Müslüman Kadınlara Model Şahsiyet; Zeynep El- Gazali

Esra Gülşahin
Son asır da ise sesini, kişiliğini ve mücadelesini fevkalade seyrettiren Zeynep El-Gazali biz kadınlara en güzel örnekliği vermiştir. Müslüman Kardeşler denilince akla Hasan El-Benna geldiği kadar, Müslüman Kadınlar denilince de akıllara hemen El-Gazali gelmektedir.
Dünyanın ahlak, yön, gidişat ve haritasını en fazla değiştirecek olan kadınlardır. Çünkü onlar hem kadın olarak hem de çocuk yetiştirerek toplumun birçoğuna hükmetmiş olurlar. “Bir yandan beşiği diğer yandan dünyayı sallayarak” ne kadar etkili bir güce haiz oldukları bir gerçektir. Bu anlamda ismini tarihe yazdıran Müslüman kadın şahsiyetler birçok kesimi etkilemeye yetmiş ve hala zamane Müslüman kadınları için model olmuştur.
 
Gerek Peygamber Efendimiz (SAV)’in eşleri, gerekse de her asra ses olmuş Müslüman kadınlar, Hakk’a iman edip tevhid-i kuşanan tüm kadınlara da önderlik ve rehberlik etmişlerdir.
 
Son asır da ise sesini, kişiliğini ve mücadelesini fevkalade seyrettiren Zeynep El-Gazali biz kadınlara en güzel örnekliği vermiştir. Müslüman Kardeşler denilince akla Hasan El-Benna geldiği kadar, Müslüman Kadınlar denilince de akıllara hemen El-Gazali gelmektedir.
 
Türkçeye çevrilen ‘Zindan Hatıraları’ kitabı da mücadele ve yaşantısını en güzel biçimde ortaya koymaktadır. Davayı kendine dert edinip Hakk’a gönül bağlamış her genç kız ve kadın bu kitabı okumalıdır.
 
Çünkü Zeynep el Gazali, Hz. Asiye kadar kahraman, Hz. Aişe kadar ilme sevdalı ve peygamber-i yola revan olmuş, kulluk çizgisini kendi cinsiyetinde en güzel bir biçimde gösteren öncüdür. Mücadelesi, dik duruşu, sabrı, azmi ve yorulmak bilmeyen enerjisi daima çalışma aşkıyla ahirete amel toplamaya götürüp dünyada da ölümsüz bir hayatı bırakmıştır.
 
Atalet, gevşeklik ve dünya endişesiyle yorulan ve hayat telaşesiyle zamanı heder eden Müslüman kadınlar Zeynep Gazali’nin hayatından ilham almalı ve yaşantılarını kıyas ederek sorgulamalılar. 
 
Biz bu güzide şahsiyetin hayatında en çok fedakârlık görüyoruz. İslam için fedakârlığın en güzelini yapıp da kullukta zirvelere çıkan bu hanım şahsiyetin hayatından çıkaracağımız en özlü mesaj fedakârlık olmalıdır.
 
Cesareti, kahramanlığı ve davetçi kimliği en belirgin ve bizi kendisine hayran bıraktıran özelliklerindendir. Bu öz tanıtımdan sonra şimdi onun hayatını anlatmaya çalışarak daha yakından tanıyalım.
 
Zeynep el-Gazali el-Cubeyli, 2 Haziran 1917 yılında Kahire yakınlarındaki Meyyit Yaiş Köyü’nde dünyaya gelir. 10 yaşına kadar eğitimini babasından alan Gazali, babasının vefatından sonra öğrenimine okulda devam eder. Başından iki evlilik geçmiştir. Her iki evliliğinden de çocuğu olmamıştır. Lise yıllarında Batılı kadınları savunan ve tesettüre karşı çıkan Hüda Şaravi’nin başkanlığını yaptığı Kadınlar Birliği’ne en genç üyesi olarak katılır. Baştan beri fikir ayrılıkları olan Şaravi’yle yollarını ayırır Kadınlar Birliği’nden çıkar.
 
1936 yılında Müslüman Kadınlar Birliği’ni kurar ve bir de dergi çıkarırlar. Bu birliğin yaptığı etkinlik ve programlar Abdunnasır’ı rahatsız eder ve birliğin yürümesi için Gazali’den Sosyalist Birlik’e resmi üyeliği ister. Gazali ise dik bir duruşla sert bir cevap verir: “Abdülkadir Udeh ve arkadaşlarını idam eden tağut Addunnasır yönetimini kabul edip Allah’ın huzurunda rezil olacaksam imzalamadan ellerim kurusun!” Bunun ardından Kadınlar Birliği kapatılır. Fakat olağanüstü genel kurul kararıyla bu kararı tanımadıklarını basın açıklamasıyla beyan eder. Özetle, “Derneğin, Allah’ın davetini yaymak ve Müslümanların her alanda kendilerine gelmelerini ve İslam’ın gereğini yerine getirmelerini hatırlatmak amacıyla kurulduğunu, Allah için çalışmalarını sürdüreceklerini, hiçbir yöneticinin Müslümanlara tahakkümünü tanımayacaklarını, Abdunnasır veya Sosyal İşler Bakanlığı’nın üstlerinde hiçbir otoritesi olamayacağını” açıklarlar.
 
