Zekât-ul Fıtır

Zehra Yüksek
Zamanlar içinde en mukaddes bir zaman dilimi olan şu Ramazan ayı içinde nice feyizler, bereketler ve güzellikler mevcuttur. Bu mübarek aya yetiştiğimiz için Rabbimize sonsuz şükürler olsun. Bir sonraki Ramazan’a ulaşmaya ömür yeter mi, bilinmez…
Zamanlar içinde en mukaddes bir zaman dilimi olan şu Ramazan ayı içinde nice feyizler, bereketler ve güzellikler mevcuttur. Bu mübarek aya yetiştiğimiz için Rabbimize sonsuz şükürler olsun. Bir sonraki Ramazan’a ulaşmaya ömür yeter mi, bilinmez… Bu hususta hiç kimsenin bir garantisi olmadığı için, idrak etmekte olduğumuz bu aydan en güzel şekilde istifade etme konusunda azami bir gayret göstermeliyiz.

Evet, yapılacak amellerin bire bin sevabı olduğuna inandığımız Ramazan ayında, kalp ve sair uzuvlara oruç tutturma, Kur’an-ı Kerim okuma, zikir, tesbihat, salavat ve istiğfarlarla beraber sadaka ve infaklarımızla da bire bin sevap kazanma yoluna gidelim.

Malumunuz zekât gibi sosyal adaleti sağlamaya yönelik malî bir ibadet olan ‘fıtır sadakası’ da bu mübarek ayda verilmektedir.

“Fıtır”, lügatte; yaratılış, fıtrat ve ilk defa icat etmek manalarına gelir. Fıtrın ıstılahtaki manası ise; Ramazan’da, beden için çıkarılan belli bir miktar mala denmektedir. Buna ‘zekât-ul fıtır’, ‘zekât-üs sevm’ veya ‘fıtır sadakası’ denilir. Fıkıhta bu terimlerin hepsi de kullanılmıştır.

Vaki İbn-i Cerrah adlı zat, fıtır sadakası ile ilgili; “Zekât-ul fıtır, Ramazan ayı için, namazdaki sehiv secdesi gibidir. Nasıl ki sehiv secdesi namazın eksikliklerini tamamlıyorsa; ‘zekât-ul fıtır’ da orucun eksikliklerini giderip orucu tamamlamaktadır” demiştir.

Fıtır sadakasının vacip olduğu, Abdullah İbn Ömer’in naklettiği şu hadisi şerifte belirtilmiştir:

“Hz. Peygamber fıtır sadakasını 1 sâ’ (ölçek) hurma ve 1 sâ’ arpa olmak üzere köle, erkek, kadın, küçük ve büyüklere farz kılmış ve insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesini emretmiştir.” (Buhârî)

Abdullah b. Sa’lebe (RA) şöyle nakletmiştir: “Resulallah, Ramazan Bayramı’ndan bir veya iki gün önce bir konuşma yaparak şöyle buyurdu; Buğdaydan, arpadan veya hurmadan 1 sâ’ını hür veya köle, küçük veya büyükler için sadaka olarak veriniz.” (A. İbn Hanbel)

Peki, fitre ile yükümlü olmak için gereken şartlar nelerdir?

1. Müslüman olması: Fitre yükümlüsünün Müslüman olması gerekir. Ancak Şâfiî Mezhebi’nden bir görüşe göre; gayr-i Müslim bir kimsenin, bakmakla yükümlü olduğu Müslüman yakınının fitresini ödemesi gerekir.

2. Mal varlığı: Hanefîlere göre fitre sadakası ile yükümlü sayılmak için, kişinin Ramazan Bayramı’nın birinci günü, temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olması gerekir. Zekât nisabından farklı olarak, sahip olunan malın “artıcı (nâmî)” özellikte olması ve üzerinden bir yıl geçmiş bulunması gerekmez. Temel ihtiyaçlar mesken, elbise, ev eşyası, binit, silah, hizmetçi, ailenin bir yıllık geçim masrafları ve borçlarıdır. Nisap miktarı iki yüz dirhem gümüş veya yirmi miskal altın veya bunların kıymetine denk bir maldır.

Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre ise, fıtır sadakasının vücûbu için, zenginlik ölçüsü olan nisaba mâlik olmak şart değildir. Temel ihtiyaçlarının dışında, bayram gün ve gecesinde yetecek kadar azığa sahip olmak yeterlidir.

