“Rabbi Heb Li Mines-Salihin”*

Rana Çeçen
Zengin bir karı-kocanın hizmetlerinde çalışan fakir ailenin evlerinden, her akşam sevinç sesleri yükseliyormuş. Zengin karı-koca buna bir anlam veremezlermiş ve günün birinde zengin adam dayanamamış sormuş; “Siz bizim hizmetimizde çalışıyorsunuz, gün boyunca yoruluyorsunuz ama yine de akşam oldu mu evinizden sevinç sesleri yükseliyor, bunun sırrı nedir?”
رَبِّ هَبْ لِي مِنَ الصَّالِحِينَ

Bismillahirrahmanirrahim

Birçok kişi büyüklerinden şu hikâyeyi dinlemiştir:

Zengin bir karı-kocanın hizmetlerinde çalışan fakir ailenin evlerinden, her akşam sevinç sesleri yükseliyormuş. Zengin karı-koca buna bir anlam veremezlermiş ve günün birinde zengin adam dayanamamış sormuş;

“Siz bizim hizmetimizde çalışıyorsunuz, gün boyunca yoruluyorsunuz ama yine de akşam oldu mu evinizden sevinç sesleri yükseliyor, bunun sırrı nedir?” 

Hizmetli “Efendim! Bizim altın bir topumuz var, her akşam eşimle ben, onunla oynuyoruz, bütün sıkıntılarımızı unutuyoruz, bize mutluluk veriyor.” demiş. Zengin adam kendi kendine “bu kolay” demiş ve hemen kuyumcuya gidip altın bir top almış. Akşam, topu almış eşiyle birbirlerine atmışlar, bir iki gülmüşler ancak, daha sonra zevk vermez olmuş. Sabah olunca olanları hizmetlisine anlatmış hizmetli gülmüş ve “Efendim yanlış anladınız, altın toptan kastım, bizim bir çocuğumuz var, onunla oynarız.” demiş.
***

Çocuk aileyi şenlendiren, canlandırandır. Yüce Allah (CC) kimine kız evlat, kimine erkek evlat; kimine kızlı erkekli evlatlar verir, kimine de hiçbirini vermez. (Şura / 49-50) Çocukların yokluğu nasıl imtihansa, varlıkları da aynı zamanda imtihan vesilesidir. (Teğabun / 15, Enfal/28) Onun içindir ki; hem çocukların iyi yetiştirilmesi, hem de onlar sebebiyle dünya hayatına fazla dalmama noktasında ebeveynlerin dikkatli olması gerekir.

Her anne-baba çocuklarının dürüst, çalışkan, başarılı, kısaca güzel ahlakın gereği olan bütün huylara sahip olmasını ister. Dünyaya gözlerini açan yavrular arasında en çaresizi muhakkak ki insan yavrusudur. Diğer canlıların yavruları az çok kendilerini idare edebilecek şekilde bazı özelliklerle dünyaya gelirler. İnsanoğlu ise hemen hemen her şeyini gözünü açtığı çevreden öğrenir. Dini ve ahlakı da bunlar arasındadır. Resulallah Efendimiz (SAV), bu konuda şöyle buyurmuştur:

“Her doğan fıtrat üzere doğar. Sonra anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” (Buhari, Tirmizi)
 
Fıtrat, “Hakka yönelen bir kimse olarak yüzünü dine çevir. Allah’ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata sımsıkı tutun. Allah’ın yaratmasında hiçbir değiştirme yoktur. İşte bu dosdoğru dindir. Fakat insanların çoğu bilmezler.” (Rum / 30) ayet-i kerimesinden de anlaşılacağı gibi Allah-u Teâlâ’nın yaratıcılığını ve birliğini kabul etmek,  O’nun emirleri doğrultusunda yaşayabilmektir. Hiçbir çocuk aslen kötü değildir. Bundan dolayıdır ki; iyi ve kötüyü yapabilme özellikleriyle yaratılan insanoğlunun ailesine, bu konuda büyük sorumluluklar düşmektedir.

