Tarihin Seyrini Değiştiren Bir İsim

Esra Gülşahin
Seyyid Kutub, 1906 yılında Mısır’ın Muşe Köyü’nde dünyaya gelir. İlköğretimi esnasında Kur’an-ı ezberler. Gençlik ve okul döneminde faal ve etkin bir öğrencidir. Özellikle şair ve edipleri, sert üslubuyla tenkit etmesiyle dikkatleri üzerine çeker.
Seyyid Kutub, 1906 yılında Mısır’ın Muşe Köyü’nde dünyaya gelir. İlköğretimi esnasında Kur’an-ı ezberler. Gençlik ve okul döneminde faal ve etkin bir öğrencidir. Özellikle şair ve edipleri, sert üslubuyla tenkit etmesiyle dikkatleri üzerine çeker. Bunun altında yatan sebep edebiyata olan müthiş ilgisi ve ona duyduğu zevktir. Edebiyat bölümü mezunu olan Seyyid, altı yıl öğretmen olarak çalışır. Eğitim bakanlığında müfettiş olarak atanır. Eğitim üzerine araştırma yapmak için devlet tarafından Amerika’ya gönderilir. Bu döneme kadar dergi ve gazetelerde yazılar yazar. Amerikan ve genelde batı yaşam tarzını eleştirip oradaki medeniyeti yapmacık olarak görür ve “İslam’da Sosyal Adalet” isimli eserini yayınlayarak gerçek adaletin İslam’da olduğunu vurgular.
 
Amerika’da gördüğü toplumsal zafiyet ve ahlaksızlık, içinde yeni kıpırdamaya başlayan İslam’a daha çok yanaşmasına ve batılı değerlerden uzaklaşmasına sebep olur. Ve bir dönüm noktası olan Hasan el-Benna’nın şehadeti ise onun İslam’ı ve İhvan-ı Müslimin Hareketi’ni daha çok sevmesine zemin hazırlar.
 
Kim demiş “şehitler ölür” ve “yok olur” diye?
 
Hasan el-Benna’nın şehadeti öyle büyük bir çığır açar ki, ardından Seyyid doğar. Şehadetin sesi ne kadar büyük ve yankısı ne kadar da tesirli olmuştur. Amerika ve İngilizler bu şehadet haberini bayram havasında kutlarlar, karşılarına Seyyid Kutub gibi öncü lider geleceğinden habersiz…
 
Mısır’a döndüğünde artık bir açıdan bayrağı o devralmıştır ve İhvan-ı Müslimin’e katıldıktan sonra örgütlenme ve eğitim çalışmalarını üstlenir. Teşkilatın gazete ve dergilerinde yazılar yazar. 1940’lı yıllardan itibaren Kur’an üzerinde araştırma yapar. Bu araştırmalar onu yepyeni bir dünyayla tanıştırır ve İhvan’a katılmasıyla da fikirler tam olarak İslam üzere yoğunlaşır.
 
Bu dönem Seyyid Kutub için önemli bir dönemdir. Davet, eğitim, cihad alanlarında baya aktif bir seyir izler hayatı. Cemal Abdünnasır’ın başkanlığındaki ihtilale olumlu tepkiler verir. İhtilalciler İslami çizgiler aştıklarında da onlara karşı tavır sergiler. Ve böylece onlar tarafından yargılanıp on beş yıl hapis yer. Anlatılması zor işkencelere tabi olur. İşkencelerden dolayı mide ve bağırsak kanaması geçirir. Cellatlar, eğitilmiş köpeklerle onu kovalar ve köpekler vücudunu parçalar. İnsan hakları temsilcisinin Seyyid Kutub’un vücudundaki işkence izlerini görmemesi için mahkemesi ertelenir. Ve on yıl kaldıktan sonra hastalığından dolayı serbest bırakılır.
 