3. Ehliyet: Ebû Hanife, Ebû Yûsuf ve diğer üç mezhep imamının ortak görüşüne göre, fıtır sadakasının mâlî yönü ağır bastığından dolayı bununla yükümlülük için akıllı ve ergen olmak şart değildir. Bu yüzden küçüğün ve akıl hastasının malından da velisinin fitre vermesi gereklidir. Fitrenin ibadet yönünü üstün kabul eden, Hanefîlerden İmam Muhammed ve Züfer’e göre ise, küçüklerin ve akıl hastalarının malından fıtır sadakası gerekmez.

4. Velâyet ve bakmakla yükümlülük: Bir kimsenin, kendi dışındaki kişinin fıtır sadakası ile yükümlü sayılması için, bu kişinin onun velâyeti altında olan ve bakmakla yükümlü bulunduğu kişilerden olması gerekir. Buna göre bir kimse velâyeti altında bulunan küçük çocuklarının veya akıl hastası olan yakınlarının fitresini vermekle yükümlüdür. Ramazan Bayramı’ndan önce vefat eden oğlunun çocukları da bu kapsamdadır. Buna karşılık kişinin bakımlarını üstlenmiş olsa bile, ana-babası, büyük çocukları, karısı, kardeşleri ve diğer yakınları için fıtır sadakası vermesi gerekmez. Bununla birlikte vekâletleri olmadığı halde bu kişiler için fıtır sadakası verse, bu yeterli olur. Böylece yoksullar bununla Bayram Namazından çıkmadan önce ihtiyaçlarını karşılamış olurlar.

5. Vakit: Hanefîlere göre, fıtır sadakası Ramazan Bayramı’nın 1. günü fecrin doğuşu ile vâcip olur. Çünkü fitre bayrama ait kılınmıştır. Böylece oruç tutmanın yasaklandığı bir günde, fitre ile yoksul Müslümanların sevinçle bayrama katılmaları amaçlanmıştır.

Fitre, Ramazan Bayramı’ndan bir veya iki gün öncesi ile Bayram Namazı arasında ödenir. Böylece yoksullar bununla, Bayram Namazından çıkmadan önce ihtiyaçlarını karşılamış olurlar. Bununla birlikte fitre, Ramazan’ın girmesinden itibaren, hatta Ramazan ayı girmeden önce de ödenebilir. Bayram gününden sonraya kalırsa, yükümlülük düşmez ve ilk fırsatta ödenmesi gerekir.

Fıtır Sadakasının Cinsi Ve Miktarı

1) Arpa, kuru hurma ve kuru üzümün fitre miktarı, şer’î ölçüye göre yaklaşık 3 kg, örfî ölçüye göre ise 3,33 kg. olur.

2) Buğday ve aynı hükümde olan, buğday unu ve kavut için ise şer’î ölçüye göre yaklaşık 1,5 kg. örfî ölçüye göre ise 1,66 kg. olur.

Bu iki tür ölçekten (şer’î ve örfî ) birisini tercih etmek mümkün olmakla birlikte örfî ölçek daha fazla olduğu için yoksulların yararınadır ve daha çok sevap kazanmaya sebep olur.

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı 2016 yılı Ramazan ayının başlangıcından 2017 yılı Ramazan’ın başlangıcına kadar en düşük sadaka-i fıtır miktarını 15 TL olarak belirledi. Belirlenen bu miktar, “asgari miktar” olup, sadaka-i fıtırda verilecek meblağ konusunda bir üst sınır bulunmuyor.

Fıtır Sadakası Kimlere Verilir?

Fitre, verileceği yerler bakımından her durumda zekâtın benzeridir. Ayet-i kerimede açıklanmıştır:

“Sadakalar (zekâtlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe / 60)

Bir kimse fitresini bir veya bir kaç yoksula verebilir. Birden çok kimseler de fitrelerini bir kaç yoksula veya tek yoksula verebilirler. Fitre yükümlünün bulunduğu yerdeki yoksullara verilmelidir. Başka yerlere gönderilmesi mekruhtur.

Kaynak: Prof. Dr. Hamdi Döndüren, İslâm İlmihali

Zehra Ayhan / Nisanur Dergisi - Haziran 2016 (55. Sayı)
 
26-06-2016 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.