağlayacaktır.

Cehennemin varlığı da, aynı şekilde insanı şer ve kötülükten caydırıcı bir tehdittir. Sürekli cehennemin dehşetini düşünen insan kolay kolay günah işleyemez. Çok klişe olsa da, ‘Ateşe dayanabildiğin kadar günah işle’ ibaresi bunun en bariz örneğidir.

Son olarak; cennetin varlığına iman etmek, iyiliğe teşvik edici, rağbet ettirici bir müjdedir. Cennetin varlığını ve güzelliğini düşünen insan, oraya varabilmek için sürekli dünyada bir rağbet içerisinde olur. Mümin için cennete iman, bir ferahlıktır… Sevinçtir… Mutluluktur...

Şuana kadar bahsedilenler, yalnızca Allah`ın insanlar için dizayn edip sunduğu iman olgusunun ufak bir numunesiydi. Allah, sadece bu olguyla dahi insanın aklına, fıtri ve manevi ihtiyaçlarına, acıdan ve elemden emin olmasına, dünya hayatının huzur ve istikrarına, hatadan caydırıcı tehdidinden iyiliğe teşvik edici müjdelemeye kadar her şeyden bahşetmiştir.

Bu olguyla insanın hayatını şekillendiren, insanı doğumundan ölümüne kadar harika bir şekilde dizayn eden Rabbimizin mükemmel projelerinin yanında bizlerin plan ve projelerinin aciz kalışına bir kere daha şahitlik ediyoruz. Kaldı ki; bunun dışında insan varlığı için, dizayn edilmiş yeryüzü nimetleri, ne anlatılmış ne anlatılabilir ne de anlatmakla bitirilebilir bir niteliktedir.

Bundan ötürü lütfettiği iman için, bir olduğu ve varlığı kendinden kat-i olduğu için, sıfat ve isimleri için isimlerinin tecellileri adedince ezelden ebede Allah’a sonsuz şükürler olsun.

Gelin, insanları mükemmel nimetleri ile değerli kılan, bizi bizden daha iyi bilen; ruhi, bedeni ve manevi ihtiyaçlarımızı en çok düşünen, hayatın her alanında her şeyi bizim için planlı ve düzenli halk eden Rabbimize “Ey iman edenler iman edin!” (Nisa / 136) sırrınca bir kere daha iman edip Rasulullah (SAV)’a biatimizi yenileyelim.

İmanımız ve biatimiz bir kere daha hayırlı olsun...

Amine Baran / Nisanur Dergisi - Ocak 2016 (50. Sayı)
 
17-01-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.