Taş Hafifse Elin Nerede?

Hacer Sara Arslan
Yaşamımız boyunca en çok kullandığımız ifadeler, dualar arasında yer alıyor “Allah rızası”. Peki, gerçekten de tüm eylem ve söylemlerimiz “Allah`ın rızası” için mi? Merkeze koyduğumuz, hoşnutluğunu kazanmak için uğraş verdiğimiz, uğruna türlü meşakkatlere katlandığımız gerçekten de Rabbimiz mi?
Yaşamımız boyunca en çok kullandığımız ifadeler, dualar arasında yer alıyor “Allah rızası”. Peki, gerçekten de tüm eylem ve söylemlerimiz “Allah`ın rızası” için mi? Merkeze koyduğumuz, hoşnutluğunu kazanmak için uğraş verdiğimiz, uğruna türlü meşakkatlere katlandığımız gerçekten de Rabbimiz mi?
...

Nefis! Ah şu nefis! Ah bir alabilseydik avuçlarımıza... Her yanını bürümüş hırstan, hevesten, hasetten olma dikenleri budayabilseydik! Ona sahici bir öğretmen, kararlı bir sahip olabilseydik. Ve o, kendisine verilen ihsanlarla yetinip, bize insan-ı kâmil olma yolunda yoldaşlık edebilseydi...

Şeytan ‘keşke’yi sever. Ama keşke; nefsi başıboşluk saltanatına iter. Allah ise yorulmamızı, çalışmamızı, öne atılmamızı, kul olmamızı ister. O halde ‘keşke’ye de başıboşluğa da ne dilimizde ne kalbimizde yer var. Olmamalı...
...

Önümüzde esefle izlediğimiz kul(lar) portresi var. Yani ben, sen, yani "biz"! Dilimizden düşmeyen “Allah” zikriyle, gönlümüzden uçan fedakârlık hissi… Taşın hafif olduğunu her fırsatta haykıran, fakat elini taşın altına koymaktan kaçınan... O taşın oradan kalkması gerektiğinin şikâyetini yapan fakat "Haydi!" dendiğinde arkasına yahut nefsine dönen bizler...

Evet, ağır bir yüktür omuzlarımızdaki. O yüzden herkesin omuz vermesi lazım ki istikamet vuku bulsun. Fakat iş söze geldiği zaman konuşan diller, uygulamaya geldiğinde neden suskun kalıyor? Hani Allah`ın rızasıydı önemli olan? Hani “O bizden razı olsun da, varsın herkes sırtını dönsün” diyorduk? Yoksa merkezde nefsimiz mi vardı?

Nefsi istediği için evinin bütün mobilyalarını değiştirebilen, bunun için borçlanan, eşini ikna etmek için tartışan bir kadın; mevzu hayır, hizmet kurumları olduğunda “Eşimin işleri iyi değil” “Eşimi ikna edemem” deyip Allah`ın rızasını bir kenara bırakıyor.

“Kim nefsinin bencil tutkularından korunursa, işte onlar kurtuluş bulanlardır.”
(Teğabün / 16)

Yeri geldiğinde "Ben çok güzel sohbet anlatırım.", "Ben şu işi yapsam daha iyi yaparım.", "Şu program şöyle yapılsaydı daha iyi olurdu." diye cümleler kuran bir kişiye hizmet imkânı sunulduğu zaman, bir sürü dünyevi bahaneler sıralayarak, nefsine hoş gelenden vazgeçmeyip suya sabuna karışmamayı tercih ediyor.

Bazen de kişi, fedakârlıkta bulunduğu zaman küçük düşeceğini düşünüyor. Hâlbuki izzet ve dik duruş yalnızca Allah`ın rızasını kazanmakla mümkün olur. Tarihte iz bırakan kahramanların hayatlarına baktığımız zaman, serdengeçti bir ruha sahip olduklarını görürüz.

