Öğrenci Kardeşlerime - 2

Hacer Sara Arslan
Dünyevileşme tehlikesi Müslümanların birçoğunu kuşattığı gibi, eğitim yuvalarını da kuşatmış durumda... Zira bulundukları ortam buna oldukça elverişli. Manevi ruhun en önemli dinamiği olan iffet ve hayânın karma eğitim sebebiyle özelliğini kaybetmesi... Haram ilişkilerin normalleşmesi... Hatta dışarıdan örtülü, dindar olarak görünen gençlerin toplum içinde uygunsuz tavırlar sergilemesine kadar giden süreç...
Allah`ın selamıyla...

Geçtiğimiz ayda öğrenci kardeşlerimizin belirledikleri hedefle birlikte bir de "dert sahibi" olmaları gerektiğinden bahsetmiştik.

Evet, böylesine kirli bu çağın ve eğitim-öğretim yuvalarının içinde Meryem gibi, Yusuf gibi temiz kalabilmenin; tabi bununla birlikte Rabbi katında en yüce mükâfatlara layık olabilmenin yoludur bu... Hatta ilk sıraya derdimizi almak...

Dünyevileşme tehlikesi Müslümanların birçoğunu kuşattığı gibi, eğitim yuvalarını da kuşatmış durumda... Zira bulundukları ortam buna oldukça elverişli. Manevi ruhun en önemli dinamiği olan iffet ve hayânın karma eğitim sebebiyle özelliğini kaybetmesi... Haram ilişkilerin normalleşmesi... Hatta dışarıdan örtülü, dindar olarak görünen gençlerin toplum içinde uygunsuz tavırlar sergilemesine kadar giden süreç...

Bunun yanında notun, sınavların, başarılı olmanın; geleceğin her anının garantiye alınmasına yegâne sebep olarak görülmesi... Yıllarca kendisini okutan ailesine karşı kendini borçlu hissetmesi ve hırsının gittikçe doruğa tırmanması...

Farklı görüşlerle, dünyalarla, duygularla çok daha sık tanışılması... Hayata dair en önemli idealin meslek ve kariyer sahibi olmak olarak görülmesi sonucu, öncelik sırasının alt üst olması ve dünyaya asıl gönderiliş amacını unutması...

Bu ve benzeri daha birçok sebep... Ve bu sebeplerle hayat-memat meselesine dönen eğitim süreci... Böylece geçici hedeflere, yani dünyevi meşgalelere sımsıkı yapışma, asıl derdimizin, yani bizi sonsuz hedeflere ulaştıracak imanımızın selametini arka sıralarda kimsesiz bırakmak...

Kardeşlerim!

Üniversite ortamları malumunuz… Üniversitede okuyan bir öğrenci kardeşimle muhabbet ederken, okulda gördüklerini anlatıyordu. Özellikle başörtülü kızların maalesef sınırları zorladığından vs... Hele ki "İlk gördüğümde çok şaşırmıştım, okulu bırakmayı bile düşünmüştüm. Ama şimdi tuhaf gelmiyor, alıştık" demesi de ayrı bir yaraydı.

Hayır, alışmamalısınız! Şartlar ne kadar ağır olursa olsun bir davetçi edasıyla sürdürmelisiniz okul hayatınızı. Çünkü bu manevi erozyon bir gün sizin de ruhunuzu, kalbinizi ele geçirebilir.

Öğrencilik hayatı sizler için büyük bir fırsattır, bu fırsatı kendinizi davet sahasında hissetmekle değerlendirmelisiniz.

Arkadaşlarınızla olan her ilişkinizi bu temel amaç için dizayn etmelisiniz. Ne içi boş gezi turları ve eğlenceler yapmakla sosyal olabilirsiniz ve ne de gereğinden fazla ders çalışıp dünyadan soyutlanmakla ideal öğrenci...

"Allah`a çağıran, iyi iş yapan ve `ben Müslümanlardanım` diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?" (Fussilet / 33) Buyuran Rabbimizin belirlediği ölçü, her alanda uygulamaya konmalıdır. Hele ki başarı oranı oldukça yüksek olan üniversite, lise ortamlarında...

Derslerinizin yoğunluğu sizleri İslami çalışmalardan alıkoymamalı. Bir ayağınızın sürekli imanı diri tutmaya yönelik yapılan faaliyetlerde olması zorunludur. İki ayağınızın birden sosyalleşme, modernleşme adına ahlak dışı faaliyetlerin batağında olması, sizin için en büyük felaket tablosudur. Dışarıdan aldığınız manevi destekle, okulda davetçi vasfınızı itinayla sürdürmelisiniz...

"Evet, bu yol uzun olabilir, fakat bundan başka bir yol yoktur. Erlik bu yolda sabretmekle, azimli ve ciddi olmakla ve durmadan çalışmakla belli olur."
(Hasan el Benna)

Böylece hem hedefinizi gerçekleştirmiş, hem de derdinizin peşine düşmüş samimi kullardan olursunuz...

Bundan sonra, özelde öğrenci genç kızlarımıza önemli görevler düştüğünü hatırlatalım...

Eğer öğrenci evlerinde veya yurtlarda kalıyorsanız, işe evdeki manevi havayı korumakla başlamanız gerekiyor. Aileden bağımsız olmanın verdiği rahatlıkla değerlerinizden asla taviz vermemelisiniz. Evdeki arkadaşlarınızla belli bir program dâhilinde ibadi faaliyetleriniz olmalıdır. Birlikte kitap okuma saatleri, ders halkaları olmalı ve davet çalışmalarıyla ilgili sürekli istişare halinde bulunup bu konuda birbirinize yardımcı olmalısınız. Gündeminizi sadece okul ve sınavlar değil de, İslami faaliyetler belirlemelidir.

Okuldaki duruşunuzu, giyim kuşamınızı, sözlerinizi sadece İslam şekillendirmelidir. Dolayısıyla bu kimliğinizle yapacağınız her yanlış İslam`a mal edileceğinden bu yükün ağırlığını hissetmelisiniz. Sizi görenler, aziz dinimizin en güzel çehresini görmeliler. Yanlış ilişkilerden, menfaat ve çıkar odaklı sohbetlerden, hiç bir fayda sağlamayan aktivitelerden uzak durmalısınız. Derdinizi birinci sıraya alırsanız, Allah`ın nazarında birincilerden olacaksınız ve bu sizin için dünya ve içindeki her şeyden daha önemli olmalıdır.

Aklınıza gelebilecek her türlü engel sizleri asıl gayenizden uzaklaştırmamalıdır.

"İnsanlar iki konudan dolayı davetten geri durular. 1- Rızıkları 2- Ecelleri
Allah her iki konuda da hiç kimseye müdahale hakkı vermemiştir."
(Abdulcelil Candan)

Müdahale hakkımızın ve gücümüzün olmadığı bu iki hedefin bizleri Allah yolundan alıkoyması akıl karı değildir. Şu da unutulmamalıdır ki, derdinin peşine düşenin dünyevi hedeflerini de Allah en güzeliyle gerçekleştirecektir. Yeter ki, O’na olan inancımız ve güvencimiz sağlam olsun!

"Kim Allah`a karşı gelmekten sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu açar."
(Talak / 2)

Hacer Sara Arslan | Nisanur Dergisi | Mayıs 2017 | 66. Sayı
 
25-05-2017 1 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.