Tatil Sonrası Uyum Sorunu

Pedagog Meliha Timur
Uzun bir yaz tatilinin ardından yeni eğitim ve öğretim yılı başlamak üzere. Gerek okula yeni başlayan çocuklar, gerekse ileri sınıflarda bulunanlar, tatil sonrasındaki okul hayatına yeniden uyum sağlamada güçlüklerle karşılaşabilmektedirler.
Uzun bir yaz tatilinin ardından yeni eğitim ve öğretim yılı başlamak üzere. Gerek okula yeni başlayan çocuklar, gerekse ileri sınıflarda bulunanlar, tatil sonrasındaki okul hayatına yeniden uyum sağlamada güçlüklerle karşılaşabilmektedirler.

Planlı ve programlı yapılan tatil, insan hayatında önemli bir yer tutmakta ve tatil sonrası hayata geçişte zorluklar daha az yaşanmaktadır. Nitekim planlı yapılan tatilde insanın biyolojik ritmi tahrip olmamış, dengesi kaybolmamıştır. Buna karşı plansız ve programsız başıboş tatillerde, bozulan biyolojik ritmin yeniden ayarlanması bir hayli zahmetli olmaktadır.

Örneğin tatilde geç kalkmaya alışmış çocuklar, tatil sonrasında erken kalkmakta zorluk çekmekte, uykusuz ve yorgun okula gitmektedirler. Dolayısıyla tatildeki düzensizliğin tatil sonrasına yansımaması için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Ayrıca uzun süren tatillerden sonra derslere karşı bir isteksizlik, ödev ve ders takibinde sorumsuzluk çok yaygındır. Bu noktada veliler endişeye kapılmamalı, böylesi bir duruma daha tatilde iken bile hazırlıklı olmalıdırlar. Çocuklarında bu tarz sıkıntılar gören anne-babalar, bunun doğal bir süreç olduğunu ve bir süre sonra yeni tempoya ayak uydurulacağını bilmelidir.

Tatilin başlamasıyla strese giren, tatilin bitmesini dört gözle bekleyen, çocuklarına tatil sürecinde tahammül edemeyen, bir an önce okulların açılmasıyla rahat nefes almayı arzulayan ebeveynler, ilk önce kendilerini sorgulamalıdırlar. Çocuklarını tatilde başıboş bırakmakla, saatlerce televizyon karşısına oturtmakla, saatlerce uyumasına müsaade etmekle anne-babalar, çocuklarına iyilik ettiklerini düşünmesinler. Nitekim tatillerde başıboş bırakılan çocuklar, yeni başlayan eğitim-öğretim yılına yeniden adapte olmakta oldukça güçlük çekerle r. Bu, öğretmenlerine ve sınıf arkadaşlarına karşı saygısız davranmaya kadar bile gidebilir.

Okul hayatında oluşabilecek sorunları asgariye düşürmek için tatil süreci fırsata dönüştürülmeli, aile içi faaliyetlere yoğunluk verilmelidir. Bu, aile içi güvenin sağlanmasına ve güçlenmesine de zemin hazırlayacaktır.

Okula yeni başlayacak olan çocuklarda ise farklı sıkıntılar ortaya çıkabilmektedir. En başta okula adapte olma ve okuldan korkma sorunu. Okula başlama, tüm başlangıçlarda olduğu gibi, hem coşku, hem de biraz kaygı verici bir olaydır. Okula başlama; belirli bir olgunluğa ulaşma, sorumluluk alma, bunların getirdiği sevinç yanında, anne-babadan ayrı, kendi başına yeni ve bilinmez serüvene başlamanın korkularını birlikte içerir.

Okula   çocukların okula uyum konusunda daha az zorluklarla karşılaşmaları için ebeveynlerin çocuklarını okul hayatına ve temposuna önceden alıştırmaları gerekir. Aniden ve daha önce tedbiri alınmadan yepyeni bir hayata atılmak bırakın çocukları yetişkinleri bile güç duruma düşürmekte, zorluklarla karşı karşıya getirebilmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin, çocuklarını öncesinden okul hakkında bilgilendirmeleri gerekir.

