Seçimlerimiz ve Biz

Rumeysa Durmaz
Çok eski zamanlarda bir fıçının içinde yaşayan Diyojen adında ünlü bir filozof varmış. Son derece fakir bir hayatı tercih eden bu filozofun içinde yaşadığı fıçı ve bir de çanağından başka dünyalık hiçbir şeyi yokmuş. Rivayete göre bir gün çeşme başında avucu ile su içen bir çocuk gördüğünde, “Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti” diyerek elindeki çanağı da atmış.
Çok eski zamanlarda bir fıçının içinde yaşayan Diyojen adında ünlü bir filozof varmış.  Son derece fakir bir hayatı tercih eden bu filozofun içinde yaşadığı fıçı ve bir de çanağından başka dünyalık hiçbir şeyi yokmuş. Rivayete göre bir gün çeşme başında avucu ile su içen bir çocuk gördüğünde, “Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti” diyerek elindeki çanağı da atmış.

Diyojen yine bir gün çeşmenin başındaymış. Kendine çorba yapmak için mercimek ayıklıyormuş. Onu gören, krala dalkavukluğuyla meşhur Kalisten, Diyojen’in yanına yaklaşarak alaylı bir tavırla ne yaptığını sormuş. Diyojen hiç istifini bozmadan, kendine çorba yapmak için mercimek ayıkladığını söylemiş.

Kalisten alaylı tavrıyla konuşmaya devam etmiş ve “Sen de benim gibi krala yanaşsaydın, mercimek ayıklamak zorunda kalmazdın” demiş. Diyojen ise lafını hiç esirgemeden cevap vermiş: “Sen de böyle mercimek çorbasına kanaat etmesini becerebilseydin, krala dalkavukluk etmek zorunda kalmazdın.”

Her insan, hayatının hemen her safhasında bazı seçimler yapmak zorunda kalır. Bu seçimleri yaparken de kimisi “emir kuluyum” deyip “ekmek parası” için ayan-beyan gördüğü haksızlıklara ortak olurken, kimisi “ben Allah’ın kuluyum ve rızkımı veren de O’dur deyip zulme başkaldırır.

Kimisi namaz saatiyle iş saati çakıştı diye namazı bırakır, kimisi işi…

Kimisi iş için tesettüründen vazgeçer, kimisi tesettür için işinden…

Kimisi beş para etmez TV programları için bile çocuğunun eğitimini boş verebilirken, kimisi çocuğuna daha fazla vakit ayırabilmek ve onu en güzel şekilde yetiştirebilmek için kendi şahsına ayırması gereken vakitten bile feragat eder.

Kimisi Kalisten gibi dünyalık sıkıntılardan beri durabilmek için dalkavukluk yapmakta bir beis görmezken, kimisi ise yaradılış gayesinden ödün vermemek, onurlu, şerefli bir hayat yaşayabilmek, dünya ve içindekilerin aldatıcılığına kapılmamak ve Yaradan’ın huzuruna alnı açık varabilmek için kuru ekmeğe bile rıza gösterir.

Kimisi nefsinin peşinden gider, kimisi ise Rabbinin gösterdiği yolda ilerler.

Her seçim bir vazgeçiştir ve her vazgeçiş bir seçim… Aslına bakarsanız kişinin hem dünyası, hem de ahireti cüzi iradesiyle yaptığı bu seçimlerle şekillenip yön bulur. Ve bu seçimler, kişinin sorumluluğunda olanları da az ya da çok etkiler.

Her ne kadar görünürde nefsinin peşinden giden kimse mutlu zannedilse de aslında o kimse, Hak yolda ilerlemenin her zorluğunu göze almış ve bu konuda asla taviz vermeyen kimsenin kuru bir lokma ekmekten aldığı lezzeti bile dünyadaki hiçbir nimetten almamıştır ve asla da alamayacaktır.

Nitekim ünlü imparator Büyük İskender, bir fıçıdan başka hiçbir şeyi olmayan Diyojen için, “Eğer Büyük İskender olmasaydım Diyojen olmak isterdim.” demiştir.

Rumeysa Durmaz | Nisanur Dergisi | Mart 2017 | 64. Sayı
 
25-03-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.