Sevin! Bu Bayram Senin

Hacer Sara Arslan
Kâinatla, güneşle, çiçekle kulluk yarışına girdin... Onlar gibi itaatkar, masum ve eğik başlı olmayı seçtin... Dünya adlı meydanda kazananlardan olmak için didindin... Bunun için her anı gözden geçirdin... İşte o müjde dolu ay gelince manevi hazırlığa giriştin... Zihnini toparladın, söz verdin... Özenle koruduğun azığın kirlenmesin diye kalbine yöneldin... Riyayı, kibri, hasedi kovsun istedin... Her türlü nefsani arzulardan tiksindin...
Bu bayram senin... Hakkın, değerin, kıymetin...

Her marifet iltifata tabi... İşte kulluk marifetine bir bayram iltifatı, sevin!

Hira`da Maşuğunla hasbihaldeydin, daha bir gün öncesine kadar... Şimdi bedenini Hira`dan çıkarma vakti!

Günahlarına, isyanlarına, nisyanlarına ağladın durdun. Şimdi affolunma umuduyla gülme vakti...

Açlıktan kurumuş dudaklarına sevgi yudumları içirme vakti...

Duada unuttuğun ellerinle kardeşine sarılma vakti!

Seni armağan yağmurlarında serinleten Rabbine, şükürlerin en sahici olanından sunma vakti...

Durma sevin! Bu bayram senin...

Bir yıl bu ayı bekledin. Sabrına ilmik ilmik ayetler işledin... En sıcak hayallerine, en hayırlı amelleri ekledin... Ancak yürekle hissedilecek o manevi havada soluklanmak istedin...

Kâinatla, güneşle, çiçekle kulluk yarışına girdin... Onlar gibi itaatkar, masum ve eğik başlı olmayı seçtin... Dünya adlı meydanda kazananlardan olmak için didindin... Bunun için her anı gözden geçirdin... İşte o müjde dolu ay gelince manevi hazırlığa giriştin... Zihnini toparladın, söz verdin... Özenle koruduğun azığın kirlenmesin diye kalbine yöneldin... Riyayı, kibri, hasedi kovsun istedin... Her türlü nefsani arzulardan tiksindin...

Yücelere ermek için mücadele verdin. Ruhunu ahirete, affını Allah`a havale ettin...

Rahmet umdun, rahmet dilendin... Duayı kendine hakiki zırh edindin... Seccadeni gözyaşıyla, avuçlarını âminlerle besledin... Hiç bitmedi, tükenmedi şevkin...

Arındı, yükseldi, ait olduğu yere yerleşti sevgin... Şahlandı, taştı, yazdı kalemin... Sulandı, büyüdü, yetişti umut çiçeğin... Sustu, bilendi, terbiyelendi dilin!

Haydi, şimdi sevin!

Bu bayram senin...

Hakkın, değerin, kıymetin...

Dudaklarını iman suyuyla ıslattın... Tükenmiş kalbini oruçla ayağa kaldırdın... Ne hoştu; zikrin, sahurun, iftarın... Ne benzersizdi; özüne dönüşün, kendine gelişin, masivadan gidişin, kopuşun... Ne hızlıydı; günü, saati bu ayın... Ne bereketliydi, tefekkürle geçirdiğin her ânın...

Orucun, zekâtın, infakın... Haddi yoktu gönlündeki heyecanın... Dilini tutuşun, gözünü koruyuşun, mideni durduruşun... Ne âli bir yolculuktu, yaptığın...

Tebessümün, teravihin, tesbihin... Ne lezzetliydi iştiyakın... Zikrin, duan, yakarışın... Hiç bitmesin, bayramla taçlansın bu anın...

Durma sevin, bu bayram senin...

Resullulah`ı izle... Bayram sabahı guslünü al, en güzel elbiselerini giy... Namazını kardeşlerinle kıl... Sık sık tekbir getir... Teşekkür et... Bu anı gözle... O (SAV) böyle yapmaz mıydı?

Kardeşinden selamını, tebessümünü esirgeme... Kuşlara bile sevindiğini söyle... Hem bedenini hem kalbini süsle...

Allah`ın rızasını talep ettiysen bu endişe niye?

En çok sen sevin, sen gülümse...

Çocukların gözlerindeki bayram sevincini çal... Bayramı zulüm altında karşılayanlara da bir el uzat... Yetime, miskine, üzerine elbise yerine yoksulluk giyinmiş çocuklara bayramı hatırlat... Onlarla bayramın bayram olsun...

Unutma, unutmaman gerekenleri... Hatırla, hatırına gelmeyenleri... Bayram herkesin bayramı olmalı...

Sakın ha! İsraf etme... Gösterişe dalma... Allah`ın hoşnutluğu dairesinden çıkma...

Şükrü unutma... İstiğfardan ayrılma... Harama yaklaşma... Sana bu kutlu günü verenin rızası yoksa, bayramlar bayram olur mu?

Durma sevin, bu bayram senin...

Şöyle yazdı Şair:

"Dedi ki, yarın bayramdır, sen ne giyeceksin?
Dedim, çilenin dokunduğu çulu giyerim...
Fakirlik elbisem, sabır ekmeğimdir, yerim...
Halim buyken bana kırılmış mı diyeceksin?
Rızası varsa Rabbin çile bana bayramdır
Rızası yoksa O`nun, bayram benim çilemdir."


Rızaya erip çileyi bayram edinenlerden olmak duasıyla...

Bayramınız mübarek olsun...

Hacer Sara Arslan | Nisanur Dergisi | Haziran 2017 | 67. Sayı

 
12-06-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.