Şehadet

Hacer Sara Arslan
Hesaplar, hesaplar, hesaplar... Ânın hesabından, yarının, yarınların hesabına... "Bitecek" korkusu... "Birikim" tutkusu... "Başarısızlık" kâbusu...
Hesaplar, hesaplar, hesaplar... Ânın hesabından, yarının, yarınların hesabına... "Bitecek" korkusu... "Birikim" tutkusu... "Başarısızlık" kâbusu...

Telaşlar, telaşlar, telaşlar... Yeme-içmenin telaşından, kilo alma-verme telaşına... "Ders-sınav" meşguliyeti... "Laf yetiştirme" seansları... "Zamanı tutamama" problemi...

Zihinler karışık, yorgun. Çünkü çok işleri var dünya insanının. Öyle ki, zaman yetmiyor. Hele para, hiç yetmiyor. Aslında hep eksik olanları tamamlama derdi. Âh ki ne âh! Boş vakit bulsak onu da boş işlerle doldurma hevesi...

Aslında o bir "ağacın gölgesi". Ne mi? Fazla düşünme canım; "Dünya" o. Hani adını denk gelirse bazen, ilahilerde duyduğumuz Önderimiz (SAV)`in tabiri bu... Onu yaşamına dâhil etmekten imtina eden, vah sen Müslüman! Halin nice ola? Hayatın ortada. Duruşun meydanda. Kurulma boş yere. Nasılsa güneş yakında söner ve gölge biter.

Yok yok! Biter dediysek, yolculuğun biter. Yolun bitmez. Menzilin yakında. Bir nefes var aranızda... Hani göz kapakların vefa etmez ya... Bitti dendi mi, kapanır. Ne eyvahları, ne gözyaşlarını dinler. Ölüm kapını çaldı mı; ne bir saniye ne bir yakarış dinler. Hani hayatın da vefa etmez ya...

Anla ki "yine dönüş O`na." Ne güzel bir dönüş yeri... Razı olmuş bir kalple, razı etme telaşı. Ve bu telaşla yolculuğu nihayete erdirmek... Ne ulvi bir son... Ne eşsiz bir başlangıç... Bu ne mi demek? Hayır, ölüm değil, bunun adı elbette "şehadet"...

Şehadet!

Avuntularımızdan, kuruntularımızdan, unuttuklarımızdan koparan bir ip…

Tutunduğumuzda, tutkunu olduğumuz dünyanın alçaklığını hatırlatan bir kurtarıcı…

Nefes...

Hayat...

Yeni... Yepyeni... Ve yeniden...

Şehadet!

Haram bin Milhan gibi "Kâbe’nin Rabbine andolsun ki, kazandım!" demenin şânı.
Hayatı ölüme şahid kılmanın diğer adı.

Kelepçelerin kırılışı.

Özgürlük...

İki kanadın… Uçuşun... Maşuğa koşuşun...

Şehadet!

Ali`nin kılıcı, Hüseyinlerin tebessümü, âşıkların armağanı...

Şubata bahar esintisi...

Benna`nın, Metin`in arzusu…

Kurtuluş...

Doğuş... Rıza makamı... Cennet anahtarı...

Şehadet!

Tarifi yaşayarak yapılan...

Adı kanla yazılan...

Kalbi ihlâsla atan...

Siper...

Bu Şubatta; tüm hesaplarını, tüm kaygılarını geçmişe göm. Senin gibi fani olan ve bir gün kursağında kalacak olan heveslerini de... Dur, düşün, telaşını sonlandır. Elinin tersiyle dünyayı itip, imanının gücüyle hayatını ve ölümünü Allah`a hasreden şahidlerin nidalarını dinle... Yürümeyi öğren, yaşamayı öğren, ölmeyi öğren...

Şehadet... Nefes, hayat, siper, kurtuluş, rıza makamı, cennet anahtarı...

Şehadet... Alınyazımız ol, hayatımızı hizaya koy, biz sana meftun, sen bize cömert ol...

Şubat şehidlerine özlem ve rahmetle!

Hacer Sara Arslan | Nisanur Dergisi | Şubat 2018 | 75. Sayı

 


 
21-02-2018 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.