Var mısınız, Tabuları Yıkmaya?

Hacer Sara Arslan
Gençlerin zihinlerine kötü bir algı yerleşmiş. İnsan hayatının en önemli evresi ve geçiş dönemi olan evlilik, eşittir maddiyat! Gelin, evlenme amacı doğrultusunda hareket ettiği ve damat da ihtiyaçları karşılamada cimrilik etmediği sürece sağlıklı evliliklerin olması kaçınılmazdır.
Gençlerin zihinlerine kötü bir algı yerleşmiş. İnsan hayatının en önemli evresi ve geçiş dönemi olan evlilik, eşittir maddiyat!

Erkek evlenmek istediği zaman; düğünü nasıl yapacağını, altınları ve eşyaları nasıl alacağını, evi nasıl geçindireceğin düşünür önce. Maddi durumu orta ve zayıf olanlar genelde evliliği -çok istese de- ertelemek zorunda kalır. Karamsarlaşır, üzülür ve hayal kırıklığı yaşar.
 
Genç kız için de durum bundan pek farklı değil... O da evliliği düşündüğü zaman düğün masraflarının, isteyeceklerinin, evine alacaklarının, gelinliğinin vs. hesabını yapar. Kız için bunlar çok önemli, olmazsa olmazdır. Huzur ve mutluluğun kaynağı bunlarmışçasına...

İşe evvela bu algıyı yıkmakla başlamak gerek! Sağlıklı ve uzun ömürlü bir evliliğin temelinde bunlar yatmıyor. Maddiyatı ikinci, üçüncü plana atalım. İhtiyaçlar zaten giderilecektir, sabırlı olalım...

Maalesef her evlilik sürecinde mutlaka sorunlar yaşanıyor. Sorunsuz, kavgasız, kırgınlıkların olmadığı bir evlilik günümüzde artık yok gibi. Dikkat edersek, bunların tek kaynağı maddi istekler.

Peki, bunların üstesinden kim nasıl gelecek, gelin bunu irdeleyelim...

Elbette düzgün bir evlilik yapmak iman sahibi gençlerin elindedir. Evet, Allah`a hamdolsun, İslami bir yuva kurmak isteyen gençlerin sayısı da çok fazla… Genelde sorunlar ailelerde çıkıyor. Bu durumda evlenecek kıza çok iş düşüyor. Bir genç kız ailesini bu noktada ikna edebilir. Sade bir hayatı tercih ettiğine ailesini inandırabilir. Genç kız, evlilik sürecinden önce ailesini bu kıvama getirebilmelidir. Şaka yollu veya zamanı geldiğinde lafı gediğine koyarak ne tür bir evlilik yapmak istediğini onlara anlatabilir. Yani kız, ailesini öncesinde hazırlamalı ki sonra her şey kolay olsun.
 
Gençler evlenmeden önce niyetlerini sorgulamalı. Allah rızası için, gözlerini haramdan sakındırmak için, İslami bir yuva kurup rahatça tebliğ çalışmalarını yapabilmek için vs. Tertemiz bir kalple istenenler asla geri çevrilemez. Ümmü Süleym`in Ebu Talha ile evlilik sürecini defalarca okumalıyız, çok önemlidir. Kendisinin mehir olarak sadece Ebu Talha`nın Müslüman olmasını istemesi çok manidar bir örnek...

Özellikle genç kızların duruşlarına, örnekliğine de yakışmayan bazı isteklerden de artık vazgeçmesi lazım. Örneğin nişan, kına ve düğünde mutlaka kuaföre gitme âdeti... Kardeşlerim, buna mecbur değilsiniz! Kim olduklarını bilmediğiniz mekânlarda süslenmeniz çok da hoş bir durum değil. Alternatifler üretebilirsiniz. Mesela eve tanıdık bir kuaför ya da bu işi bilen birini çağırıp halledebilirsiniz. Üstelik damat tarafını da yüklü bir masraftan kurtarmış olursunuz... Ama damat tarafı da gelini bu konuda mağdur etmemeli, gerekli ihtiyaçları karşılamalıdır. Zira süslenmek en çok gelinin hakkıdır.

Ayrıca yine düğün sürecinin her aşamasında stüdyoya gitmek ve hatta son günlerde çok moda olan dış çekimle dışarıda fotoğraf çektirmek! Allah için bunu yapmayalım. İslami kimliğimize halel getirmeyelim. Normalde tesettürümüze nasıl riayet ediyor, namahremle nasıl mesafeli duruyorsak, düğün zamanı iki kat daha fazla özen gösterelim. Zira en özel günümüz ve en güzel olduğumuz anlardır. Bu anları namahrem gözlerle paylaşmak, Müslüman bir bayana yakışmayan bir tutumdur.

Biz bunları söylemekle genç kardeşlerimizi özel günlerinin sıradan geçmesini kast etmiyoruz. Böyle algılanmasın... İslam her konuda itidalli olmamızı ister. Ama vicdani bir tutumla yaklaşalım ve şöyle gözlemleyelim. İtidalli ve sade düğünlerimiz artık git gide azalıyor. Her ânına maddiyatın ve verilen tavizlerin hâkim olduğu düğün sürecinden sonra mutsuz evlilikler meydana çıkıyor. Ve bu durum sadece düğün süreciyle bitmiyor.

Evin eşyaları, gelir ve gider hep bu minvalde ilerliyor. Daha sonra bizler, lüks düğünlerimizin ardından lüks evlerimizde Hz. Fatıma`nın çeyizinden bahsediyoruz. Sonra da “neden kalplerimize tesir etmiyor” diyoruz... (!)

Sevgili bacılarım! Evet, o dönemlerdeki gibi değil şimdiki hayat şartları. Ama çağımızın Fatıma`sı olmak zor değil... Üç-dört kere damat tarafını çarşıya çıkartıp baştan ayağa masraf yaptırmak zorunda değiliz. Penceremizi örten, dışarıdan görünmemizi engelleyen normal bir perde aldırabiliriz. Keza ihtiyacımızı gideren eşyaları alabilir, fazlasını istemeyebiliriz. Bizi sıcaktan ve soğuktan koruyan bir evimizin olması yeterlidir, herkes gibi kirada oturabiliriz. Yirmili yaşlardaki bir gençten ev ve araba istemek abes değil mi sizce de?

Bu listeyi uzatabiliriz. Gelin, evlenme amacı doğrultusunda hareket ettiği ve damat da ihtiyaçları karşılamada cimrilik etmediği sürece sağlıklı evliliklerin olması kaçınılmazdır.
Sadece ‘gelinliği en güzelinden alacağım’ diye kavgalar yaşatan, damat tarafını sıkıntıya sokan nice gençler var. En özel gün, en işkenceli güne dönüşmeden kendimize çeki düzen vermeliyiz.

Elbette ki evlilik yolunda bazı ihtiyaçlar olacaktır. Bunları en makul şekilde karşılamak, gelinlerinin hal, hatır ve ihtiyaçlarını sormak damat tarafına da düşen önemli görevlerdir.

Belli bir konumda olan, her hareketi örnek alınan genç kardeşlerimiz de hem yaşantılarının hem sözlerinin tesirli olabilmesi için bu özel günlerini fırsat bilmeliler. Zira düğün zamanı verilen tavizler hiçbir zaman verilmiyor. Bu tabuyu yıkarak yeni nesillere güzel bir miras bırakmaya ne dersiniz?

En Emin Olan`a emanet olun. Vesselam, veddua…

Hacer Sâra Arslan / Nisanur Dergisi - Temmuz 2016 (56. Sayı)
 
20-07-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.