Olmazsa Olmaz!

Rumeysa Durmaz
Her birimiz karşımızdaki insandan bekleriz bunu ve bu yaklaşım her birimizin çok hoşuna gider şüphesiz. Uygulama konusunda yetersiz gördüğümüz kimseleri yargılar ve kınarız çoğu zaman. “Anlayışsız işte, ne olacak! Düşüncesiz…” diye yaftalarız hemen.
Her birimiz karşımızdaki insandan bekleriz bunu ve bu yaklaşım her birimizin çok hoşuna gider şüphesiz. Uygulama konusunda yetersiz gördüğümüz kimseleri yargılar ve kınarız çoğu zaman. “Anlayışsız işte, ne olacak! Düşüncesiz…” diye yaftalarız hemen.

Karşı taraftan her an beklediğimiz bu davranışı -nedense- kendimiz uygulama konusunda genellikle yetersiz kalırız. Bu yetersizliğimizin farkında bile değilizdir çoğu zaman. Çünkü bizim, her durum için mutlaka geçerli sebepleri olan, her şeyi düşünerek ve mantıklı nedenler çerçevesinde yapan bir insan olduğumuza inancımız tamdır. Ya da bu eksikliğimizi görmezden geliyoruzdur, kim bilir…

Neden mi bahsediyoruz? Empati…

Olaylara ve durumlara sadece kendi penceremizden ve kendi doğrularımızla bakmamız sonucu iletişim kopuklukları, kırgınlıklar, uzaklaşmalar, aradaki bağların kopması muhtemeldir. Ve eğer karşımızdaki de empati kurmaktan yoksunsa bu durumlar elbette ki kaçınılmaz olacaktır.

Özellikle aile bireyleri arasında bu tür sorunlar büyük çıkmazlara sebep olur. Zira muhatap olma durumu her halükarda devam eder ve bu durum her iki tarafa da büyük sıkıntı verir.

Empati kurmak, özellikle kadın açısından zorlanılmaması gereken bir durumdur. Çünkü kadın yaratılış itibarıyla duygusaldır, kuvvetli hislere sahiptir. Aynı zamanda karşısındakinin duygu ve hislerini anlama, hissetme konusunda da oldukça yeteneklidir. Peki, bir kadın çevresiyle ve özellikle de ailesiyle empati kurmakta neden zorlanır dersiniz?

Eşimizle, erkek çocuğumuzla veya erkek kardeşimizle zaman zaman empati kurmakta zorlanıyor olmamız doğaldır aslında. Çünkü onlar yaratılış itibarıyla bizden oldukça farklıdır ve bir kadının bir erkek gibi hissedebilmesi pek de kolay değildir. Ancak imkânsız da değildir.

Zira her kadında bir erkekle empati kurmasını sağlayabilecek kadar erkeklik hormonu vardır. Aynı şekilde erkekte de kadınlık hormonu vardır. Ayrıca erkeklerin duygusal anatomisi ve erkeklerle empati kurabilme konusunda yardımcı olabilecek birçok kaynak eser de vardır. Yeter ki biz yersiz bahanelerin arkasına saklanıp da empati ile aramıza duvar örmeyelim.

Bir kadının kaynanasıyla, görümcesiyle ve geliniyle empati sorunları yaşaması ise mantıken bakıldığında meydana gelmesi zor bir durumdur. Zira yaratılış olarak aynı, yani hemcinstirler. Üstelik her kaynana aynı zamanda bir gelindir, her gelin aynı zamanda bir görümcedir ve her gelin bir gün kaynana olacaktır. Yani konumlar da aynıdır. Peki, buna rağmen gelin- kaynana ve gelin-görümce arasında empati sorunları neden yaşanır?

Bir kadın düşünelim. Bir kızı, bir de oğlu var ve her ikisi de evli. Oğlu da, damadı da eşlerine karşı düşünceli, anlayışlı, merhametli ve yardımsever... Bu kadına soruyorsunuz, “Kızınla damadının arası nasıl?” Kadının ağzından bal damlıyor size cevap verirken. “Maşallah! Damadım öyle iyi bir insan ki. Kızımın elini sıcak sudan soğuk suya sokmaz. Bir dediğini iki etmez. Ev işlerinde bile yardımcı olur. Maddi durumu iyidir. Kızımın her ihtiyacını eksiksiz karşılar...”

