Sanal Dünya ve Kadının Sorumluluğu

Başyazı
Âdemoğlunun imtihanı yasak ağaç ile başlamıştı. İmtihan çeşitlenerek günümüze kadar devam edegeldi. İnsanoğlunun imtihanı kıyamete kadar sürecek, belki daha da şiddetlenerek devam edecektir.
 Bismillahirrahmanirrahim. 



“Dedik ki; “Ey Âdem, sen ve eşin Cennete yerleşiniz, oranın yiyeceklerinden istediğinizi bol bol yiyiniz, fakat şu ağaca yanaşmayınız, yoksa zalimlerden olursunuz.” (Bakara / 35)

Âdemoğlunun imtihanı yasak ağaç ile başlamıştı. İmtihan çeşitlenerek günümüze kadar devam edegeldi. İnsanoğlunun imtihanı kıyamete kadar sürecek, belki daha da şiddetlenerek devam edecektir. 

Çağımızın en çetin imtihanlarından biri de internettir. Yıllar önce televizyon evlere yeni yeni girmeye başladığında, bunun bir afet olacağını düşünen duyarlı Müslümanlar, televizyonun cihaz olarak helal, ancak programlarından dolayı içerik olarak haram olduğunu söylediler. Sonraları bu hassasiyet gittikçe azaldı ve içinde televizyonun olmadığı ev kalmadı. Teknoloji gelişti, ilerledi ve maalesef mütedeyyin Müslümanların evlerinde bile dev ekranlar odaların başköşesinde yerini aldı. 

Uydu yayınlarının yaygınlaşması, çanağı olmayan televizyon yayınlarına nispeten daha büyük şerler içeriyordu. Daha sonra internet yayıldı ve hemen her evde kendine yer buldu. Ölçüsüz olarak kullanılan internetin uydu yayınlarından geri kalır bir yanı yoktu. Hatta sanal ortamda canlı iletişimi içermesinden ötürü internet, uydu yayınlarından daha zararlı bir konumdaydı. 

Bu aşamalara 30–40 yaşlarındaki herkes şahit olmuştur. Yani çok da uzun bir tarihi süreçten söz etmiyoruz. Bu süre boyunca insanlığın hızla manevi çöküşüne şahit olduk. Çok rahat diyebiliriz ki teknolojinin bu yükselme ve ilerleme süreci, ters orantılı olarak insanlığın ahlaki çöküşünü de beraberinde getirmiştir. 

Müslümanlar, teknolojiye düşmandır gibi bir algı doğru değildir. Bir ürünü, kullanım amacına göre faydalı ya da zararlı hale getirmek insanın elindedir. İnternet de aynı şekildedir. Sanal bir dünyadır ve gerçek dünyadan belki yüzlerce, binlerce kat daha büyüktür. İçinde tıpkı şehirlerdeki gibi, suçluların, günahkârların kol gezdiği ve insanı insanlıktan çıkaran yerler vardır. Gerçek dünyada iyilik veya kötülük olarak her ne varsa aynısının daha fazlası internette de vardır. 

İnsanlık bu sanal dünyanın cenderesinde çırpınmaktadır. Bacılarımız da toplumun bir unsuru olmaları nedeniyle haliyle aynı tehlikeyle karşı karşıyadırlar. Çocuklarımızı, genç kız ve erkek kardeşlerimizi bu sanal afetin tehlikelerine karşı mücehhez kılmamız bu günün belki de en önemli vazifelerinden biridir. Bu vazifenin asıl muhatapları da “KADINLARIMIZ”dır. 

Bir kadın, eşinin saatlerce internet başında vaktini öldürmesine seyirci kalıyorsa, çocuğunun kendi özel odasında internete müsaade ediyorsa, kendisi de saatlerce akıllı telefonlarla meşgul oluyorsa bu kadın; “Cennet anaların ayakları altındadır.” hadisinde geçen anne vasfına sahip olmama riskiyle karşı karşıyadır. 

Evli bacılarımızın bu afetin zararlarını bertaraf edebileceklerine inanıyoruz. Bacılarımız, bu çağın en büyük şeytani oyunlarını alt edebilecek, kendilerini, eşlerini, çocuklarını ve yakın ilişkide oldukları genç kızları ve bayanları bu afetten kurtarabilecek bir güce sahiptirler. Çünkü Allah’a, ahirete, hesap gününe, cennet ve cehenneme inanıyorlar. Ne mutlu size ki; bu cihadın anahtarı sizlerin elindedir! 

