Mutlu Çocuk, Mutlu Ailede Yetişir

Röportajlarımız
Kıymetli okurlarımız, bu ay söyleşi köşemizde, sekiz çocuklu; kalabalık ve mutlu bir ailede dünyaya gelen Eğitimci Asiye Özışık Hanımefendi ile konuştuk.
Kıymetli okurlarımız, bu ay söyleşi köşemizde, sekiz çocuklu; kalabalık ve mutlu bir ailede dünyaya gelen Eğitimci Asiye Özışık Hanımefendi ile konuştuk. Kendisi aynı zamanda İlim Araştırma ve Kitap Severler Derneği’nin (Kitap-Der) başkanlığını yapıyor. Çocuğa din eğitimi vermenin öncellikle anne-babanın sorumluğunda olduğunu dile getiren Asiye Hanım “Anne-baba imanlı ve inançlı olursa, İslamî ve imanî değerlere sahip çıkıp yaşarsa; bu ailede çocuk için temel dini bir altyapı var demektir” açıklamasında bulunuyor.

Ailelerin, çocukları için dini eğitimin okulda verilmesinin yeterli olduğunu düşünmemeleri gerektiğini; evde de temel itikadı eğitimleri vermelerinin elzem olduğunu belirten Özışık “Maalesef okullarımızda ahlaki ve manevi yönde yeterli bir eğitim verilemiyor” diyerek, ahlaki ve manevi eğitim veren kurumların çoğalması yönünde çaba gösterilmesi gerektiğini vurguluyor.

İlim öğrenme ve kitap okumanın hayati derecede önem arz ettiğini söyleyen Asiye Hanım, ebeveynlerin kitap okumaya kendilerinden başlamaları ve çocuklarının kendilerini örnek almalarını sağlamaları gerektiğinin altını çiziyor. Çocukları kitap okumaya dâhil ederek de kitap okuma sevgisini onlara kazandırabileceklerini dile getiriyor.

Sizleri röportajımızla baş başa bırakıyoruz…

Asiye Hanım öncelikle -okurlarımızın sizi tanıması için- biraz kendinizden bahseder misiniz?

1983 yılında Kahramanmaraş’ta sekiz çocuklu; kalabalık ve mutlu bir ailede dünyaya geldim.
İlkokulu Kahramanmaraş’ta bitirdikten bir süre sonra evlenip Gaziantep’e yerleştim. Eğitim hayatıma dışarıdan okuyarak devam etmekteyim. Dört çocuk annesi olarak, çocuk terbiye ve eğitiminin ne kadar önemli olduğunu bilen bir birey olarak, kendimi bu yönde geliştirdim ve çevremi de bu konuda bilinçlendirmek için dernek ve kreş çalışmalarıma devam etmekteyim.

“MUTLU ÇOCUK, MUTLU AİLEDE YETİŞİR”

Başkanlığını yapmakta olduğunuz Kitap-Der neden kuruldu, misyonuna ilişkin neler söylersiniz?

İlim Araştırma ve Kitap Severler Derneği’mizi (Kitap-Der) kurma amacımızın başında, daha önceki saha çalışmalarımızda karşılaştığımız bir takım hususlar geliyor. Şöyle ki bizler bilinçsizlikten kaynaklanan aile içi şiddetin, mutsuzluğun, huzursuz ve geçimsizliğin; toplumumuzun aile yapısını bozduğu hakikatini esefle müşahede ettik. O ailede yetişen çocukların, mutsuz bir ortamda sorumsuz birer birey olarak yetişmelerinin de sorunlu bir toplumla karşı karşıya kaldığımız hususunda hiç de azımsanmayacak bir etkiye sahip olduğu hakikatini de…

Bizde bu noktadan yola çıkarak; ‘mutlu çocuk, mutlu ailede yetişir’ dedik, kendimizi ve çevremizi bu yönde bilinçlendirmek için böyle bir çalışmaya girdik. Dolayısıyla “Ağaç yaşken eğilir” sözünden yola çıkarak; eğitim faaliyetlerimizi aile ve çocuk eğitimi olarak sürdürmek istiyoruz. Bunun için de ilk önce kitap okumayı ve kitap sevgisini, ilim öğrenme aşkını ve öğrenme hevesini arttırmak için çalışmalarımıza başladık.

