Ümmetin Kalbinde Filizlenen Genç

Esra Gülşahin
Mavi Marmara destanının en gür sesi… Vicdan rotasının en genç yiğidi… Hak yolunun unutulmaz kahramanı… Nur yüzüne şehadetin yakıştığı… Ümmetin kalbinde hayatı filizlenen genç: Furkan Doğan…
Mavi Marmara destanının en gür sesi… Vicdan rotasının en genç yiğidi… Hak yolunun unutulmaz kahramanı… Nur yüzüne şehadetin yakıştığı… Ümmetin kalbinde hayatı filizlenen genç: Furkan Doğan…
 
Şeyh Ahmed Yasin’in çağrısına icabet eden, ümmet coğrafyaları için kalbi sızlayıp gençliğinin baharına bakmayan, baharını cennette yaşayacağına ahdetmiş bir adımdır Furkan. Öyle bir adım ki; yürekleri dirilişe geçirmiş, ülkemizdeki gençliğe rol-model olmuş ve aşkullah nidasını hayatıyla hayatımıza resmeden bir isimdir Furkan. Hak ve batıl çizgisini ayrıştırıp ismini hayatına aksettiren Furkan, hak taraftarlığının mücadelesini Mavi Marmara’yla delil kılmıştır.
...
 
Furkan, 20 Ekim 1991 tarihinde ABD’nin New York eyaleti Troy şehrinde dünyaya gelir. 1993 yılında Doğan ailesi Türkiye’ye döner ve Kayseri’de yaşarlar. İlköğretim, ortaokul ve liseyi değişik okullarda tamamlar Furkan. Hedefi olan tıp fakültesini de kazanacak kadar yüksek puan alır. Lise son sınıftayken;  Gazze’ye uygulanan insanlık dışı ambargoyu kırmak ve Gazze’ye insani yardımı götürmek için ‘Rotamız Filistin Yükümüz İnsani Yardım’ sloganıyla organize edilen yardım filosuna katılmak üzere başvuruda bulunur. Uzun ve ailesiyle de olan ısrarcı tutumu ve istişare sonucu yardım filosuna Kayseri’den katılacak dokuz yardım gönüllüsü arasına adını yazdırmayı başarır.
 
Gazze’ye insani yardım götürmek üzere bir yolcu gemisi ve altı yük gemisinden oluşan yardım filosu, 28 Mayıs 2010 tarihinde Antalya’dan demir alır. Akdeniz’in uluslararası sularında seyreden yardım filosuna İsrail askerleri tarafından yapılan insanlık dışı saldırı sonucu 31 Mayıs 2010 tarihinde şehit olur. İsrail’in geninde olan zalimliği yardım filosuna da yansır ve filonun en genç insanı olan Furkan’ın da kalbine isabet eder. Diğer sekiz şehit ile birlikte cenazesi 2 Haziran 2010 tarihinde Türkiye’ye getirilir.
 
Hayat hikâyesi, kısaca böyle olan Furkan Doğan’ın kişiliğini ve yaşantısını babası Ahmet Doğan’dan dinleyelim:
 
“Furkan 5 yaşındayken, bir bayram Furkan’ın dedesi ile bayramlaşmaya gittik. Salonda oturuyoruz, bayramlaşmak için gelen başka çocuklar da var. Bir ara dedesinin işi çıktı, salonu terk etti. Diğer misafirlerle salonda oturuyoruz. Herkes şekerlikten şeker alıyor. Baktım ki Furkan almıyor. Döndüm yavrum sen neden almıyorsun dedim. 5 yaşındaki Furkan dönüp bana şunu söyledi: Babacığım ev sahibi dedem evde yok. Şekeri alırsam günah olmaz mı?
 
Sabah ezan-ı Muhammedî okunurken Furkan da benimle birlikte sabah namazına kalkardı. Ben babası olarak abdest alır, evde namaz kılar, yatağa geçerdim. Furkan her sabah camiye gider, cemaatle namaz kılar sonra eve dönerdi.”
 
İbadetine düşkün bir gençtir Furkan. Gecesini boş ve faydasız şeylerle geçirip sabah namazını kaçıran gençliğe örneklik olarak Furkan’ın sadece şu durumu kâfi belki de:
 
Lisede okurken bir gün sınıfındaki öğretmen soruyor. Sırayla “İlerde ne olmak istiyorsunuz?” diyor. Sırası gelen herkes kalkıp bir şey söylüyor. Sıra Furkan’a geliyor. Furkan şunu söylüyor: “Hocam inşallah ilerde şehit olmak istiyorum.”
 
Öyle bir hedef gütmüş, öyle içten istemiş ki ve ihlâs o derece konuşmuş ki; vuslata ermiş ve kurban olmuş İsmail’ce, razı olanlardan olmuş müminlerce... Müslüman bir gencin hedefi ne kadar büyük olursa olsun eğer dünyevi ise pek kıymeti yoktur. Ama ahiret eksenli bir hedef güderse, Allah onu hedefinde/niyetinde doğrular. Furkan ‘gerçek hedefi’ gözlere, özlere koyan bir gençtir!
 