Evet, anahtar sizdedir, ne yapabileceğinizi de bilirseniz, Allah’ın izniyle bu beladan kendinizi, eşlerinizi, çocuklarınızı ve çok sayıda bayanı koruyabileceksiniz. Bacılarımız, aşağıda sıralanan maddelere hakkıyla riayet ederlerse, inşallah ailenin huzur ve saadetine büyük katkı saylayacaklardır. 

–Evinize; resmi bir takım işlemler veya benzer bir takım zorunlu sebepler yoksa kesinlikle internet bağlantısı kurmayın. Bu zorunlu ihtiyaçlar bir yakınınızın evinde giderilebiliyorsa o şekilde karşılamaya çalışın. Söz konusu ihtiyaçlardan dolayı internetin zorunlu bir ihtiyaç olduğunu vicdanınıza kabul ettirdiğiniz anda bu yoldaki ilk tehlike ile karşı karşıyasınız demektir. Bundan sonra daha zorlu bir süreç başlayacaktır. 

–Kadınlarımızın, akıllı telefon diye zaruri bir ihtiyaçları yoktur. Sıralanan sebepler, mazeret değil, bahanedir. Bir bayanın bu çağda elbette bir telefona ihtiyacı olacaktır. Tuşlu, sade bir telefon da bu ihtiyacınızı karşılayabilir. İlla da akıllı telefona dokunmak, gezinmek gibi bir ihtiyacınız varsa, içine sim kart takılmamış bir tablet de işinizi görecektir. 

–Ailenin yozlaşması ve hassasiyetlerini kaybetmesi, anneden başlar. Anne zamanını kulağında telefonla tüketiyorsa, eşinin veya çocuklarının daha beter bir hale gelmesine zemin oluşturuyor demektir. Siz bunu yaparsanız başkasını engelleyemezsiniz. 

–Bir insanın telefonla konuşması çok doğaldır. Telefonla hal edilmesi gereken işler 3–5 dakikada sonuçlandırılabilir. Bu süreyi aşacak kadar konuşacaksanız, muhatabınızla yüz yüze görüşüp işinizi görün. Saatlerinizi alan bir konuşma, yüz yüze konuşmayı gerektiren bir konuşmadır ve telefonla bu işinizi halledemezsiniz. Sadece zaman kaybı olacaktır. 

–Hiçbir iş, aile fertlerinin ihmal edilmesine mazeret olamaz. Olsa olsa bahane olur. “Benim işlerim çoktur, ailemle yeterince ilgilenemiyorum.” diyen bir eş yanılgı içindedir. Bizim en mühim işimiz eş ve çocuklarımızla yeteri kadar ilgilenmek, sorunlarını dinlemek, nasihat etmek, zaman ayırmaktır. Hele saatlerini telefon veya bilgisayar başında harcayıp ev halkına yabancılaşan bir aile reisini, reis olarak düşünemeyiz. İşin bu noktaya gelmesine müsaade etmeyin. Taviz tavizi doğurur. Başta bu işin önünü almazsanız, yuvanızın yıkılışını yaşlı gözlerle izlemek gibi bir sonuçla karşılaşabilirsiniz. 

–Durum çok ciddidir ve çok vahimdir. Kesinlikle hafife almayın. Sıcak ve huzurlu bir aile, bu dünyanın en büyük güzelliklerindendir. Bunu kaybetme riski her zamankinden daha çoktur. Yuvanın birliğinin korunamamasında kadının da rolü az değildir. Kadın başarılı ise erkek ne kadar umursamaz olursa olsun, yuva korunacak ve erkek de olması gerektiği gibi olacaktır inşallah. 

