Öfke Baldan Tatlı Mıdır?

Reyhan Güneş
Aşırı sinirlilik dediğimiz öfke, insanoğlunun tahammül sınırlarını aşan bir durumla karşı karşıya kaldığı vakit kendini gösteren bir ruh halidir. Kontrol edildiği sürece sahibine de muhataba da pek zararı olmaz iken, kontrol edilmediği durumlarda; hem sahibine hem muhatabına çok ağır faturaların kesilmesine sebebiyet verir.
Aşırı sinirlilik dediğimiz öfke, insanoğlunun tahammül sınırlarını aşan bir durumla karşı karşıya kaldığı vakit kendini gösteren bir ruh halidir. Kontrol edildiği sürece sahibine de muhataba da pek zararı olmaz iken, kontrol edilmediği durumlarda; hem sahibine hem muhatabına çok ağır faturaların kesilmesine sebebiyet verir.

Öfke hali sevinç, mutluluk, üzüntü gibi gayet tabii bir durumdur. İnsanoğlu günlük hayatında çevresinde vuku bulan birçok olay karşısında sinirlenebilmekte, mevcut sorunu öfke ile karşılamanın mücadelesine girebilmektedir. Öfke patlamasına yol açan etkenleri saymak mümkün değilse de, genel itibariyle, aile içerisinde meydana gelen nahoş durumlar, kişinin iş hayatında yaşadığı olumsuzluklar, maddi sıkıntılar, manevi boşluklar, arkadaş ortamındaki gerginlikler gibi birçok etken saymak mümkündür.

Çağımızın en büyük hastalıklarının başında gelen psikolojik sorunların, kanser, hipertansiyon gibi tehlikeli hastalıkların en temel kaynağı olan öfke patlaması, sadece öfkelenen kişiyi değil; çevresinde bulunan hemen hemen herkesi tehdit altında bulunduran bir durumdur.

Öfkesine hâkim olamayan bir aile reisinin yuvasında açtığı tahribatlar, hem aile içerisindeki bireyleri, hem de toplumu zarara uğratacak kadar ciddi bir problemdir.

Günümüz dünyasında aile yuvalarının en belirgin, en yaygın ve en acımasız hastalığıdır öfke patlaması… Ailenin diğer fertleri tarafından kendisine haksızlık yapıldığını düşünen bir bireyin, aile içinde kendini haklama çabaları ile birlikte başlayan tartışmalar, hızla önü alınamayan kavgalara ve şiddete doğru yol almaktadır. Zira öfke patlaması, kişinin sağlıklı düşünmesinin önünü keser ve kişi konuşmaktan ziyade kabalık ile işin üstesinden gelebileceğine inanmaya başlar. Bu durum, sorunların çözümünü engellediği gibi; her halükarda sorunların büyümesi, telafisi mümkün olmayan yaraların açılması anlamını taşımaktadır.“Öfke ile kalkan, zararla oturur” atasözü, bunu en güzel şekilde özetler mahiyettedir.

Öfkesine hâkim olamayan insanların genellikle yalnız oldukları da gözlenen bir durumdur. Zira öfke hali ile kendilerinden bir kötülük doğabileceği hakikati, insanların kendileriyle iletişim kurmalarının önünü kesmek adına yeterli bir nedendir. Zira öfkesini kontrol edemeyen, tabir-i caizse gözleri dönen kişi, acıma ve merhamet duygularından tamamen ya da kısmen mahrum kalmaktadır.

Aşırı öfke çoğu kişide “çocukluktan kalma” olarak kabul edilir. Kişi, çocukluk döneminde yorucu ve ağır şartlarda bir yaşam sürmüş, sürekli dışlanmış, öfkeli ebeveynler- insanlar tarafından davranış veya konuşmaları engellenmiş ise bu durum çocuğun büyümesi ile daha bariz, daha çirkin bir hal almaya başlar. Yaşın ilerlemesiyle birlikte tabii olan her huy gibi öfke de insanda bir kişilik, bir karakter halini alır. Öfke patlaması; sevgisiz, şefkatsiz, huzursuz bir aile yuvasının nedeni olduğu gibi, genel olarak aile yuvalarının dağılmasının da en büyük sebebidir. Karı-koca arasındaki anlaşmazlıklarla beraber bir anda ortaya çıkıveren öfke hali, önü alınmadığı durumlarda aile faciaları ile noktalanmaktadır.

Öfke kendini gösterdiği ilk an, sahibi adına baldan daha tatlı iken; doğuracağı kötü sonuçlar itibariyle acıdır. Her öfke patlaması; kişinin ve muhataplarının ziyana uğraması demektir. Öfke kişiyi ve muhataplarını adım adım sevgiden, huzurdan, mutluluktan, güzellikten çekip aldığı gibi, öfkenin hâkim olduğu yerlerde korku, panik, üzüntü ve hatta isyan bile görülebilmektedir. Bu durumda öfkenin baldan tatlı olduğu gerçeği değil; doğurduğu zararlar göz önünde bulundurulmalıdır. Öfke ile kalkan kişinin, hem kendisine hem çevresine zulüm noktasına varacak kötülükler yapması, öfkenin baldan tatlı olduğunu değil, sonunun acı ve çoğu kez telafisiz olduğunu göstermek adına yeterlidir. Konuyla alakalı Firdevsi’nin“Ağaran saç, bir daha kararmaz” sözünü hatırlatmak gayet yerinde olacaktır.

Kadınlara nazaran erkeklerde daha sık görülen ve aile facialarına neden olan öfke patlaması kontrol altına alınabilir bir ruh halidir. “Sizin için Allah Resulü’nde güzel bir örnek vardır”(Ahzap/ 21) ayeti kerimesinin işaret ettiği noktaya baktığımızda, tüm insanlığı kendisine hayran bırakan bir ahlak, bir kişilik, bir karakter ile karşılaşmaktayız. İmtihanların en ağırına tabi tutulan Peygamberlerin, öfkelerine yenik düşmediklerini, her olaya hikmet nazarıyla baktıklarını, karşılaştıkları meselelerde güzel ahlak ile yol aldıklarını müşahede etmekteyiz.

Din-i İslam’da her kötülüğün bir tedavi şekli olduğu gibi, öfke patlamasının da tedavisini Fahr-i Kâinat (SAV)’ın şu hadis-i şeriflerinden öğrenmekteyiz:

“Öfke şeytandandır. Şeytan ise ateştendir. Ateşi söndüren ise sudur. Sizden biriniz öfkelendiği zaman hemen kalkıp abdest alsın.”

Bu hadis-i şerif ile hem öfkenin geliş noktasının hem de tedavi yolunun altı çizilmektedir. Yine başka bir rivayete göre, Allah Resulü (SAV) ashabına dönerek: “Size göre asıl pehlivan kimdir?” diye sorar. Ashab: “Rakibini yenen kişidir.” diye cevaplayınca Allah Resulü (SAV) “Hayır, asıl pehlivan öfkesine hâkim olandır” karşılığını verir.

Rıza-i ilahiye giden yolun asıl pehlivanları olmak duası ve temennisiyle…

Hayırla kalınız…

Reyhan Güneş | Nisanur Dergisi | Ekim 2017 | 70. Sayı
 


 
12-10-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.