Var Mısınız, Katlanarak Büyü(t)meye?

Elif Yüksek
Nisanur Dergisi olarak yola çıktığımız ilk günden bu yana, -maddi/manevi- desteklerinizi hiç esirgemediniz. Yer yer öneri ve eleştirilerinizle, kimi zaman paylaşımlarınızla hep bizimle oldunuz. Beraber ilerledik, beraber geliştik. Beraber yazdık, beraber okuduk. Birlikte/cemaatte rahmet vardı; defalarca müşahede ettik. Sakınanlardan olduk, sakındırmaya çalıştık. Teşekkür ve şükranlarımızı sunuyoruz. Allah sizlerden razı olsun…
Bismihi Teâlâ…

Hamd olsun Allah’a ki; bizleri yaratılmışların en şereflilerinden eyledi, halifesi olarak yeryüzüne gönderdi ve iman edenlerden olmakla müşerref kıldı. Hamd-u senalar olsun O’na, yaratılmışlar adedince…

Selam olsun Resulullah’a ki; iman, ihlas, takva ve vefa, bir bedende ete kemiğe dönüşürcesine nasıl vuku bulur bize gösterdi. Hakka çağırdı dimağlarımızı, hakikate kandırdı gönüllerimizi. Salat-u selamlar olsun Ona, yaratılmışlar adedince…

Selam olsun, şu kavi hayat yolculuğunda ihlası azık edinenlere. İhlasla yürüyenlere… Düşüşü de kalkışı da ihlaslı olanlara selamlar olsun…

Ne mutlu Kur’an-ı Hâkim’e tabi bir hayat yaşayanlara! Ne mutlu, mutluluğu Allah’a kullukta arayanlara!

İffet ve hayâyı kuşanan; özgürlüğü tesettürün gölgesinde arayan/bulan kadınlara ne mutlu! ‘Vel Asr’ın gölgesinde bir yaşam sürme telaşında olan kocasına ‘libas’ olan, destek olan, yoldaş ve canan olan kadınlara ne mutlu!

Kıymetli gönül dostlarımız, okurlarımız!

Nisanur Dergisi olarak yola çıktığımız ilk günden bu yana, -maddi/manevi- desteklerinizi hiç esirgemediniz. Yer yer öneri ve eleştirilerinizle, kimi zaman paylaşımlarınızla hep bizimle oldunuz. Beraber ilerledik, beraber geliştik. Beraber yazdık, beraber okuduk. Birlikte/cemaatte rahmet vardı; defalarca müşahede ettik. Sakınanlardan olduk, sakındırmaya çalıştık. Teşekkür ve şükranlarımızı sunuyoruz. Allah sizlerden razı olsun…

Şimdi, aradan 5 yıl geçti. Hızla akıp geçti ama öyle değil mi? İşte, ömrümüz de öylece akıp gidiyor. Kapıldığımız hayat selinde kuru bir yaprak misali savruluyoruz. Gün olacak, her birimiz birer birer gözlerimizi kapatacağız hayata; yepyeni bir hayata yeniden açmak üzere! Bir daha ölmemek üzere öleceğiz her birimiz, tıpkı bizden öncekiler gibi. Tıpkı, gün aşırı salası okunan tanıdıklarımız/sevdiklerimiz gibi. Tıpkı Asiye, Meryem ve Hatice (Allah onlardan razı olsun) Hanımefendiler gibi…

İşte o gün, bize azık olacak yegâne şey ‘salih amel’imiz olacak. İmandan gayrı hiçbir şey bizi kurtaramayacak. Hüsrana uğrayanlarla aramıza setler kuracak olanı şöyle belirtiyor Rabbimiz:

“Asra yemin olsun ki; insan mutlaka ziyandadır. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.” (Asr Suresi)

Evet, 5 yıl önce bu niyet ve gayretle çıktık yola! Hakkı tavsiye etmekti muradımız. Sabrı tavsiye etmeye yönelikti çabamız. Ayet ve hadislerle kıymetlendi, her bir kelamımız, yazımız… O gün ne idiyse şimdi de o, niyetimiz. O günkünden kat kat fazla gayretimiz.