–Çocuklarımız geleceğimizdir. Unutmayın ki her şeyimizi, en önemlisi de davamızı bu çocuklara bırakacağız. Allah’ın dinini bıraktığımız çocuklarımızı, bu mukaddes yükü taşıyabilecek bir şekilde yetiştirmemiz gerekir. Bunun da asıl mimarı kadındır. Hem gerçek dünyada, hem de sanal dünyada çocuğumuzu kapıp yutacak sayısız tehlikelerin olduğunu hatırdan çıkarmayın. Evde internet kullanma zorunluluğu varsa, oturma odasında, her yönden ekranı görülebilecek bir noktada olmalı, internet kullanım saatleri belirlenmelidir. Bu konularda taviz vermeyin. Günlük bir saat internet kullanımı ideal olanıdır. İki saat olursa çoktur, daha fazlası hızla bağımlılık oluşturacaktır. Bir süre sonra evinizde internet bağımlısı bir hastanız vardır demektir. İnternetin şifresini sadece siz bilin. Çocuklarınız bilmesin. Evde olmadığınızda interneti kesmelisiniz. Bu küçük tedbirleri hemen her anne baba alabilir. Külfeti az ama getirisi çok olan tedbirlerdir. 

–Bir çocuğun, internette serbest gezmesi, istediği saatlerde, istediği kadar ve kendi odasında bunu kullanması demek, çocuğu kaybetmek demektir. O çocuk ne size ne de Müslümanlara yar olur. Belki düşman olur. Sorumlusu da siz olursunuz. 10–12 yaşlarında olup birkaç kez görmemesi gereken görüntülerle karşılaşan çocukların psikolojisi alt üst olur. Bu bazen travmaya bile sebep olabilir. Birçoğu bu travmaya maruz kalmıyor ama bu kez de bağımlı bir hale geliyor. Bunlar tıbbi gerçeklerdir ve batılı ülkeleri de tehdit ediyor. Onlar da bunun çaresini bulmak için çaba sarf ediyorlar. Burada bahsettiğimiz bağımlılık oyun veya internet bağımlılığının daha ötesi bir durumudur ki buna müstehcenlik veya p. bağımlılığı deniyor. Böyle çocukları maalesef evlenme çağına geldiğinde evlilik bile kurtaramıyor. Bunlar üzerinde yapılan araştırmalar, evliliğin beklenen faydayı veremediğini ortaya koyuyor. Kısa süren ve boşanmayla sonuçlanan evliliklerin en önemli sebebi budur. Daha da kötüsü cinsel sapkınlıkların olmasıdır. Bu konuda daha fazla ayrıntıya girmek istemiyoruz. Ama siz en kötüsünü düşünebilirsiniz. İşte bu çocuklarımızın vebali bizim boynumuzdadır. 

–Yakın ilişkide olduğunuz genç kız ve bayanlara da bu tehlikeler konusunda sürekli ikaz ve hatırlatmalarda bulunun. Bu tehlikenin herkes için olduğunu hiç kimse unutmamalıdır. Zamanında İslam’ı okumuş, hatta hizmet etmiş birçok genç kız ve bayanın masum bir şekilde bu tehlikeli alana girip kendilerini kaptırmaları sonucu aileleri dağılmış, dünyaları harap olmuştur. Birbirine yakın bayanlar birbirlerinin güzellik ve zaaflarından genelde haberdar olurlar. Sevdiğiniz bir arkadaş veya yakınınızın bu yönü ile zaaflarını gördükten sonra bunları gizlemeniz ve söylenmesi gereken kişilerle paylaşmamanız ona iyilik değil, kötülük etmektir. Çünkü bu davranışınızla onun dünya ve ahiretinin heba olmasına göz yumuyorsunuz demektir.

Son olarak diyoruz ki yasak ağaca yaklaşmayın ve yaklaştırmayın. Siz yaklaşırsanız eş ve çocuklarınız da yaklaşır. Siz uzak durursanız onları uzak tutacak kudrete sahip olursunuz. En azından kendi sorumluluğunuzu yerine getirir, Rabbinize vereceğiniz cevabınız olur. 

Bu yazıyı eşinizle beraber okumanız, inşallah beklediğimiz faydayı elde etmenize daha fazla yardımcı olacaktır. 

Rabbim tüm annelerimizi, ablalarımızı, bacılarımızı ‘ayaklarının altında cennet olan’ annelerden eylesin. 

Allah’a emanet olun. 

Başyazı | Nisanur Dergisi | Ocak 2018 | 74. Sayı 

 

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYIN! 

 
 
 
 
08-01-2018 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.