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz” (Buhari) diye buyuran Allah Resulü, sorumluluğumuz altındakiler hakkında uyarıyor. Bu sorumluluğu en güzel şekilde yerine getirebilmek için yapılması gereken en önemli şeylerden bir tanesi de, evlenilecek kişinin seçilmesinde titiz davranmaktır. Birçok kişinin ağzından çıkan “ahlaklı olsun, iyi olsun” sözüdür. Ancak pratikte bu çok gerilerde kalmaktadır. Kadın olsun erkek olsun ilk dikkat edilen şey, fiziki özellikler oluyor çoğu zaman. Oysaki “Dindar kadınlarla evlenin, kızlarınızı da dindar erkeklerle evlendirin.” diyen Resulullah (AS), aynı hayatı paylaşacak olanların eğer ahlakları güzel değilse, sadece yüzün güzelliği ile aile yuvasını devam ettirmelerinin zor olacağı konusunda ümmetini uyarıyor.

Salih evlatları da ancak gönülden Rablerinden korkanlar yetiştirebilir. Onun içindir ki; her Müslüman hayatını kiminle birleştireceğine çok dikkat etmelidir. Şunu da unutmamak gerekir ki; anne-baba nasıl ki salih bir evlat istiyorsa, her çocuğun da isteği iyi bir anne-babaya sahip olabilmektir. Salih evlat yetiştirebilmenin püf noktalarını, gerek yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de gerekse de Efendimiz (SAV)’in hayatında ve sözlerinde rahatlıkla bulabiliriz.

“Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşalar olan cehennem azabından koruyun.”
(Tahrim / 6) Diye uyaran Rabbimiz; “Aile fertlerine namazı emret ve kendin de ona devam et” (Ta-Ha / 132) buyruğuyla da aileye bir şey emredilince, kendimizin de bunu yapanlardan olmamız gerektiğini bildirir.

Çocuğun ailesini taklit ettiğini, aileden birilerini kendine model aldığını inkâr eden yoktur. O zaman salih evlat yetiştirebilmenin ilk şartı salih ebeveyn olabilmektir. Namaz kılınan her evde bulunan 1-3 yaşlarındaki çocuklar, aile fertleri namaza durduklarında mutlaka onların yanında, hareketlerini taklit etmeye çalışırlar. O çocuklar biraz daha büyüdüklerinde yetişkinleri ile beraber camilere götürülseler kolay kolay namazdan uzak durabilirler mi? Ancak ne yazık ki birçok anne-babanın önceliği çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamaktır.

Oysaki Allah Resulü (SAV); “Hiçbir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakmış olamaz” (Tirmizi) buyurur.

Çocuğuna ev, araba, kendisinden sonra sıkıntıya düşmemesi için, rahat bir hayat sürdürebilmesi için mal bırakabilmek için uğraşan ebeveynler, o çabanın belki de çok az bir kısmını manevi eğitimleri için verseler; onların hem dünyada hem de ahirette daha rahat bir hayata kavuşabilmelerine yardımcı olurlardı. Daha fazla kazanç için çalışan ebeveynler, çocuklarına ayıracak zaman da bulamazlar. Oysaki çocuklara sorulursa anne-babasının kendisiyle zaman geçirmesini birçok şeye tercih edeceklerini söyleyeceklerdir.

Aklından ziyade kalbiyle düşünen çocuklara sevgi ve şefkatle yaklaşılmalıdır. 10 yaşına geldiği halde namaz kılmayan çocuğun dövülmesi dışında, Allah Resulü (SAV)’nün hiçbir sözünde ve icraatında çocukların dövülmesi geçmemektedir.

Çocuklarımıza gereken dini eğitimi vermezsek, özellikle günümüzde onları farklı şekillerde eğitebilecek çok fazla kişi ve araçlar vardır. İslam davasını omuzlayan sahabelerin birçoğu bugün bizim çocuk dediğimiz yaşlardaydılar. Allah Resulü (SAV)’nün amcasının oğlu İbn Abbas (RA) küçük yaşlarda başından geçen bir hatırasını şöyle nakleder:

“Peygamber’in vefatı esnasında on yaşındaydım. Ve ben (Kur’ân’dan) el-Muhkem’i okumuştum.”

Kendisine ‘el-Muhkem’in ne olduğu sorulduğunda, onun el-Mufassal (yani Hucûrât Sûresi’nden sonra gelen 68 sûre) olduğunu ifade etmiştir. (Buhari) Hamur misali olan çocuk vaktinde şekillendirilmezse, kuruduktan sonra bırakın şekil almayı dağılıp gidecektir. Onun için de, ebeveynler, yaşına uygun yapabileceği şeyler konusunda onlara önayak olmalıdır.

*Hz. İbrahim’in duası - Saffat / 100 (`Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver` diye yalvardı.)

Rana Çeçen / Nisanur Dergisi - Haziran 2016 (55. Sayı)
 
21-06-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.