“ŞİDDETİN HER TÜRÜNÜ ÇOCUK ÜZERİNDE UYGULAYAN BİR TOPLUM HALİNE GELDİK”

Rabbimiz muvaffak etsin… Sizce de malumdur ki, çocuk eğitiminde ailenin bilhassa da annenin rolü büyük. Peki, eğitim kurumları bu hususta -kreş eğitimi veren biri olarak- nasıl bir paya sahip sizce?

Sizin de söylediğiniz gibi; çocuk eğitiminde annenin rolü çok büyük. çocuk ilk ve temel eğitimini anneden almaktadır. Kreş ve çocuk yuvaları; çocuk için destekleyici ama günümüzde gerekli olan eğitim birimleridir. Başta da belirttiğimiz gibi; “Mutlu çocuk, mutlu ailede yetişir”. Aile, İslami bir bilince sahip olursa, ancak o zaman aile içinde manevi ve huzurlu bir ortam oluşur.

Peygamber Efendimiz (SAV) buyurmuştur:

“Çocuklarının kendilerine itaatsizlik etmesine neden olan anne ve babaya Allah lânet etsin.”

Bu hadisi şerifte buyurulduğu gibi; çocuğun kötü yetişmesinde anne ve babanın rolü çok büyüktür. Çünkü çocuklar, anne ve babanın tarlasıdır. Bugün ne ekerlerse yarın onu biçerler. Temelinde İslami terbiye ile yetişen çocuk gelecekte huzurlu, manevi ve ahlaki yönden mutlu bir nesil yetiştirir. Yine bir hadisi şerifte Resulullah (AS) şöyle buyurmuştur:

“Çocukları sevin, onlara karşı şefkatli olun, onlara verdiğiniz sözü harfiyen yerine getirin; çünkü çocuklar, sizin onlara rızk verdiğinizi sanırlar.”

Bu hadisi şerife binaen çocuklarımıza sevgili ve şefkatli davranmamızı Efendimiz (SAV) bize emretmiştir. Maalesef günümüzde toplum olarak şiddetin her türünü çocuk üzerinde uygulayan ve psikolojisi bozuk olan bir toplum haline geldik/getirildik.

Bir Hristiyan ve Yahudi çocuğunun dini eğitimine azami derecede önem verirken, bir Müslüman, çocuğunun dini eğitimine neden önem vermemektedir? Hâlbuki uhrevi ve dünyevi eğitimleri alamayan çocuklar, yetişkin olduğunda inançsız ve ateist bir toplum haline dönüşebiliyor.

“OKULLARIMIZDA AHLAKİ VE MANEVİ YÖNDE YETERLİ EĞİTİM VERİLEMİYOR”

Hemen her duyarlı annede var olan bir kaygıdır, çocuğunun eğitim çatısı altında ahlaki açıdan çöküntüye uğrama ihtimali! Sizce de haklı bir kaygı mı, bu? Bunu bertaraf etme adına neler yapabilir ebeveynler?

Birçok ebeveyn gibi ben de bu kaygıya katılıyorum. Çünkü maalesef okullarımızda ahlaki ve manevi yönde yeterli bir eğitim verilemiyor. Ahlaki ve manevi eğitim veren kurumların çoğalması yönünde çaba göstermeliyiz. Hali hazırda ahlaki ve manevi eğitim veren kurumları desteklemeliyiz ve duyarlı anne-babalar olarak çocuklarımızı sadece okula bırakıp-almanın yetmediğini bilmeliyiz. Aynı zamanda duyarlı ve bilinçli ebeveynler olarak çocuklarımızın arkadaş çevresini ve eğitim durumunu takip etmemiz gerekir.

“EBEVEYNLER, KİTAP OKUMADA ÇOCUĞA İYİ BİR MODEL OLMALI”

Çocuklara kitap okuma sevgisi ve alışkanlığı aşılama adına annelere tavsiyeleriniz nelerdir?

Bu konuda ebeveynlere en önemli tavsiyemiz: Öncelikle kitap okumaya kendilerinden başlamaları ve çocukların kendilerini örnek almalarını sağlamalarıdır. Onları kitap okumaya dâhil ederek, kitap okuma sevgisini kazandırabilirler.