Anne-babanın aşırı koruyucu tutumundan dolayı anne-babaya aşırı düşkün ve bağlı çocuklar, okula uyum konusunda diğer çocuklara nazaran daha çok zorluk çekmektedirler. Daha önce yalnız başına kapı önündeki markete bile gitmeye korkan veya anne-babası tarafından aşırı koruyucu tutumundan ötürü gönderilmeyen, hiçbir şekilde üzerine sorumluluk yüklenilmeyen, oyun ve arkadaş deneyimi olmayan çocuklarda; evden kopup okula başlama sorun oluşturabilir. Dolayısıyla çocukların davranış bozukluğunun nedenlerini soruştururken anne-babaların ilk önce kendilerini sorgulamaları ve hatalarını düzeltmeleri gerekir.

Problem çoğunlukla aileden kaynaklanıyor görünse de bazen okuldan kaynaklanan nedenlerden dolayı da çocuklarda okula uyum ve aynı zamanda korku sorunu oluşabilir.

Örneğin; duyarsız, sürekli emir veren bir öğretmen ya da başka bir okul personeli, uygun olmayan bir sınıf içi yerleştirme, teneffüs, sesli okuma, sınıf önünde ders anlatma, beden eğitimi gibi etkinliklerden korkup, gerçekleştirmede güçlük çekmesine rağmen bunları yapması için zorlanması… Okulda ya da okul yolunda fiziksel olarak tehdit edici bir yerin ya da birilerinin olması… Ahlaki düzeyin çok düşük olduğu, şiddetin ve belirsizliğin hüküm sürdüğü kötü bir okul ortamı… Okulda hırpalanmasına, reddedilmesine veya kavga etmesine yol açacak bir sosyal beceri eksikliği gibi durumlar…

Bu durumda anne-babalar, çocuklarında korkuya sebep olacak davranış ve tutumlar sergilememelidir. Çocuğa, okulun amacını açıklamak, okula gitmesi konusunda ailenin tüm fertlerinin kararlı ve tutarlı olması işe yarar. Okula gitmemesi halinde yapılan çalışmalardan geri kalacağı ve bunun kendisi için aksaklıklara yol açacağını anlatmaya çalışılmalıdır.

Çocuğunuzla, okula gitmemesi konusunda konuşmanız ve onun bu konuda kendi duygularını anlatmasını sağlamanız, empati kurarak hem sıkıntısını paylaşmanız hem de anlaşıldığını hissettirmeniz onun rahatlamasını sağlayacaktır.

Genel itibariyle çocuklarımızda görülen her türlü olumsuz davranışa karşı veya ileride görülme ihtimali üzerine anne, baba ve eğitimciler olarak çocuklarımızı eğitirken takındığımız tavra dikkat etmeliyiz.

Yaklaşım biçimimizin çocuklarımızda ortaya çıkan davranış bozuklukları, uyum sorunları ve ruhsal problemleri ortadan kaldırmada ne kadar önemli olduğunun bilincinde olmalıyız.
Anne-babalar olarak, ‘ona nasıl yaklaşırsam kendisi için daha iyi bir ebeveyn olurum?’ diye kendimize sormalıyız.

Çocuklarımızın bizlere verdiği mesajları iyi anlamalı, gelişim dönemlerini bilmeli, gelişim dönemlerine ait mesajları iyi analiz etmeli ve ona göre yaklaşmalıyız. Onların davranışlarında ve ruh sağlığında meydana gelen olumsuzlukları takip etmeliyiz. Çocuğumuz için doğru yardımı buluncaya kadar aramayı sürdürmemiz önemlidir.

Allah-u Teâlâ, çocuklarımıza karşı sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getiren kullarından eylesin bizi. Evlatlarımızı ihmalkâr ve anlayışsız bir tutumla değil, Allah’ın birer emaneti bilinciyle; merhamet, şefkat ve sevgi dolu yetiştirmeyi nasip etsin. Âmin!

Pedagog Meliha Timur / Nisanur Dergisi - Eylül 2015 (46. Sayı)
 
20-09-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.