Şimdi, katlanarak büyümek; her bir haneye girmek, her gönle ab-ı hayat suyundan içirmek istiyoruz! Kur’an penceresini her eve takmak istiyoruz… Kararmış gönüller hadisi şeriflerle aydınlansın; nur huzmelerinin ulaşmadığı tek bir dimağ kalmasın istiyoruz…

Kadın ancak İslam ile şeref bulmuştur, bunu bilir bunu yaşar bunu söyleriz! Bu şereften her kadın tatsın istiyoruz… Halife olarak yaratılan insanlık Rabbine bigâne kalmasın, diyoruz…

Şöyle ki:

Yıllardır acısını, sancısını çektiğimiz bir derdimiz var, öyle var sayalım! Öyle bir dert öyle bir hastalık ki; gecemizi gündüzümüzü bir etmiş… Uyku, rahat yüzü bize adeta haram olmuş… Ne gündelik işlerimizi yapabiliyoruz bu hastalık yüzünden ne de yaşamdan bir zevk alıyoruz… Yediğimiz zakkum misali, içtiğimiz zehir gibi geliyor damağımıza. Öyle elim bir hastalık bizimki –mahafazallah-. Ve bir tek biz değiliz bu durumda olan. Çevremizdekilerin çoğunluğu da bu dertten mustarip... Bir ilaç bulmak için didiniyoruz ama ne çare!

Bir el uzansa; acımızı, sancımızı unutturacak, hastalığımıza deva bir ilaç sunsa bize! Ne yaparız? Kullanmadan öylece rafa kaldırır mıyız? Ya da bir gün alıp sonra almamazlık mı ederiz?

Elbette bunları yapmayız? İlk işimiz ilacı düzenli bir şekilde kullanmak olacaktır, gayet tabi olarak…

Peki ya, faydasını görür görmez tavsiye etme yoluna gitmez miyiz? Hatta bununla da yetinmeyerek, alıp bizzat takdim etmez miyiz; aynı dertten mustarip olduğunu bildiklerimize?

Vallahi, gönüllerimizi harap etmeye yönelik eylemler; bedenimizi kemiren kurtçuklardan müteşekkil bir hastalıktan daha vahimdir! Bu gün bilhassa kadınlar üzerinden toplumları bozmaya yönelik planlar/projeler var. Ve bunlar en ölümcül hastalıktan bile daha korkunç sonuçlar doğurmuş durumda. Toplum olarak içerisinde bulunduğumuz bu hale; yaşanan ifsada, iffetsizliğe asla göz yummamalıyız. Göz yumamayız…

Bizler, bugün o hastalıklardan beri olabiliriz! Ancak bize ya da evlatlarımıza bulaşmamasının garantisi yok. Hem ‘iman edenlerin’ tarifinde; çevresine kayıtsız kalırlar, ibaresi yok. Tam aksine ‘hakkı tavsiye edenler’ onlar…

Bugün, toplum olarak; en başta kadınlar olarak içerisinde bulunduğumuz halin (hastalıkların) tek çaresi İslam’dır! Reçete Kur’an’da yazılanlar sünnette uygulananlardır. Bir deva da Nisanur’dur! Zira Kur’an ve sünneti baz almaktadır…

Evet, Nisanur Dergisi;

Nice hastalığa ilaç sunmaya… Nice ailevi soruna çıkış yolu açmaya… Nice kırık gönlü ayetlerle sarmaya… Nice sıkıntıyı bertaraf etmeye… Nice derde deva olmaya adaydır. Gayreti ve niyeti bu yöndedir…

Şu halde gelin, yaralarımızı onunla saralım. Okuyalım, sohbetlerimize konu edelim. Okunmadık bir yazı, irdelenmedik bir sayfa bırakmayalım…

Şu halde gelin, yarası olanlara sunalım. Okutalım, tavsiye edelim, hediye edelim. Her birimizin yılda sadece bir abone bulması bile; girmedik hane kalmaması adına ciddi bir adım olacaktır…

Dedik ya, katlanarak büyümek istiyoruz!

Var mısınız, katlanarak büyümeye ve katlayarak büyütmeye! Bir ‘salih amel’ mesabesinde… ‘Hayra vesile olan onu yapan gibidir’ kaidesince…
Daha nice seneler, nice hayır ve güzelliklerle sizlerle buluşmayı temenni ediyoruz. Siz de hayır dualarınızı eksik etmeyiniz. Dergiyi düzenli bir şekilde okumak başta olmak üzere, daha çok kişiye ulaşmasını sağlama hususunda biraz daha gayret gösteriniz. Şanı yüce Rabbimiz, bu uğurda vermiş olduğumuz uğraşı bereketli kılsın. Bizleri razı olduğu kullarından eylesin…

Selamun aleykum ve rahmetullah…

Elif Yüksek / Nisanur Dergisi - Aralık 2015 (49. Sayı)
 
22-12-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.