Çocuklarıyla kitap almaya giderek, onları kitap fuarlarına götürerek, kitap seçimini çocuğun ilgi duyduğu alanlara göre yaparak ve kitap okudukları zaman onları takdir ederek de kitap okuma sevgisini onlara verebiliriz.

Bilgisayardan/internetten televizyondan yapacağımız fedakârlıklarla ciltler dolusu kitap bitirebileceğimizi söylemeye bile gerek yoktur. Nefsani duygularımızdan azıcık da olsa fedakârlık etmek gerekir.

Her gün uyumadan önce az da olsa kitap okumayı alışkanlık haline getirebiliriz. Düşünün ki; okuma yazma bilmeyen bir ebeveyn, çocuklarına kitap okumayı sevdirmek için kitabı okuyor gibi yaparak, çocuklarına kitap okumayı sevdirmek adına ona örnek olmuşlar. Ve bu çocuk ilerde okumayı seven bir birey olmuş… Hal böyleyken, bizlerin elimizdeki bu gayet fazla imkânları değerlendirmesi gerekmez mi? Bilhassa da ilim öğrenme hususunda…

“ÇOCUĞUN KİŞİLİĞİ OKUL ÖNCESİNDE BAŞLAR”

Yeni eğitim dönemi başlamak üzere, malumunuz. Ahlaki değerler ve imanî hususlar noktasında hassas bir eğitimci olarak, çocukları okula yeni başlayan –ya da devam edecek olan- annelere tavsiyeleriniz nelerdir?

Okul ve eğitimin, öncelikle anne-babanın sorumluluğunda olduğunun kavranması gerektiği gibi manevi ve beşeri eğitimler için anne-babaların da istekli olması gerekir. 

Öte yandan sadece kendi çocuğumuzu değil tüm çocuklarımızı bu konuda gözlemlemek gerekir.

Üsdat Bediüzzamanın da dediği gibi çocuğun ilk ve temel eğitim kurumu ailedir! Üstad, “Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum” diyerek bizleri tek kendi evladımız için değil ümmetin tüm evlatlarına çocuklarımızmış gibi sahip çıkmamız ve eğitimlerine destek vermemiz hususunda teşvik ediyor.

Çocuğa din eğitimi vermek öncellikle anne-babanın sorumluluğudur. Anne-baba imanlı ve inançlı olursa, İslami ve imanî değerlere sahip çıkıp yaşarsa; bu ailede çocuk için temel dini bir altyapı var demektir. Aileler, çocukları için dini eğitimin okulda verilmesinin yeterli olduğunu düşünmemeli; evde de temel itikadı eğitimleri vermelidir.

Eğitimin ana rahminde başladığını ve bir annenin Kur`an okuması halinde çocuğun bunu hafızasına kaydettiğini belirtiyor eğitimci ve psikologlar. Son araştırmalara göre de ana rahmindeki embriyo, sekizinci haftadan itibaren annenin sesini duyuyor; annesi tarafından istenip istenmediğini, sevilip sevilmediğini hissediyor. Anne Kur`an okurken, dua ederken, ninni söylerken onu duyuyor ve bu sesleri hafızaya alıyor. Böylece zihinsel ve duygusal olarak dini eğitimin ilk temelleri atılmış oluyor.

Çocuğun kişiliği okul öncesinde başlar. Eğer çocuğa ailede dini eğitim verilmemiş ise dini eğitim yoksa okula başladığında dini eğitim alması ve bu eğitimin davranışlarına hal ve hareketlerine yansıması, okulda verilmesi ve kazandırılması çok zordur.

İnsan bilmediğinin düşmanıdır, derler. İnternet, televizyon ve gazeteler, her gün onlarca yalan-yanlış bilgilerle çocuğun beyninde kaos oluşturarak çocuğu olumsuz yönde etkilerken; ebeveynlerin çok hassas ve ilgili olması kaçınılmaz…

Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz…

Ben teşekkür ediyor; Nisanur Dergisi’ne yayın hayatında başarılar diliyorum…

Röportaj: Zehra Ayhan / Nisanur Dergisi - Eylül 2015 (46. Sayı)
 
24-09-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.