Sidretu`l Munteha Yolculuğu

Fahriye Genç
Miraç; sözlükte ‘yukarı çıkmak, yükselmek, merdiven’ anlamlarına gelir. İslam’da Hz. Peygamber (SAV)’in göğe yükselerek Allah’ın huzuruna kabul edilmesi olayıdır.
“Ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram`dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescide-i Aksâ`ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Şüphesiz ki O, her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.” (İsra / 1)

Miraç; sözlükte ‘yukarı çıkmak, yükselmek, merdiven’ anlamlarına gelir. İslam’da Hz. Peygamber (SAV)’in göğe yükselerek Allah’ın huzuruna kabul edilmesi olayıdır. Miraç olayı hicretten bir yıl ya da on yedi ay önce Recep ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleşir. Olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Hz. Peygamber (SAV), Mescidi Haram’dan Beytü’l Makdis’e (Kudüs) götürülür. Kur’an’ın andığı bu aşama, gece yürüyüşü anlamında ‘isra’ adını alır. İkinci aşamayı ise Hz. Peygamber (SAV)’in Beytü’l Makdis’ten Allah (CC)’a yükselişi oluşturur. Miraç olarak anılan bu yükselme olayı, Kur’an’da anılmaz ancak çok sayıdaki hadiste ayrıntılı biçimde anlatılır.

Hadis-i şeriflerde geçen rivayetlere göre Peygamber Efendimiz (SAV), bu yükselmede gök katlarını Hz. Cebrail ile birlikte aşarken sırayla Hz. Âdem, Hz. Yusuf, Hz. Yahya ve Hz. İsa, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim peygamberleri görmüş, yedinci kat gökten sonra Sidret`ül Münteha’ya çıkmıştır. Hz. Cebrail’in Sidret`ül Münteha’dan ileriye geçememesi üzerine yolculuğunu tek olarak sürdürmüş; zaman, mekân ve cihetin olmadığı ifade edilen katta Allah (CC) ile aracısız görüşmüştür.

Nitekim Kur’an’da Miraç`tan bahseden ayetler Necm Suresi’nde geçer:

“Muhakkak ki O, O`nu bir başka inişte daha gördü. Sidretü’l Müntehâ’nın yanında. O`nun yanında da Me’va cenneti. O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı. Göz şaşmadı ve aşmadı. Andolsun O, Rabbinin en büyük alametlerinden bir kısmını gördü.” (13-18. ayetler)

Sidretu`l Munteha, yaratılmış olanların gideceği son sınırdır, ötesi yoktur. Hz. Cebrail’in “Bir adım daha atarsam yanarım” dediği yerdir. O, zaman ve mekân üstü âlemin bilinmezliği ve erişilmezliğini anlattığı bu cümlelerde oraya gidebilen tek yaratılmış, elbette âlemlere rahmet olan Muhammed Mustafa (SAV)`dır.

Bundan sonrasını Peygamber Efendimiz şöyle anlatıyor:

Rabbimin ilhamı ile şunları okudum: “Ettehiyyatu lillâhi, vessalâvatu, vettayibatu.” Bunun üzerine Cenabı Allah şu mukabelede bulundu:

“Esselâmu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berekâtuhu.” (Ey Nebi, selâm sana olsun. Allah’ın rahmeti ve bereketi de sana olsun.)

Ben tekrar; “Esselâmü aleyna ve alâ ibadillâhissalihin” (Selâm bizim ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun) dedim. Sonra bu hadiseye baştan beri şahit olan Cebrail şöyle dedi:

“Eşhedu ellâ ilâhe illallah ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve rasuluhu.”

Yani bugün namazlarımızı eda ederken oturuşlarda okuduğumuz ‘Tahiyyat’ duası Allah (CC) ve Peygamber Efendimiz (SAV) arasında geçen selamlaşma duasıdır. Bu sebep ve vesile ile namazın hem miraç olayında emredilmesi hem de tahiyyatın geçmesi hasebiyle müminin miracı Allah (CC) ile buluşması olarak nitelendirilir.

Allah-u Teâlâ, Mirac gecesi Resulallah Efendimiz (SAV)’i şu üç müjde ve hediye ile birlikte ümmetine göndermiştir:

1. Ümmetinden Allah’a ortak koşmadan ölen kimselerin affedileceği.
2. Beş vakit namaz.
3. Bakara Suresi’nin son iki ayeti. (Müslim, Tirmizî, Nesaî, Suyutî)

Bu üç hediye, kıyamete kadar gelecek her mümine verilmiş en büyük hediyelerdir. Bu hediyeler kısaca; iman, namaz ve niyazdır. Bunların bu gecede ikram edilmesinin özel bir manası vardır. Onlar olmadan manevi miraç, yani yüce Allah’a yakınlık olmaz.

İsra-miraç olayı hem Kur’an-ı Kerim’de geçmesi hasebiyle hem de hakkında birçok hadis-i şerifin bulunması itibari ile müminler olarak o günün ve olayın gerçekleştiğine dair inancımız kaimdir.

Miraç Kandili, bu yıl 3 Mayıs Salı gününe denk gelmektedir. Diğer bütün mübarek gün ve gecelerde olduğu gibi bu mübarek geceyi fırsat bilmeli ve en iyi şekilde değerlendirmeliyiz.

Bu geceyi Kur`an-ı Kerim okuyarak, nafile namazlar kılarak, geçmiş yıllarımızın muhasebesini yaparak, günahlarımızın bağışlanması için Allah (CC)`tan af dileyerek ve Peygamber Efendimiz (SAV)`e salavatlar getirerek geçirmeliyiz. Hakeza gündüzünde oruçlu olarak, bu manevi atmosferi taçlandırmalıyız biiznillah.

Selam ve dua ile…

Fahriye Genç / Nisanur Dergisi - Nisan 2016 (53. Sayı)
 
23-04-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.