Furkan, yine lisede okurken bir gün eve gelir. Anne ve babasından kaydını başka liseye nakletmelerini ister. Babası diyor ki; “Hiç sormadım yavrum neden okulunu değiştirmek istiyorsun, diye. Eğer Furkan istiyorsa mutlaka haklı bir sebebi vardır, diye düşündüm ve Furkan’ın kaydını o liseden alıp başka bir liseye kaydettim. Aradan 3-5 ay geçti. Furkan’ın niye liseyi değiştirdiğini dolaylı yollardan başkasından öğrendim. Meğer okuduğu sınıfta bir kız öğrenci Furkan’a arkadaşlık teklif ediyor. Önceleri Furkan, teneffüste sınıftan dışarı çıkmıyor. Kız, Furkan’ın peşini bırakmıyor. Kirli niyetlerle Furkan’a yaklaşmaya devam ediyor. Furkan, çareyi kaçmakta buluyor.”
 
Yusuf yüzlü olup da Yusuf duruşu sergilemek zordur! Furkan, Hz. Yusuf (AS)’un hayâsını şu fitne zamanında öyle bir işlemiş ki yüreğine, okul değiştirmek kadar büyük bir fikri olmuş. Zamane edepsizlik furyasında boğulan geçliğe, Furkan’ın en güzel örnekliği bu çerçeveden gösterilmelidir. 
 
Taziyesinde de şu olay yaşanır:
 
Kalabalık sokağa ve caddeye taşmıştır. Tam o sırada her hafta mahalleye süt dağıtmak için gelen yaşlı sütçü mahalleye gelir. Aşırı kalabalığı görünce şaşırır. Bu kalabalık neyin nesi? Diye sorar. Yaşlı amcaya diyorlar ki: “Hani şu İsrail’in saldırdığı Mavi Marmara Gemisi var ya, işte o şehitlerden biri bu apartmanda oturuyordu. Onun taziyesi için buradayız.” Caddeye asılmış olan Furkan’ın resmini gösterirler. Yaşlı sütçü amca elindeki süt bidonlarını indirir. Resme dikkatle bakar. Birden “Bu o çocuk, bu o çocuk” der. Yanındakiler “Bu çocuğu tanıyor musun?” diye sorarlar. “Evet, ben bu çocuğu tanıyorum” der. “Benim bu apartmana geliş saatim belli idi. Bu çocuk da benim geleceğim saati bilirdi. Her hafta geldiğimde apartmanın dış kapısında beni karşılar ve bana ‘Sen yorgunsun, yaşlısın, senin sütünü ben dağıtacağım` derdi.” Yaşlı adam, çocuğunu kaybetmiş gibi ağlamaya başlar.
 
Etrafına karşı duyarlılığı da takdire şayandır Furkan’ın. 
 
“Furkan, şehit olduktan sonra bir gün kapı çaldı. Kapıyı açtım, iki küçük çocuk kapıda. ‘Amca biz sokakta bir resim gördük. O abinin şehit olduğunu duyduk. Evini sorduk, burası olduğunu söylediler. Sen o abinin nesi oluyorsun?’ dediler. Ben babası oluyorum, dedim. ‘O abi bizi her gördüğünde bize harçlık verirdi’ diyen çocuklar kendilerini tanıttılar. İki tane yetim çocuğu… O vakit anladım, Furkan’a az da çok da harçlık versem akşam eve geldiğinde cebinde neden harçlık kalmadığını…” 
 
Bir gencin harcama, ihtiyaç ve istekleri çok olur. Ancak infak şuuruna ermiş bir genç fakirlere harçlığından bile ayırmayı bilecektir. İşte Furkan infak bilincini yetimler üzerinden o denli yapıyor ki gizli kalan aşikâr oluyor, ihlâs kendini açığa çıkarıyor ve o şehit olduktan sonra bile yetim çocuklar onun hayrını böylece bizlere duyurmuş oluyor…
 
Ayrıca Şehidin ardından bizi derinden etkileyen şu mektubu da kalmıştır:
 
“Şehadet şerbetine son saatler. Var mı daha güzel şey? Varsa o da sadece annemdir ama ondan ben de emin değilim. İkisinin kıyası çok zor… Şehadet mi annem mi? Salon boşaldı. Şu ana kadar olmayan ciddiyet bir anda herkesi kapladı.”
...
 
Mavi Marmara bize seni anlattı
Maviliklerde kaybolurken sen
Bizim gönlümüzde yaşadın
Şehadet zevkinde çırpınırken sen
Gözlerimizde parıldadın
Mükâfatının semeresini alırken sen
Bize hayatından güzellikler kattın
Gazze aşkıyla yanarken sen
Gerçek şehidi tanıttın
19 yaşında Yusuf yüzlü sen
Bize en çok edebi hatırlattın!
 
Esra Toprak | Nisanur Dergisi | Ocak 2017 | 62. Sayı
 
26-01-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.