Nedir Kadını Yücelten?

Rana Çeçen
“Kadını olmayan erkek miskindir/fakirdir!” Yanındakiler: “Çokça malı olsa da mı?” dediler. Resulullah: “Evet, çokça malı olsa da!” buyurdu. Sözlerine devamla: “Kocası olmayan kadın da miskînedir/fakirdir” buyurdular. Yanındakiler: “Çokça malı olsa da mı?” dediler. Peygamberimiz: “Evet kadının çok malı olsa da!”
Bismilahirrahmanirrahim.


“Kadını olmayan erkek miskindir/fakirdir!”
Yanındakiler: “Çokça malı olsa da mı?” dediler. Resulullah: “Evet, çokça malı olsa da!” buyurdu. Sözlerine devamla: “Kocası olmayan kadın da miskînedir/fakirdir” buyurdular. Yanındakiler: “Çokça malı olsa da mı?” dediler. Peygamberimiz: “Evet kadının çok malı olsa da!” ( Kütüb-i Sitte)


İşte böyle buyurdu Fahri Kâinat Efendimiz (SAV). Çünkü hayatın bir ayağını kadın, diğer ayağını erkek oluşturur. Biri olmadan diğeri hiçbir anlam ifade etmez ve biri olmadan diğeri yarımdır, eksiktir. Bu bütünlüğün oluşmasında hiçbiri diğerinden daha önemli ve üstün de değildir. Her birinin yüklendiği görev ve sorumluluklar kendisine has ve özeldir. Kul olma ve ibadet etme açısından aralarında fark yokken karakter, güç ve kişiliklerine göre farklı görev ve sorumluluklarının olması da gayet doğaldır.


Ancak tarih boyunca, Allah’ın bu birbirinden farklı özelliklere sahip olan kulları arasında, bir rekabet ve çatışma oluşturulmaya çalışılmıştır. Bazen bu duruma dinler dahi alet edilmiş, herkes kendi düşüncesinin haklılığını dini temellere dayandırmaya çalışmıştır.


Aslında çok gereksiz ve boş bir mücadeledir bu! Kadın ve erkek, dünya hayatının var olması; hayatın devam edebilmesi için olmazsa olmaz ikilidir.


Suyun meydan gelmesine Rabbimiz, 2 hidrojen ve 1 oksijen molekülünü sebep yapmıştır. Ne hidrojenin bir kat fazla olması ona bir üstünlük verir, ne de oksijenin bir molekül olması ona bir eksiklik. İkisi bir araya gelmediği müddetçe, biri yanıcı diğeri yakıcı olmaktan kurtulamaz. Sönücü ve hayat kaynağı olabilmeleri birlikte olmalarına bağlıdır.


“Allah`ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah`tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten, Allah herşeyi bilendir.” (Nisa / 32)


İlk yaratılan erkektir ve yüce Allah ona, güç ve kuvvet gerektiren işleri yapabilme özellikleri yüklemiştir. Kadınlar biraz daha zarif, hassas ve narin yaratılmışlardır. Bu özellikleri ona daha bir değer katmakta, zarafet ve incelik vermektedir.


“Bizi tek bir nefisten yaratan ondan da eşini var eden ve ikisinden birçok kadın ve erkek var eden Rabbimiz” sınırlarımızı belirlemiştir. Kul olana, bunlara uymak düşer. Allah ve Resulü bir konuda karar verdi mi, mü’min kadın ve erkeklere düşen ona uymak olmalıdır. (bkn. Ahzab / 36)


Mü’min kadını Allah katında yücelten, ona üstünlük veren hiç şüphesiz ki takvasıdır; Rabbine bağlılığının derecesidir:


“Şüphesiz, Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü`min erkekler ve mü`min kadınlar, gönülden (Allah`a) itaat eden erkekler ve gönülden (Allah`a) itaat eden kadınlar, sadık olan erkekler ve sadık olan kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, saygıyla (Allah`tan) korkan erkekler ve saygıyla (Allah`tan) korkan kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren
kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah`ı çokça zikreden erkekler ve (Allah`ı çokça) zikreden kadınlar; (işte) bunlar için Allah, bir bağışlanma ve büyük bir ecir hazırlamıştır.”
(Ahzab / 35)


Bu, dünya hayatının bitiminden sonra başlayacak olan ebedi hayata hazırlık, en büyük ve değerli çalışmadır. “O gün, mü`min erkekler ile mü`min kadınları, nurları önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. ‘Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir.’ İşte `büyük kurtuluş ve mutluluk` budur.” (Hadid /12) Bu mutluluğa layık olan, bunun için uğraş veren kadınlar, en yüce şahsiyetli kadınlardır.


Rabbinin rızası doğrultusunda yol alan kadın, hem toplumda hem de kendi ailesi içerisinde özel bir yer edinir. Çünkü ahlaksızlığın her türlüsünün gün geçtikçe arttığı toplumların düzelmesi, kadının kendini düzeltmesiyle mümkün olur. Gün geçmiyor ki; cinnet geçirip, kendisine ve etrafına zarar veren insanların haberlerini duymayalım. Toplumun bu ifsadının en büyük nedenlerinden birisi de, hiç şüphesiz ki, kadını zevk ve sefa düşkünü, dünyaya bağlı bir kişi haline getirmektir.


Bir toplumun gelişmesini görmek için, önce o toplumdaki kadınlara bakınız, denilir. Çok da yanlış bir söz değil aslında, çünkü toplumu yetiştiren kadınlardır. Kadın, fertleri ne denli sağlıklı, ahlaklı yetiştirirse; o denli kıymet kazanır, hem Rabbi katında hem de toplum indinde.


Kadın nezafetin, düzenin simgesidir. Girilen ortama kadın elinin değip değmediği, ilk adımda fark edilir. Sokakta yürüyen bir çocuğa bakıldığında, onu annenin mi yoksa babanın mı giydirdiği hemen anlaşılır. Kadın, kendisi için Rabbi tarafından uygun görülen davranışları sergilediğinde yücelir. Dünyaperest kişiler tarafından biçilen rollere büründüğünde ise, bütün şeref ve izzetini belli bir süre sonra kaybeder. Ondan sonra artık ne kendisini mutlu edebilir ve ne de çevresindekileri.


Oysaki kadın, dünya ve ahiret dengesini sağladığında çevresindekilerle beraber huzur kapısından içeri adım atmış olur, şeref tacını takmış olur. Kadın çoğu zaman aileyi bir arada tutandır. Sıkıntı ve zorluklara karşı daha sabırlı ve tahammülkârdır. Sevdiklerinin istek ve rahatlığını, kendi istek ve rahatlığına tercih edendir. Gözyaşları çok çabuk aksa da, ardından hemencecik gülebilen varlıktır. Ne kadar kırılmış olsa da bir güzel sözle hemen affedendir kadın… Ve daha nice özellikler sadece kadına ait olan ve onu özel kılan niteliklerdir. Ancak bütün bunlara rağmen kadını asıl değerli kılan Rabbine olan yakınlığıdır.


Yani uzun sözün kısası aslında şudur; Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda kul olarak Rabbi katında, toplumda ve de ailesi içerisinde şeref bulmak, üstün olmak isteyenin, kadın olsun erkek olsun, nasıl bir yol takip etmesi gerektiği çok açık ve net bir şekilde anlatılır. Üstünlük, yücelik ancak ve ancak takvadadır. Gerisi şeytan aldatmacasından başka da bir şey değildir.


Rana Çeçen | Nisanur Dergisi | Ocak 2018- 74. Sayı

 


 
18-01-2018 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.