“Sağlığımız ve Bedenimiz, Allah’ın Bize Emanetidir”

Röportajlarımız
Kıymetli okurlarımız, bu ay sizler için Opr. Dr. Buhara Sultan Güney Hanımefendi ile kadın hastalıkları hususunda konuştuk.
Kıymetli okurlarımız, bu ay sizler için Opr. Dr. Buhara Sultan Güney Hanımefendi ile kadın hastalıkları hususunda konuştuk. Kadın hastalıklarının özel bir konu olduğunu ve mahremiyet/edep duygularıyla beraber düşünülmesi gerektiğini belirten ve doğumun başlı başına olağanüstü bir olay olduğunun altını çizen Buhara Hanım “Kadın da çok değerlidir bizim inancımızda. Doğar, babasına cennetin kapıları açılır; evlenir, eşinin imanının yarısını tamamlar. Anne olur, cennet ayaklarının altındadır. Ben de bu değerli kullara, kadınlara hizmet edecek bir meslek olarak kadın doğum uzmanlığı hedeflemiştim, nasip oldu” diyor…

Sizleri röportajımızla baş başa bırakıyoruz…

Buhara Hanım öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Adım Buhara Sultan Güney. 1975 Çorum doğumluyum. Çorum Anadolu Lisesini bitirip 1993 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandım. 1999 Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Kadın doğum ihtisasımı Zeynep Kamil Kadın-Doğum Hastanesi’nde yaptım. Çeşitli kamu ve özel hastanelerde çalıştım. 3 yıldır İstanbul Başakşehir Cerrahi Tıp Merkezi’nde mesleğimi icra etmekteyim.

Farklı bir isminiz var, bunun bir öyküsü var mı?

İsmim Buhara ama Buhara’lı değilim. Buhara, Özbekistan’da bir şehir ve İslam Medeniyetinde önemli bir merkez… Değerli ilim adamları ve âlimler yetiştirmiş. Babam öğretmen ve İslam tarihi hayranı... Bu nedenle bu kıymetli şehrin ismini bana vermiş.

“SAĞLIĞIMIZ/BEDENİMİZ, ALLAH’IN BİZE EMANETİ”

Peki, doktorluk mesleğini ve özellikle kadın doğum uzmanlığını tercih etmenizin sebebi nedir? 

Hekimlik çok kıymetli bir meslek dalı… Sağlığımız/bedenimiz, Allah’ın bize emaneti. Kadın hastalıkları ise bambaşka özel bir konu; mahremiyet, edep duygularıyla beraber düşünülmeli. Özellikle de doğum başlı başına olağanüstü bir olay. Kadın da çok değerlidir bizim inancımızda. Doğar, babasına cennetin kapıları açılır; evlenir, eşinin imanının yarısını tamamlar. Anne olur, cennet ayaklarının altındadır. Ben de bu değerli kullara, kadınlara hizmet edecek bir meslek olarak kadın doğum uzmanlığı hedeflemiştim, nasip oldu.

“İDRAR KAÇIRMA, ÇOK GİZLENEN VE ÇOK ÖNEMLİ BİR SORUN”

Hanımlar, size en çok hangi şikâyetlerle geliyorlar?

Hastalarımızın elbette ki en önemli bir kısmı gebelerimiz. Ancak gebelik dışında, hayatın her döneminde hanımların pek çok sıkıntıları olabilmekte... Adet düzensizliği, enfeksiyon ve akıntılar, adet sancıları, miyonlar ve yumurtalık kistleri, menopoz, karın ağrıları, çocuk sahibi olamama gibi daha pek çok konu başvuru sebebi olmakta…

Öncelikle idrar kaçırma önemli bir sorundur ve genellikle gizlenmekte. Genelde çok doğum yapmış, kilolu kişilerde ve belli bir yaş döneminden sonra sık rastlanılan, bazen hekime bile rahatlıkla anlatılamayan ancak çok da yaygın bir durum. Hanımların hayat kalitelerini kötü etkiliyor. Sosyal hayatında da ciddi bir sıkıntı tabi… Neyse ki son yıllarda çok başarılı tedaviler uygulamaktayız.

Farklı bir sorun da adet düzensizliğidir. İlk adet görme yaşı (genelde) 11-12, menopoza girme yaşı da ortalama 50-51’dir (tabi ki bazen bir kaç yaş erken ya da geç olabilir). Bu süreç, ortalama 3-10 gün arasında devam eder ve 21-38 günlük aralarla adet görmek gerekir. Bazı durumlarda bu bilgilerin dışında kanamalar olmaktadır. Bunlara ‘adet düzensizliği’ denir ki; mutlaka hekime başvurmayı gerektirir ve her yaş grubu için bu gereklidir.