Çok geçmeden o ve İhvan’ın önemli kişileri zindana konur. Ve Seyyid Kutub’un şehadete ulaşıncaya kadarki zindan hayatı başlar. Yine işkencelere tabi tutulur. Cellatlar dört gün boyunca onu bağlayıp yemekten içmekten keserler. Davasından vazgeçmeyen Seyyid’e bu sefer psikolojik baskı uygularlar. 25 yaşındaki yeğeni Rıfat Bekr eş-Şafi’yi getirerek gözleri önünde şehit ederler. Seyyid yine vazgeçmeyince bu sefer Azmi adındaki diğer yeğenini getirerek abisi gibi şiddetli işkencelere tabi tutarlar. O da az kalsın şehit olacaktır ve zalimler bununla da yetinmeyerek Şehit Rıfat’ın annesi Nesibe Kutub ile Seyyid Kutub’un kız kardeşi Emine Kutub’a da dehşet verici işkenceler yaparlar. Tüm bu işkenceler sonuç vermemiştir. Çünkü Seyyid davasında kararlı, istikrarlı ve mücadeleciydi. Caniler bu sefer de diğer kız kardeşi Hamide Kutub vasıtasıyla kendisine şu teklifte bulunurlar; “Şimdiye kadarki söz ve hareketlerinde yanıldığını beyan ederek Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır’dan özür dilediğin taktirde, idam hükmünü bozacak ve seni serbest bırakacaklar.”
 
Üstad’ın ise cevabı gayet nettir:
 
“Eğer Allah kanunu ile mahkûm edilmişsem ben Hakk’ın hükmüne razıyım. Eğer batıl kanunlarla mahkûm olmuşsam ondan daha üstün bir düşünceye sahip olduğum için batıldan ve münafıklardan merhamet dilemem. Allah’a şükürler olsun ki on beş sene cihat ettikten sonra bu mertebeye ulaştım. Ben Allah yolunda yaptığım iş için asla özür dilemem. Namazda Allah’ın birliğine şehadet eden parmağın asla bir tağutun hükmünü onaylayan tek bir harf bile yazmayacaktır!”
 
21 Ağustos 1966’da idam cezası verildiğinde Kutub bu kararı, tebessüm ve Allah’a kavuşmanın verdiği büyük bir mutlulukla karşılar. Bir gece Kutub’un idama götürülmek için hazırlanması emri gelir. Ona son olarak kelime-i şehadet telkin etmesi için bir hoca gönderirler. Bu zavallı, Seyyid Kutub’a şehadeti telkin edince Kutub; “Ben bu kelimeden dolayı idam ediliyorum, sen ise bu kelimeyi bana telkin etmekle ekmek yiyorsun!” der.
 
En gözde eserleri Fizilal’il Kur’an ve Yoldaki İşaretler’dir. Özellikle Yoldaki İşaretler’in tesir ve yankısı büyük olup o zamanki ülkemiz şartlarınca da bir dirilişe, silkinişe ve uyanışa vesile olmuştur. Ve Seyyid Kutub’un bu kitap dolayısıyla idama gittiği söylenir.
 
Seyyid Kutub bir dehadır. Yaşantısının pratik ve his anlamındaki uyumu ve söz ile eylem bütünlüğünü bu kadar yansıtması, etkilemesi açısından kâfidir.
 
Seyyid Kutub bir öncü liderdir. Hem kendi ülkesinde hem de diğer ülkelerdeki Müslümanlara o güzel akıl, basiret ve ferasetli ayet açıklamalarıyla bir ufuk açıp, İslam’ın keskin düşüncelerini bu denli açığa çıkarıp önümüze sunan bir lider.
 
Seyyid Kutub az rastlanır bir hayatı yaşamıştır. Hem şahit olup hem şehit olmakla ayrılmaz bir bütünü hayatıyla bize sunan son zamanların unutulmaz sembol ismidir.
 
Seyyid Kutub; cihad ve davet anlamında tarihe yön ve istikamet veren pasif değil de aktif bir rolü üstlenen bir şahsiyettir. 
 
O fikir, eylem, kalem, duruş ve mücadelesiyle hep özne olmayı becermiş bir dava adamıdır. Yolundan gitmek ve onun gibi yorulmak bilmeyen bir azmi kuşanmak tarihin yönünü değiştirecek kadar toplumda etkin olacaktır. Rabbim yolundan gitmeyi nasip etsin. 
 
Toplumumuzda kalemiyle ve eylemiyle hayatın seyrini değiştirecek ve zalimleri korkutacak bir güce sahip olmayı müyesser eylesin.
 
Baki muhabbetle…
 
Esra Gülşahin (Toprak)| Nisanur Dergisi | Haziran 2017 | 67. Sayı
 
10-06-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.