Mutlu Evlilik İçin…

Rana Çeçen
Evlilik, her toplum ve her dinde ayrı bir öneme haiz olan bağlardandır. Her toplumun bu bağı oluştururken ki şartları ve kuralları ayrı da olsa, hepsinde ortak olan; kendisiyle huzura kavuşacağı, bir ömür mutlu olacağı, her şart ve ortamda destek ve yardımcı olacağı bir hayat arkadaşına sahip olmaktır.
Bismillahirrahmanirrahim.

Evlilik, her toplum ve her dinde ayrı bir öneme haiz olan bağlardandır. Her toplumun bu bağı oluştururken ki şartları ve kuralları ayrı da olsa, hepsinde ortak olan; kendisiyle huzura kavuşacağı, bir ömür mutlu olacağı, her şart ve ortamda destek ve yardımcı olacağı bir hayat arkadaşına sahip olmaktır. 

İslam, bu bağı sadece dünya hayatıyla sınırlandırmayıp, ahiret hayatı için de değerlendirir.“Kişi evlenerek dinin yarısını tamamlar” diye buyuran Resulullah Efendimiz (SAV), evliliğin sadece insanlığın devamını sağlayan rutin bir olaydan çok daha önemli olduğunu belirtmiştir. 

Bu kadar öneme sahip olan bu olayın, o derece önemli bazı kural ve şartlarının olması da gerekir. Kur’an ve sünnet, daha evliliğe karar verme aşamasından başlayıp ömrün sonuna kadar nasıl davranılması gerektiğini, en ince ayrıntısına kadar tüm Müslümanlara ve insanlara açıklamıştır. 

Hz. Âdem (AS)’den son peygamber Efendimiz (SAV)’e kadar her peygamberin hayatına baktığımızda en güzel örnek olduklarını görürüz. Bu güzel örneklerden bir tanesi de Hz. Musa ve eşi Safure’dir. 

Hayâ timsali, feraset sahibi, çalışkan bir genç kız olarak, günümüz Müslüman genç kızlara güzel bir örnektir Safure. Hz. Musa, Firavun’nun sarayında yetişmesine rağmen Rabbinin inayetiyle hiç bir çirkin ve kötü davranışa bulaşmamış, temiz ahlak timsali olmuştur. 

“…Temiz kadınlar temiz erkeklere, temiz erkekler de temiz kadınlara layıktır…”(Nur / 26)Ayeti kerimesinde de belirtildiği üzere böyle temiz bir gence yine onun gibi temiz bir genç kız yakışırdı. Kur’an’ı Kerim’de Hz. Musa ile eşinin evlilik süreci şu şekilde anlatılır. 

Hz. Musa, Firavun ve kavminin zulmünden kurtulmak için Mısır’dan çıkıp Medyen’e doğru yöneldiğinde, “Umarım Rabbim beni doğru yola iletir” dedi. (Kasas/22) Medyen suyuna varıp bir ağacın gölgesinde dinlenirken, koyunlarını sulamaya kuyu başına getiren Medyen’li çobanlar ve kuyunun biraz gerisinde koyunlarını sulamak için bekleyen iki genç kız gördü. Kızların bu durumu dikkatini çektiğinden yanlarına yaklaşıp neden koyunlarını sulamadıklarını sordu. Genç kızlar erkeklerin arasına karışmadıklarını, onun için de onlar işlerini bitirinceye kadar sabredip beklediklerini ifade ettiler. Kur’an-ı Kerim, Kasas Suresi’nde şu şekilde ifade edilir bu olay; 

“Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Musa onlara ‘(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?’ dedi. Onlar, ‘Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır’ dediler. 

“Bunun üzerine Musa onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip, ‘Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım’ dedi.” 

“Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, ‘Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor’ dedi. Musa, onun yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şu’ayb, ‘korkma, o zalim kavimden kurtuldun’ dedi.” 

“Kızlardan biri , ‘Babacığım onu ücretle tut. Herhalde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır’ dedi.” 

“Şu’ayb, ‘Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık, şu iki kızımdan birini sana nikâhlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan, o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşallah beni salih kimselerden bulacaksın’ dedi.” 

“Musa, şöyle dedi: ‘Bu, seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husumet yok. Allah söylediklerimize vekildir.” (Kasas Suresi 23-28. Ayetler) 

Bu, Kur’an-ı Kerim’de anlatılan güzel kıssalardan bir tanesidir. Kur’an’daki hiçbir kelime, hiçbir cümle öylesine kullanılmış değildir. Her kıssada olduğu gibi burada da bize düşen dersi çıkarmamız gerekir. 

Rabbimiz biz kullarından istediği davranışları, bazen o davranışı sergileyen kullarını örnek göstererek yapmamızı istiyor. Hz. Şu’ayb yaşlı olduğu için koyunları kendisi sulamaya götüremiyor. Bu işi kızlarına bırakıyor. Çobanların hepsi erkek oldukları için iffet, hayâ ve imanlarından dolayı onların arasına karışmayı hoş görmeyen kızlar, onların işlerini bitirip gitmesini bekliyorlar. Güçlükle koyunlarını zapt etmeye çalışmalarına rağmen sabırla beklemeye devam ediyorlar. Peki ya günümüz Müslüman kadınları bu hassasiyeti taşıyabiliyorlar mı? Birçok yerde işlerini başka şekilde halledebilmelerine rağmen, maalesef gerek genç kızlarımız gerekse de kadınlarımız erkeklerle yapış yapış bir şekilde, gayet rahat ve normal bir tavırla, bir an önce işlerini bitirip gitmenin derdini yaşıyorlar. 

Hz. Safure, utana utana Hz. Musa (AS)’ın yanına gelip, babasının onu çağırdığını söyleyip yola koyulduklarında o önde, Hz. Musa arkada yürüyordu. Rüzgâr onun elbiselerini uçuşturunca, sıkılarak onları tutmaya çalıştığını gören Hz. Musa ona, arkasından yürüyerek kendisine yolu tarif etmesini istemiştir. Onun için de eve vardıklarında, babasına onun güvenilir biri olduğunu ve ücretle tutmasını teklif etmiştir. 

Eşler hayâ ve edep sahibi olunca, sarsılmaz bir güvenle birbirlerine bağlanırlar. Güvenin tam olduğu bir yuvada hiç huzursuzluk olur mu? 

Günümüz toplumuna bakalım, boşanmaların, kavgaların büyük çoğunluğu hep bu güvensizlikten kaynaklanmıyor mu? Gün geçmiyor ki, gerek kitle iletişim araçlarından ve gerekse de çevreden, dağılan yuvaların haberleri alınmasın. Eş adayı seçilirken öne çıkan kriterlerin başında fiziki güzellik, mal-mülk geliyor. İlk zamanlarda, nişanlılık döneminde her şey tozpembe ancak, aynı çatı altında yaşamaya başlanınca nasıl bir hata yapıldığı acı sonuçlarıyla anlaşılıyor. 

Hz. Şu’ayb misafir gencin tutum ve davranışlarını öğrenince, hiçbir gurur taşımadan, ona kızlarından birini nikâhlamayı tavsiye ediyor. Çünkü biliyor ki kız olsun, erkek olsun insanın evladı için en iyi eşi seçmesi, gururundan çok daha önemli ve gereklidir. Çünkü insanın eşi, cenneti de cehennemi de olabiliyor. Ve Hz. Safure edep ve ahlakıyla, bir peygamber kızı iken peygamber eşi olmakla şereflendiriliyor. 
 
Rana Çeçen | Nisanur Dergisi | Eylül 2017 | 70. Sayı  
 
09-09-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.