“SON YILLARDA İNFERTİLİTE HASTALARINDA ARTIŞ İZLENMEKTE”

Son yıllarda çocuk sahibi olamamak arttı mı, arttıysa sizce bunun sebebi nedir?    
 
Evet, son yıllarda infertilite (çocuk sahibi olamama durumu) hastalarında artış izlenmekte. Bunda hayat tarzlarımız; az hareket etme, beslenme değişikliklerimiz, maruz kaldığımız kimyasallar ve çevresel sorunlar etkili diye düşünüyorum. Korunmasız bir yıllık evliliğe rağmen çocuk sahibi olamayan hastalarımıza bir takım tahliller yaparak nedeni bulmaya çalışıyoruz.  Bazen de hiçbir problem tespit edemiyoruz ki bu hastalarda ‘açıklanamayan infertilite’ diye tıbbi bir tabir de mevcuttur. Gerekli testler yapılıp ilgili tedavilere geçilir. Tedaviler sırasında da ümitli olup hekim takipleri düzenli yapılmalıdır. Elbette ki tevekkül halinde olmak gereksiz stresleri engelleyecektir. Fatır Suresi 11. ayet bu konuyla çok ilgili diye düşünüyorum.

“Allah sizi (önce) topraktan, sonra nutfeden yarattı. Sonra sizi çiftler (erkek-dişi) kıldı. O`nun bilgisi olmadan hiç bir dişi ne gebe kalır ne de doğurur. Bir canlıya ömür verilmesi de, onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır. Şüphesiz bunlar, Allah`a kolaydır.”

“GEBELİKTE MİGREN AĞRILARI AZALIR”

Hamileliğin kadın sağlığına etkileri nelerdir?

Gebelikte plesanta ve bebeğin ürettiği bir takım hormonlar vardır ki; bunların kadın sağlığına olumlu etkileri bulunur. Kadın fıtratında ana olmak vardır. Psikolojik ve duygusal açıdan bu dönem, kadına büyük bir mutluluk vermektedir. Steroid dediğimiz maddeler gebelikte kanda artış gösterir, böylece bağışıklık sistemini etkileyen birçok hastalıkta gerileme olur (romatizmal hastalıklar, astım, alerji, ülseratif kolit vs.). Ayrıca:

-  Adet sancıları, çikolata kistleri ve diğer yumurtalık kistleri gebelikte çoğunlukla kaybolur.
-  Migren ağrıları azalır.
-   Meme, rahim ve yumurtalık kanserlerine yakalanma ihtimali azalır.

Halk arasında şeker yükleme testinin anneye ve bebeğe zarar verdiği söyleniyor, bir uzman olarak siz bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?

Gebelik şekeri (Gestasyonel Diabete diye adlandırılır), gebelikte anne ve bebekte birçok olumsuz sonuçlara yol açar. Şeker yükleme testinde düşünüldüğü gibi çok yüksek düzeylerde glikoz alınmaz (75 gr. şeker yükleme testi yaklaşık 2 dilim baklavaya eşdeğerdir). Test sonucunda çıkan değerlere göre teşhis konur ve gerekli takip başlatılır. Şeker yükleme testinin sakıncalı olmadığı, Sağlık Bakanlığı Türk Jinekoloji Obstetrik Derneği ve bu konuda dünya çapında çalışmalar yapan derneklerce de açıklanmıştır. Ancak hastalarımız son dönemde bir takım sosyal medya haberleri nedeniyle yaptırmak istemiyor. Ben kendi takiplerimde istemeyen hastaya elbette zorla bu testi yaptıramam ancak aralıklı açlık ve tokluk kan şekeri değerlerini kontrol altında tutmaya çalışıyorum.
  
“EN ÖNEMLİ FAKTÖR GENETİKTİR”

Gebelikte vücutta çatlak oluşması normal midir ve bu çatlakları aza indirmenin bir yolu var mıdır?
      
Gebelikte kilo alımı ve hormonel değişime bağlı olarak karın çevresi ve diğer vücut bölgelerinde çatlaklar olabilir. En önemli faktör genetiktir. Çok sıvı tüketmek, bir takım nemlendirici losyonlar ve yağların kullanması çatlakları azaltabilir. Aksine, sigara kullanımı, az su içmek, kahve ve çay tüketimini artırmak, çatlak oluşumunu hızlandırır. Öte yandan genetik olarak çatlak oluşma meylinde olmayan bir gebe hiçbir şey kullanmasa dahi çatlak oluşmayabilir.

Düşük tehlikesi ile ilgili neler söylemek istesiniz?
        
İlk 20 haftadan önce gebeliğin sonlanmasına ‘düşük’ denir. Önemli kısmı ilk 12 haftadan önce görülür. Düşük tehdidi ise düşük ihtimalinin artması ve klinik ve muayene bulguları olarak bu durumun tespit edilmesidir. Tedavide sıvı tüketiminde artış, istirahat ve birtakım tıbbi ilaç kullanımları uygulanmaktadır. Yatak istirahatinin tıbbi olarak ispatlanmış faydası yoksa da pratik hayatta olumlu katkıları vardır. Ancak uzun süreli yatak istirahatinin de ödem ve pıhtı oluşumunda artış gibi riskleri mevcuttur.