Peki, iş eyleme geldiği zaman neden geri çekiliriz, bunu sorgulamak lazım. Yanılmıyorsak Allah bunun cevabını şu ayette veriyor:

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!”
(Bakara / 155)

İnsanın en büyük zaaf noktalarıdır bunlar. Ve bu zaaf noktalarından imtihan edilmekten her insan kaçar. Çünkü nefse en ağır gelen zafiyetlerdir. En başta ‘korku’nun yer alması da ilginçtir. Evet, insan refah ve rahat bir hayat yaşamak için, belli makam ve mevkilere gelebilmek için, insanların övgüsüne mazhar olabilmek için elini/eteğini bazı şeylerden çeker. Bunun altında yatan sebep, bu isteklerini elde edememesinden oluşan korkudur. Aslında konumuzu bir yönüyle ilgilendiren nokta da burasıdır. Korkusu yüzünden bir köşeye çekilenlerin, haksızlığa ve zulme bile bile sessiz kalanların sayısı diğerlerine oranla çok daha fazladır maalesef.

Elindeki mesleği gitmesin diye, gönlündeki Allah rızasından olmak... İnsanlar tepki vermesin diye Allah`ın ona bahşettiği yetenekleri hizmet yolunda kullanmayı reddetmek. Kendi nefsine gelince gayet cömert ama iş yardım, infak, sadakaysa cimrilerin en cimrisi kesilmek! İşte bu, acınılası ve yıkılası bir portre!

Çoğu kez "iki yol" diye tabir ettiğimiz yollardan biri nefis, öbürü Allah`ın rızasına götüren yoldur diyebiliriz. Zira şeytan da nefsimiz hesabına çalışır. O yolda şeytanın fısıltısını duyar, nefsimizin dediğini yaparız. İşte canını, malını, ömrünü Allah`a satmış bu çağın Meryemleri, Haticeleri, Asiyeleri artık bu yolda takılmadan ilerlemeliler. Fitne olan mal ve evlatları; yani aslında bu dünyanın tüm güzellikleri Allah`ın hoşnutluğunu kazanmak için sadece bir araç olsun...

Kab bin Malik (RA) bizim için önemli bir örnektir. Sadece bir kere nefsinin isteğini yapmasının bedelini çok ağır ödüyor. Hâlbuki bizim nefsi eğilimlerimiz onunkine oranla o kadar çok ki. Küçük bir gafletin dünyadaki cezası buysa, bizim binlerce gafletimizin ahiretteki cezası kim bilir ne olur...

Son olarak şunu da vurgulamak isteriz. Yazımızın başında dedik ki, gerçekten Allah`ın rızasını mı istiyoruz, yoksa nefsimizin mi? Şüphesiz ki hepimiz O`nun rızasını talep ediyoruz. Fakat niçin bu noktada zayıflık gösteriyoruz, gelin şu ayete göz atalım:

“Allah’a ve ahiret gününe iman eden hiçbir topluluğun, babaları, oğulları, kardeşleri yahut kendi soy sopları olsalar bile, Allah’a ve peygamberine düşman olan kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendi katından bir ruh ile desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan ve içlerinde ebedî kalacakları cennetlere sokacaktır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, Allah’ın tarafında olanlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Mücadele / 22)

Allah`ı razı etmenin yolu, Allah`tan razı olmakla geçer. Eğer gerçekten nefsimizin yıkıcı vesveselerinden kurtulmak istiyorsak, önce Rabbimize güvenimiz, sevgimiz, korku ve ümidimiz eksiksiz olacak... Ki dünyevi korkulardan emin olup, yalnız O`nun için çalışıp O`ndan taraf olabilelim...

Ey Rabbimiz! Senin razı olduğun kullarından olmayı bizlere nasip eyle. (Âmin)

Hacer Sara Arslan / Nisanur Dergisi - Kasım 2016 (60. Sayı)
 
20-11-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.