Üç Aylara Girerken

Rana Çeçen
Bir yıl daha geride kaldı. Her geçen zamanla ecelimize bir adım daha yaklaşıyoruz. Kimi bunun bilincinde ona hazırlık yapmaya çalışırken, kimi da gaflet çukurunda hala şaşkın şaşkın debelenmekte. Dinin emir ve yasakları belli, kurtuluş reçetesi, kapıyı açacak anahtar belli.
Bismillahirrahmanirrahim
 
Bir yıl daha geride kaldı. Her geçen zamanla ecelimize bir adım daha yaklaşıyoruz. Kimi bunun bilincinde ona hazırlık yapmaya çalışırken, kimi da gaflet çukurunda hala şaşkın şaşkın debelenmekte. Dinin emir ve yasakları belli, kurtuluş reçetesi, kapıyı açacak anahtar belli. 
 
Mü’min Rabbinin rızasına ulaşmak için her dakikayı, her saniyeyi değerlendirmelidir. Bunun için özel günlere, özel aylara ihtiyacı yoktur mü’minin. Çünkü kul her anında Rabbinin rızasını kazanmanın gayreti içerisinde olmalıdır. Ayet-i kerimelerde ve sahih hadis-i şeriflerde belirtilen özel anları değerlendirmek, onları boşa harcamamak için ayrı bir gayret göstermenin önemi tartışma götürmez.
 
Ancak, acı ve üzüntü verici olan durum şudur ki; sair zamanlarda nefsinin arzu ve isteklerine gem vurmayan nice Müslümanlar sadece ve sadece belirli gün ve aylarda öyle bir gayret ve çalışma içerisine girerler ki gıpta etmemek elde değildir. Fakat o günler ve aylar geçtikten sonra yerlerine getirmeleri gereken farzlar da bile gevşeklik gösterirler.
 
Tevbe Suresi 36. ayette belirtildiği üzere; “Allah’ın, gökleri ve yeri yarattığı günden beri, ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü, haram (hürmetli) olan aylardır.”
 
Hadisin ifadesiyle de bu haram olan aylar, Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. Savaşmanın haram olduğu bu aylar dışında dinimizde ayrı bir öneme haiz olan Ramazan-ı Şerif ayı vardır ki, hem Kur’an-ı Kerim’in onda indirilmiş olması ve hem de farz olan orucun o ayda tutuluyor olması onu Rabbimizin rızasını kazanabilmek için bir fırsat ve hediye olarak görmemizi, değerlendirmemizi gerektirir.
 
Bunların haricinde bir ay daha vardır ki, Resulullah Efendimiz (SAV) özellikle oruç tutma konusunda bu ayı değerlendirmiştir.
 
Aişe validemiz (R. Anha) buyuruyor ki: “Resulullah’ın hiçbir ayda, Şaban ayından daha çok oruç tuttuğunu görmedim. Bazen Şaban’ın tamamını oruçla geçirirdi.” (Buhari)
 
Başka bir hadis de belirtildiğine göre, Şaban ayında niçin çok oruç tuttuğu sorulduğu zaman Resulullah Efendimiz (AS) buyurdu ki: “Şaban, öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gâfil olurlar. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim.” (Nesai)
 
Resulullah Efendimizin (SAV) Recep ayını nasıl değerlendirdiği ile ilgili olarak sahabe-i kiramdan şöyle bir hadis-i şerif nakledilmektedir;

“Resulullah (AS) Recep ayında bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz, (galiba) hiç yemeyecek (ayın her gününde tutacak) derdik. (Bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz; (Galiba) hiç tutmayacak, derdik.” (Buhari, Müslim, Ebu Davut)
 
Hadisi şeriflere baktığımız zaman Resulullah Efendimiz (SAV), halk arasında “üç aylar” olarak isimlendirilen Recep, Şaban ve Ramazan aylarına nasıl bakmamız gerektiği noktasında en güzel örnektir.
 
Özellikle Regaib Kandili olarak bilinen Recep ayının ilk Cuma gecesi, yine Mirac Kandili olarak biline Recep ayının 27. gecesi, Beraat Kandili olarak bilinen Şaban ayının 15. gecesi ve Ramazan ayının günleri içerisinde saklı bulunan Kadir Gecesi’nin nasıl geçirileceği ile ilgili halk arasında Kur’an ve sünnette olmayan birçok şey yapılmaktadır. Ne Resulullah (AS) ve ashabı ve ne de tabiun, bugün kutlandığı şekliyle bu ayları ve geceleri kutlamamışlardır.
 
Bugünlere has kılınan ve insana cennetin ve kurtuluşun anahtarını gümüş tepsilerde önüne getiren iki, dört rekâtlık namazlarla anahtarı alıp cennet kapılarını hemen açacağına inanan o kadar çok Müslüman var ki. Hatta her hangi bir sebepten ötürü bu ayları ve geceleri gece yarısına kadar, ya da sabaha kadar ibadetle geçiremezlerse büyük bir üzüntü yaşarlar. Aynı üzüntü kaçırılan farz namazlar içinse ne yazık ki, hissedilmemektedir.
 
Kur’an-ı Kerim’de bin aydan daha hayırlı olduğu ifade edilen Kadir Gecesi’ne rastlarsa ne yapması gerektiği ile ilgili Resulullah’a (sav) soran Hz. Aişe validemize Efendimiz’in cevabı; o geceye denk gelirsen, “Allah’ım! Sen affedicisin, affı seversin beni de affet” diye dua et, olmuştur.
 
Bazı vakitler, kişinin ibadetlere olan iştiyakını arttırmaya yardımcı olur. Ancak bu dinin aslından olmayan bazı şeyleri dine yerleştirmekle, sadece belli gün ve gecelerde yapılan şeylerle kişiye, ‘Allah’ın rızasını kazandın, cenneti hak ettin’ telkini vermemelidir. 
 
Resululah (AS)’ın ve her biri gökteki yıldızlar gibi olan ashabının dini yaşama ve anlama şekilleri tüm gerçekliğiyle hala taptaze olarak karşımızda durmaktadır.
 
Rabbimiz bizleri bu aylar ve günlerden en güzel şekilde istifade eden; namazı, orucu, hayır- hasenatı sadece bu aylara has kılmayan Resulü’nün sünnetine sıkı sıkıya sarılan kullarından eylesin. (Âmin)
 
Rana Çeçen | Nisanur Dergisi | Mart 2017 | 64. Sayı
 
25-03-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.