“Peki, oğlunla gelininin arası nasıl?” diye sormayagörün! Yüz ifadesi hemen değişir. Az evvel bal damlayan ağızdan resmen ateşler püskürmeye başlar. “Hiç sorma! Böyle gelin düşman başına… Müsrif, işini bilmez, tembel, her işi oğluma yaptırır vs.” bitmek bilmeyen şikâyetler…

Halbuki dışarıdan baktığınız zaman her iki durum da aynı, ancak empati kuramayan kaynananın gözünden bakınca birbirinden tamamen farklı iki durum gibi görürsünüz.

Ve bir kadın daha düşünelim… Kendisi de erkek kardeşi de evli. Soruyorsunuz bu kadına, “Annenle yengenin arası nasıl?” Mahzun bir ifadeye bürünüyor ve “Ah benim zavallı annem! Hiç şansı yok. Gelini ona hiç değer vermiyor, saygı göstermiyor, sözünü dinlemiyor. Annem ona öz annesi gibi davranıyor ama o anneme dış kapının dış mandalı muamelesi yapıyor, hiçbir şeye karışmasın istiyor. Annedir, tabi ki bazı şeylere müdahale edecek. Bana hala her konuda müdahale eder. Bizim kötülüğümüzü mü istiyor sanki!” der.

“Peki, senin kaynananla aran nasıl?” dersiniz ve aynı anda yüzdeki tüm kaslar gerilir! “Böyle kaynana olmaz olsun! Her işime karışıyor, hiçbir şeyden anlamıyormuşum gibi davranıyor, sürekli bana akıl veriyor. Ben aklı başında yetişkin bir kadınım. Onun bana vereceği akla ihtiyacım mı var sanki vs.” uzar gider…

Yine dışarıdan bakan birinin aynı göreceği iki durum… Fakat anlatan kadının gözünde tamamen farklı durumlar. Basit birer empati eksikliği örneği.

Kızına toz kondurmayıp gelinini karalayan annenin empati kurup düşünmesi gerekir. Nasıl ki benim kızım benim ciğerimse gelinim de bir başka annenin ciğeri. Ben nasıl ki kızıma kıyamıyorsam, onun annesi de ona kıyamıyor. Kızıma nasıl davranılmasını istiyorsam ben de bana emanet edilen gelinime öyle davranmalıyım. Ama daha çok kaynana şöyle düşünür; “Benim kaynanam bana neler söyledi, neler yaptı ama ben saygıda kusur etmedim. Ben bir kelime söylesem gelinim on söylüyor. Biraz altta kalmayı bilsin.”

Hâlbuki “Saygıda kusur etmedim!” Dediği kaynanasına muhtemelen saygıda kusur etmiştir ve kaynanasının tavırlarını hiçbir zaman tasvip etmemiştir. Ayrıca kendi kızının aynı muameleye maruz kalmasını da asla istemez.

Yengesini beğenmeyen görümce ve kaynanasını karalayan gelin konumundaki kadına gelecek olursak… Empati kurup düşünecek olsa kendisinin yengesinden bir farkının olmadığını ve annesinin de kaynanasıyla tıpatıp aynı olduğunu açıkça görecektir. İşte o zaman annesini yol gösterici bilge bir kılavuz ve kaynanasını da her işe burnunu sokan bir baş belası olarak görmemesi gerektiğini anlayacaktır.

Empati kurarken de sadece karşısındakinin eylemine ya da sözüne odaklanan kişi başarılı bir empati kuramayacaktır. Misal, “Ben olsam bunu yapmazdım, o nasıl yapar” diye düşünmek yerine “Ona, bu davranışa mecbur olduğunu hissettiren neydi acaba? O anki psikolojisi normal miydi? Aynı şartlarda ben onun yerinde olsam ne yapardım?” Bu şekilde durumu farklı yönleriyle de düşünmek karşı tarafı daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır.

Tabi istisna durumlar da yok değildir. Kişi empati kurarak düşündüğü halde karşı tarafı anlamakta zorluk çekebilir. Böyle durumlarda karşısındakini olumsuz sıfatlarla yaftalayıp susmak ya da arkasından konuşmak yerine yüz yüze konuşmayı tercih etmelidir. Karşıdaki hatalıysa belki hatasını kabul edip özür dileyecektir ya da işin içinde bilinmeyen şeyler vardır da açığa çıkacaktır. Böylece sorun hallolacaktır.

Unutmamak gerekir ki; “Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen cevizin hepsini kabuk zanneder.” (İmam Gazali)

Rumeysa Durmaz / Nisanur Dergisi - Ekim 2016 (59. Sayı)
 
27-10-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.