Kadınlar Birliği’nin kurulmasından altı ay sonra Müslüman Kardeşler kurucusu Hasan El-Benna ile görüşür. El-Benna Müslüman Kardeşler içinde kadınlar için bir birim düşündüğünü ifade eder ve bu birimin başkanlığını yapması için Gazali’ye teklif eder. Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nda aktif rol üstelenmeyi reddeden Gazali, daha sonra bu teşkilata yönelik tasfiye girişiminin hemen ertesi günü El-Benna’yla görüşür ve “İslam’ın zaferi için çalışmak üzere sana biat ediyorum. Allah şahidimiz olsun. Bu yolda sarf edeceğim en ucuz şey kanım olacaktır.” der. Zeynep Gazali, Hasan el-Bennaya biat etmekle beraber, çalışmalarını kendi derneği çatısı altında sürdürmesinin daha faydalı olacağını düşünmektedir.
 
Müslüman Kardeşleri dağıtmaya yönelik baskı, cezaevi, işkence ve geride bırakılmış mazlum aileler kalır. Zindanlara düşen ve idam edilenlerin aileleri perişandır. Zeynep Gazali buna dayanamayıp hocalarından Muhammed el-Evden ile görüşerek çalışmalar yapmak istediğini söyler. Hocası da Gazali’nin biatını bilmekle beraber Müslüman Kardeşlere resmen dâhil olmamakla daha çok hizmet edeceği fikrine katılır. Gazali böylelikle geride kalan dul ve yetimlere el atında gereken yardımı yapar.
 
Mısır Devlet Başkanı Abdunnasır, Kardeşler Teşkilatı’nı tasfiye ettiğinde Zeynep Gazali’ni eşinin malına da el konulur. Gazali, dört kez tasfiye edilen Müslüman Kardeşler’in dağılmasının ardından yeniden toparlanmasında aktif rol oynar. 1965’te yoğun baskıların yapıldığı dönemde Müslüman Kardeşler’in üyeleriyle birlikte Gazali’de tutuklanır.
 
Zindan hayatında yaşadığı çok çetin işkencelerde bile geri adım atmayıp dik durması bir Müslüman kadın olarak takdire şayandır. Kendisi şöyle anlatır;
 
“34 nolu zindan, kabir gibi dar, karanlık ve korkunç bir yer, yani tam bir hücre. Benim yanıma iki köpek vererek kapıyı kilitlediler. Teyemmüm ettim, namaz kıldım. Kıblenin bile ne tarafta olduğunu bilemiyordum. Bir namazı bitiriyor, diğerine duruyordum. Allah’a beni bu zalimlerin belasından kurtarması için dua ediyordum, yalvarıyordum. Rükû’da, secde’de, köpekler üzerime tırmanıyor. Başımı, el ve ayaklarımı, yüzümü tırmalıyordu. Öldürmeden sadece acı çektirmek için eğitilmişlerdi. Ben ise dua ve istiğfar, yalvarma ve yakarma ile Allah’a el açıyordum. Bir saat sonra kapı açıldı ve köpekler çıkarıldı. Beni hastaneye kaldırdılar.”
 
Altı yıl hapiste kalır. Hapis hayatında itiraflara zorlanması, köpeklerin defalarca vücudunu parçalaması ve acıdan bayılıncaya kadar yediği sayısız kırbaç darbelerinin açtığı yaralar, ayaz kış günlerinde beline kadar soğuk sularda bekletilmesi onu yıldırmaz. 
 
Gazali, İslami tebliğini sürdürürken diğer yandan Hz. Asiye cesaretine bürünüp devletin baskı ve zulmünü teşhir etmekten de çekinmez. Ülkesinde şehir şehir, kasaba kasaba olarak dolaşıp tebliğ faaliyetinin en güzelini yapar. Kadını, erkeği ve genciyle herkese tebliği ulaştırır ve davetçiler yetiştirir. Ülke dışı olarak da Pakistan, İngiltere, Amerika, Arabistan, Sudan, Ürdün ve Cezayir gibi pek çok ülkeye tebliğ çalışmaları için seyahatlerde bulunur. Bir ara Türkiye’ye de uğrar ve dinleyenler üzerinde bıraktığı tesirin en büyüğü ilerleyen yaşına rağmen canlı, dinamik ve sağlam yapısıdır.
 
Son nefesine kadar davet çalışmalarını, gençlere yönelik tebliğini sürdüren Gazali dünyanın pek çok ülkesinde çalışmalarda bulunur.
 
3 Ağustos 2005 yılında vefat etmiştir. Fakat yaşantısı, adı yaşanılır kalmış ve örnek olmuştur.
 
Rabbim bizi onun gittiği yoldan gidenlerden, onun gibi dertlenenlerden ve koşturanlardan eylesin.
 
Esra Toprak | Nisanur Dergisi | Mart 2017 | 64. Sayı
 


 
28-03-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.