Şefkat Aklın ve İradenin Kontrolünde Olmalıdır

Aynur Sülün
Pratik akıl ve vicdan üzerinde çeşitli araştırmalar yapan Kant, vicdani konuları inceleyerek “İnsan bir takım sorumluluklarıyla birlikte doğar” sonucuna varmıştır.
Pratik akıl ve vicdan üzerinde çeşitli araştırmalar yapan Kant, vicdani konuları inceleyerek “İnsan bir takım sorumluluklarıyla birlikte doğar” sonucuna varmıştır.

Vicdana daha doğuştan yüklenen adaletli olma, şefkat etme, yalan söylememe, hırsızlık yapmama, cömert olma, yardımsever olma, adil olma, insanları sevme gibi duygular; insanın dünya hayatını kuralına göre yaşaması için verilmiş ahlaki duygulardır. Bu gibi duygulara sahip olan vicdan, insana devamlı iyiliği emredip kötülükten nehyeder; başkalarına karşı sorumluluklar yükler. Vicdanı iyi tahlil eden Kant da bu sorumluluklar üzerinde durmuş ve insanın vicdanını dinlediği taktirde doğruyu bulabileceğini belirtmiştir.

Tabi bu saf ve temiz ahlaki duygularla dünyaya gelen insan, maruz kaldığı yanlış yönlendirmelerin, İslami bir eğitimden uzak olmanın sonucunda vicdanındaki bu yönlendirmelerin sesini duyamaz hale gelir. Gün geçtikçe içinde kendisini devamlı yönlendiren vicdanına karşı sağır olur. Onun içindir ki; İslami ilimler hele böyle bir zamanda vicdana, kalbe, akla bir nurdur, bir ışıktır. İnsanın iç dünyasını karartan unsurlara karşı yine insanın kendi içinde bir ışık yakar, yolu aydınlatır.

Batılı bilim adamlarından Charles Pegy “Çocuk doludur, ama yaşlı bilgin boştur.” diyerek insanın boş bir levha gibi dünyaya gelmediğini, bilakis ahlaki duygularla doğduğunu belirtmiştir. Çünkü çocuğun fıtratındaki bu duyguları, taptaze ve henüz kirlenmediğinden vicdanının sesini duyar. Fakat Batıl bir ilimle beslenen, yanlış yönlendirmeler altında kalan kimse, bilge de olsa vicdanın sesine karşı körelmiş, içinde yatan hazinenin cahili kalmıştır.

Örneğin; caddede yürüyen kişi her ne kadar iyi duyuyor olsa bile, eğer etrafta çok fazla motorlu taşıtların sesi varsa yanında konuşan kişiyi duyamaz. Çünkü etraftaki sesler onun sesini bastırıyordur. Bu durumu hepimiz yaşamışızdır. İşte insana da arzuları, batıl ilim, yanlış yönlendirmeler galip gelirse; bir süre sonra o derinden gelen hakikatin sesini duyamaz hale gelir. Onun içindir ki; İslami ilimler, vicdanın sesi ile birebir uyumlu, o sesi duyma yetisini daima koruyucu ve tamamlayıcı bir görev görür.

İnsana doğuştan verilen vicdani duygulardan birisi de şefkattir. En yoğun kadınlarda olan bu duygunun temelinde ihlas olduğundan, menfaat gereği ortaya çıkmaz. Bu ihlas nedeniyledir ki Bediüzzaman kadınlara “Şefkat Kahramanı” demiş; kadınların bu şefkatlerinin İslami çalışmalarına ihlas olarak yansıyacağını ve berekete sebebiyet vereceğini belirtmiştir. 

Yavrusunu koruması, eğitmesi için kadınlara verilen şefkat (acıma) duygusu, günümüzde ‘insanlığın hidayetini’ amaçlayan çalışmalarda verimini göstermektedir. Fıtratını İslami ilimlerle koruyan Müslüman kadınlar, bugün birçok çalışmada bunca ev ve aile sorumluluğuna rağmen hiçbir karşılık beklemeden koşturmakta, verimli çalışmalar sergilemekteler.