“HİÇBİR KURAL, ALLAH’IN KOYDUĞU KURALIN ÖNÜNE GEÇMİYOR”

Unutamadığınız anılarınız varsa bizimle paylaşır mısınız?

Aslında böylesi anılarım hayli çok… Bir tanesini paylaşayım inşallah. 46 yaşında bir hanım bana menapoz şüphesiyle geldi. Yaptığımız tetkikler sonucu gebe olduğunu öğrendik. Bu bizim için sürpriz oldu. Tabi yaşının ilerlemiş olması ve şeker/tansiyon sıkıntısı olduğundan hastamı araştırma hastanesine yönlendirdim. Gittiği hastaneler yaşı ilerlediği ve şeker/tansiyon sorunu olduğu için doğumunu riski bulmuş ve hastayı kabul etmemişler. ‘Riski bir doğum, seni kabul edemeyiz’ demişler. Bunun üzerine hasta tekrar bana geldi. Baktım hiçbir yer kabul etmiyor; ‘Ya Allah’ dedim, hastayı doğuma aldım. İnanın o kadar kolay bir doğum oldu ki; kendisi de bebeği de sıhhatli bir şekilde taburcu oldular elhamdülillah…

Öte yandan nice olaylara şahit oldum ki; bunlar inancımı pekiştirmekle beraber işin ‘nasip’ boyutunu anlamada hikmetli noktalar. Gebe kalmaz, denilen; tıbben ‘sıfır’ ihtimali olan hastaların gebe kaldığına şahit oldum. Normal doğum yapamaz, denilen hastalara bizzat kendim normal doğum yaptırdım. Diğer yandan kanser olmuş, kendisine en fazla 5 yıl ömür biçilmiş hastaların nice 5 yıllar üstelik problemsiz olarak yaşadığını gördüm. Gerçek şu ki; tıpta iki kere iki dört etmiyor. Bu matematik kuralı değil ve iste orda devreye nasip giriyor. Tıpta buna ‘şans’ deniyor ‘ihtimal’ deniyor. Tabi biz buna ‘nasip/alınyazısı’ diyoruz. Hiçbir kural, Allah’ın koyduğu kuralın önüne geçmiyor. Bu durumu bir ablamız ‘makro planlayıcı’ tabirini kullanarak, gayet güzel ifade etmişti…

“BİR ANNENİN DUASINI ALMAK APAYRI BİR GÜZELLİK”

Son olarak, okurlarımıza neler tavsiye edersiniz?

Öncelikle belirtmek isterim ki ben mesleğime hep şükrediyorum. Zira benim için öncelikle dua kazanmak için bir kapı mahiyeti taşıyor. Düşünün ki doğum yapacak bir hanımefendi bebeğini kucağına aldığı andan itibaren günahsız ve tertemiz olarak adeta yeni bir hayata başlıyor. Bununla alakalı hadisler mevcut. Hal böyleyken bir annenin duasını almak, o zor ve özel anında yanında olmak apayrı bir güzellik. Allah muhafaza bedduasını da alabilirsiniz. Ama ben o kadar güzel dualar alıyorum ki; inanın işimin zorluğunu da stresini de ancak bu sayede atabiliyorum. Zira hem gecemiz gündüzümüz belli değil hem de risk haddinden fazla mesleğimizde. Bu noktada aileye çok iş düştüğünü düşünüyorum. Ailem beni, istediğim; severek yapabileceğim bir alanda okumak üzere destekledi, teşvik etti. Rabbim de nasip etti ve bu mesleği elime aldım.

Ailelere tavsiyem çocuklarını alt yapısını sağlamlaştırmak kaydıyla okutsunlar; insanlığın hizmetine olan ve çocuğun severek yapacağı alanlarda teşvik etsinler. Zira her insanın yetenek ve ilgisi farklıdır. Takdir edersiniz ki hizmet için maddi güç gerekli olduğu kadar alt yapı ve donanım da gereklidir. Kadın doğum alanı da hem çok özel hem de ziyadesiyle ihtiyaç duyulan bir alan olduğundan, elbette tavsiye ediyorum.

Buhara hanım, hastalarınızın her birine gösterdiğiniz hassasiyet, yakınlık ve ilgi çalışmış olduğunuz hastanede size duyulan teveccühün bir sebebi olsa gerek. Bugün biz bu durumu gözlemlemiş olduk. Ayrıca bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim…

Röportaj: Zehra Işık / Nisanur Dergisi - Nisan 2016 (53. Sayı)
 
20-04-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.