Şahsı Manevi ve Genç Davetçiler

Rümeysa Sülün
Bizler genç davetçiler olarak şu hızlı akan kanımızı, sürekli düşünen zihnimizi Rabbimizin davasını yüceltme adına kullanmalıyız.
Bu yazımızda şahsi manevi ve şahsi maneviyi oluştururken nelere dikkat etmemiz gerektiği hususunda durmaya çalışacağız inşallah. Risale-i Nur’da Üstad Bediüzzaman nefisleri terbiye etme adına şöyle ikazlarda bulunur:

“Her bir bitkinin, ağacın ve otların ipek gibi yumuşak olan kökleri ve damarları ‘bismillah’ der. Sert olan taş ve toprağı deler geçer. ‘Allah namına, Rahman namına’ der, her şey ona istediğini yapmaya hazır olur.”

Demek ki bizler bir şeyler yapmaya başlamadan önce Allah adına Rahman adına başlamayı hem zihnimize hem dilimize unutturmamalıyız. Eğer biz rızayı ilahi için yaptığımızı bir an bile aklımızdan çıkartırsak işte o zaman şeytan, bütün vücudun ve ruhun dili olan kalbe yerleşir. İşte o zaman ibadetler de, zikirler de, yapılan faaliyetler de haz vermemeye başlar. O halis niyetlerle başlanan hayırlı işler Allah’a yaklaştırmaz olur. Çünkü kişi rızayı ilahi yerine insanların övmeleriyle, onların yaptığı işlerden haberdar olmasını istemeyle meşgul olurken şeytan kaleyi çoktan fethetmiştir. Sultanlık tahtına çoktan oturmuştur.

Eğer davetçi, kendisine teklif edilen görevi Allah adına alırsa, küçük bir görev dahi olsa Allah’ın adını zikrederek aldığı için kazanan kendisi, mağlup olan nefsi olacaktır. Davetçi aldığı görevi ağır, zor olsa bile ‘elhamdülillah’ derse kazanan kendisi ve ahireti, kaybeden şeytan olacak. Başta demiştik ki şahsi maneviden bahsedeceğiz ama önce dili, zikri, kalbi arındıralım ki; Rabbimiz bizlere dava arkadaşlarımızı sevdirsin, birleşmeye dair attığımız adımlara Kudüs gücü versin.

Öncelikle şahsi manevinin neden bu kadar değerli olduğunu ve olması gerektiğini çözmek lazımdır. Hep bir ağızdan Müslümanlar, bütün sıkıntıların çözümünün birleşmek olduğundan bahsediyor. Ama bir türlü bir araya gelinemiyor. Müslümanların ezilmekten, zulme uğramaktan kurtulmalarının tek çözümü, tek çıkar yolu birleşmeleri, yani şahsi manevi olmalarıdır. Çünkü birleşerek çalışanların batıl da olsa neler yaptıklarını müşahede ediyoruz.

Bizler genç davetçiler olarak şu hızlı akan kanımızı, sürekli düşünen zihnimizi Rabbimizin davasını yüceltme adına kullanmalıyız.

Nasıl mı?

Öncelikle aramızda kan kardeşliğinden daha değerli bir kardeşlik olduğu inancını devamlı kendi kendimize hatırlatmalıyız. Aramızdaki sürtüşmelerin, birbirimizi çekememenin bizi tükettiğini kavramalı ve gençler olarak bunu İslami çalışmaları olan kardeşlerimize belletmeliyiz. Bugün kendi ülkemizde vahşetler, cinayetler yaşanıyorsa inanın bunda bizimde suçumuz var. Belki de o cana kıyanlar kadar suçumuz var.

Neden mi?

Çünkü bizler, İslam’ı yayma adına ihlasla ve şahsi manevi bilincinde çalışıyor olsaydık belki de bugün kötülükler bu kadar yayılmayacaktı. Şimdi biz hemen yan komşumuzdan başlamasak yarınlarımıza ekilmeye çalışılan merhametsizlik duygusuna, vahşice bir bencilliğe göz yummuş olacağız. Haliyle çok okuyup, çok zikretmeli ve güçlü anlatmalıyız Rahmanı. Çünkü gücü veren sadece O’dur. Gayretsizliğimizle gücümüzü alacak olan da O’dur.

Şayet bugün meydanlarda çıkıp mevlit mitingleri yapıyorsak, İslami gazete, dergi ve televizyonlarımız varsa bu çok büyük bir imkândır. Ve bu imkân da bizim için bir imtihandır. Kıymetini bilip bilmediğimizi Allah bizden soracaktır. Kevser havzı misali olan bu imkânlarımızdan kana kana içmeliyiz. Eğer bizler içmezsek insanlara İslam’ı sevdiremeyiz. Çünkü ikna edecek yeterli bir bilgimiz olmaz…

Bu imkânlara ödenen bedellerle kavuştuğumuzu unutamayız. Şehitlerin kanını, zindandaki Yusufilerin sıkıntılarını görmezden gelemeyiz. Birileri tembellik ediyor diye, birileri işten kaçıyor, bahanelerin arkasına sığınıyor diye, bizim de bunu yapmaya hakkımız yoktur. İslam ümmeti için bol bol dua etmeli, elimizden/dilimizden ne geliyorsa yapmalı ve -her fırsatta belirttiğimiz gibi- çalışmanın sonucunu Rahman’a bırakmalıyız.

Rabbim bizleri İslam davasına hizmet için kanı kaynayanlardan ve bir şeyler yapmak için çaba gösterenlerden eylesin. Çalışmalarımızı şehitlerin kanlarının bereketinden mahrum etmesin. Bizi bize bırakmasın. Ve şahsi manevi bilinci yerleştirsin… (Âmin)

Vesselam.

Rumeysa Sülün / Nisanur Dergisi - Nisan 2015 (41. Sayı)
 


 
21-04-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.