Nefsani arzulardan olmayan şefkat duygusu, bazen insanın aklına muhalif kararlar verir. (Tabi akıldan kastımız nefsin kontrolü altına girmemiş olan, irade, ilim sahibi bir akıldır.) Bir konu hakkında şefkat duygusu insanı başka bir karar vermeye zorlarken; akıl daha başka bir karara teşvik eder. Aklı devreden çıkartan bir şefkat ise kişiyi köreltir. Yanlış sonuçlara ulaştırır, belki telafisi mümkün olmayan kararlar vermesine neden olabilir.

Örneğin; anne çocuğunu sabah namazı için kaldırmak istediğinde çocuk günü hasta bir şekilde geçirdiyse; şefkat (acıma duygusu), anneyi uyandırmamaya teşvik eder. Akıl (nefsin kontrolüne girmemiş olan) ise bunun ilerisini hesap eder. Bu yaşta hasta ve yorgun olduğu halde Allah’a kulluk yapmaya alışması gerektiğini, şimdiden namazlarını her engelde terk etmeye alışırsa hep böyle kalacağını söyler. Çocuğun her zaman Rabbine ihtiyacı olduğunu, şimdi ise bu haliyle her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğunu söyler ve çocuğu kaldırmak gerektiğine hükmeder. Burada aklın muhakemesi göz önünde bulundurulmayıp şefkatin dediği yapılırsa bu sonuç çocuğu dinini hafife almaya alıştırır. Her meşakkatte salih amellerini terk eden bir kişilik yetişmiş olur.

Yine birçok anne, ağır okul ödevi verilen çocuklarının hafta sonu ders halkalarına gitmesi noktasında yanlış kararlar verebiliyor. Çocuğun okul derslerinden dolayı mutsuz ve çıkmazda olduğunu görünce acıyor ve “Biraz evde dinlensin, bugün dışarı çıkmasın, hem okul derslerini ancak yetiştirir” diye yanlış hükümler verebiliyor. Sonra bu durum çocuğun İslami bir zafiyet, acziyet içine düşmesine; hayatının dizginlerini ‘heva, heves, makam’ hırsına kaptırmasına yol açıyor. Bir süre sonra anne ne kadar yanlış yaptığını fark etse dahi iş işten geçmiş oluyor. İşte aklı devreden çıkartan şefkat kişiyi böyle köreltebiliyor.

İslam filozofları, ahlakçılar; şefkat, merhamet, yardım etmek, sevmek, tevazu göstermek gibi daha birçok vicdani duyguların aklın kontrolünde olması gerektiğini, ancak bu şekilde kişinin doğru kararlar verebileceğini belirtiyor.

Yine İslam filozoflarına ve âlimlerine göre doğru bir akla ve iradeye sahip olabilmek için ise ‘akıl ve irade güçlendirilmelidir’. Akıl sağlam bir ilimle, ilmi çalışmalarla güçlenecek, kişiye doğru muhakeme yapma yetisi kazandıracaktır. Böylece akıl arzuların ardına düşmeyecektir. İrade ise ancak nefsin istekleriyle mücadele ederek güçlenecektir. Akıl ve irade ilimle, zikirle, ibadetle güçlendirilerek ferdi arzular, istekler, vicdani yönlendirmeler bunların kontrolüne verilmelidir.

Akıl ve iradenin tüm vücut üzerinde etkin olduğu bir kimse vicdani yönlendirmeleri doğru yerde, doğru zamanda kullanabilecektir. Mutahhari’nin deyimiyle böyle kimseler bir yerde gülden daha nazik, tevazu sahibi olurken, başka bir yerde dağ gibi sert olacak ve dik durabilecektir. İslam’ın ve Müslümanların geleceğini etkileyecek olan kritik kararlarda vicdani duygular akıl ve maslahatın önüne geçmemiş, birlikte hareket etmiş olacaktır.

Aynur Sülün / Nisanur Dergisi - Eylül 2016 (58. Sayı)
 
22-09-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.