Zinde Duygularla İmtihan!

Esra Gülşahin
Hislerin, duyguların, beklentilerin ve birçok duygunun yoğun yaşandığı gençlik döneminin, hayata imtihan içerikli bir bakış açısıyla bak(ama)masını irdeleyeceğiz inşallah. Tüm duygu yoğunluğu içinde kendisini beklentiye oldukça kilitleyen ve sadece olumlu yöne hazırlayan günümüz gençliğinin bu noktadaki sorunları hayli fazladır aslında. Bir iş yaparken, bir adım atarken ya da bir işe karar verirken genç beyin sadece sonuç odaklı düşünür ve elbette istediği sonucu alamayınca sonu hüsranla neticelenir.
Hislerin,  duyguların,  beklentilerin ve birçok duygunun yoğun yaşandığı gençlik döneminin, hayata imtihan içerikli bir bakış açısıyla bak(ama)masını irdeleyeceğiz inşallah.  Tüm duygu yoğunluğu içinde kendisini beklentiye oldukça kilitleyen ve sadece olumlu yöne hazırlayan günümüz gençliğinin bu noktadaki sorunları hayli fazladır aslında. Bir iş yaparken, bir adım atarken ya da bir işe karar verirken genç beyin sadece sonuç odaklı düşünür ve elbette istediği sonucu alamayınca sonu hüsranla neticelenir.

Özellikle birçok açıdan hayata dair olanlar ve kararlarda adım atmak, gençlik yıllarında müşahede edilir.  Ve her hususta çevreden gelen tepki hep başarılı olması hususundadır.

Elbette başarı isteği güzeldir. Fakat sadece buna kilitlenmesi başarısızlık durumunda da hayatının harap olması anlamına gelecektir. Nitekim öyle de oluyor. Mesela üniversiteye geçiş sınavları ya da herhangi bir sınavda bir gencin istediği okulu tutturamaması ya da istediği puanı almaması, onu öyle bir umutsuzluk girdabına sürüklüyor ki; bir dahaki gayret ve çabası sıfırlanıyor. Hâlbuki elinden gelen çabayı gösterip sonucu bu olmuşsa elbette daha güzelini elde etmedi diye kendisini sorgular. Fakat diğer taraftan böylesinin de hayırlı olabileceği telkinini kendisine yapması gerekir.

Hayat inişli, çıkışlıdır. En önemlisi de bir imtihan yeridir!  Ancak Müslüman bu gözle bakar ve ona göre de yaşadığı süre içerisindeki olaylara da bu bakış açısını giydirmek zorundadır.  Bu noktada kadere iman da olumsuzluk ve dünya hayatında gelişen menfi olaylara karşı da bakışımızı değiştirir. Özellikle genç beyine ne iş olursa olsun “başarma” fakat aksi bir durumu düşünmeme algısı aşılanmıştır. Bu, iman anlayışımıza terstir. Bu algı sonucu hayal kırıklığı, umutsuzluk en önemlisi psikolojik travmalar oluşur.

İmtihan içerikli hayat koşullarında, olayların menfi ya da müspet olmasının çok da doğal olduğu gerçeğine dikkat edilmediği için psikolojinin bazı basit sebepler yüzünden bile bozulması durumun vahametini idrak ettiriyor. Fakat bu konuda da dinimizin bu konudaki gerekliliğini hayatımıza geçirebilmeliyiz.

Peygamberlere baktığımızda -bazen-  her şeyin istedikleri gibi gitmediğini görürüz.  Müslümanlar,  Bedir Savaşı’nda kazanırken, Uhud Savaşı’nda aynı başarıyı sağlayamamışlar.  Ya da Peygamber Efendimiz  (SAV)’in iman etmesini umarak gittiği Taif’te taşlanarak çıkması... Ama bu olay Onu umutsuzluğa sevk etmemiş ve hedefinden alıkoymamıştır. Ve umut ettiği bu Taif kavmi, Mekke fethedilince iman eden kavimlerden olmuştur.

Birçok peygamberin hayatına baktığımızda karşılaştıkları her olumsuzluğa rağmen risalet görevini hakkıyla yerine getirmişlerdir.  Çünkü olumsuzluklar karşısındaki güç ve dayanakları Rabbi Rahim’di!

Hz. Yunus (AS)’un kavmi iman etmeyince kendisi bir gemiye binip orayı terk etmiştir. Sonrasında denize atlamak zorunda kalmış ve bir balığın içine girmiştir. Daha sonra yaptığı hatanın farkına varıp tevbe etmiştir.

Özellikle olaylara karşı Müslüman bir genç kızın aklından çıkarmaması gereken en önemli kaidesi şu ayet olmalıdır:

“Sizin hayır bildiklerinizde şer,  şer bildiklerinizde hayır vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara / 216)

Tüm duygularla birlikte duygusallığın da zirvede olduğu bir dönemdir gençlik dönemi. Böyle bir dönemde verilen karar ya da kurulan hayaller ne kadar hayırlıdır? Bunu da sorgulamamız mühimdir.  İstekler meşru ve imanımıza gölge düşürmeyecek zeminde mi?  Mesela liseye geçiş sınavını kazanmak ister bir genç kız.  Ancak kazanır ve giderse ya başını açacaktır ya da karma bir ortamda saatler geçirecektir.  Sadece kazanma endeksli düşünür kazanmayınca da bunun hayırsız olduğunu düşünmesi doğru mudur? Aksine kazanıp da gidemediği için başka açıdan büyük hayrı barındırır içinde...

Hakeza bu noktada bir genç Kızın gönül dünyasına da değinmekte  fayda  görüyorum.  Meşru olmayan bir adım atarak gönlüne birisini alan ve bunun için olumlu sonuca kilitlenen, olmadığında da aşırı hayal  kırıklığı  yaşayıp  ruhsal bozukluklara  neden  olan  bu  durum ne kadar anlamsızdır. İzdivaç gibi ciddi ve bir o kadar hayrının  Allah’tan  dualarla  dilenmesi gereken bir hususta, bir kişi etrafında ısrar etmek, o olmayınca  dünyanın  başa  yıkılması  gibi tüm karamsarlığın o kişinin üstüne  yığılması  durumunda  hayatın imtihan  içerikli  olduğunun  görülmediği ortaya çıkar.

Şer  bildiğimiz  şeyin  ileride  bizim  için  hayır  olacağını  kimse bilemez.  Onun  için  bu  noktada Allah’a  olan  tevekkül  kulluğun üst  düzeyinden  olmalı  ki;  hayatta karşılaşılan menfiliğe ‘hayırdır’ deyip  geçebilelim.  Yine  istenilenin  gerçekleşmemesi  bir  gençte zararlı ve bağımlı olan alışkanlıkları da beraberinde getiriyor. Zararlı alışkanlıklara  baktığımızda  altında yatan esas noktanın karamsarlık, umutsuzluk,  hayal  kırıklığı  yattığı gözlenir.  ‘Hayatımdaki  yaşadığım şu  olaydan  sonra  sigaraya  başladım’ cümlesine yabancı değilizdir. İşte tüm bunlar yine hayata iman bilinciyle  yaklaşılmadığının  göstergesi…

Şunu unutmayalım ki yaptıklarımızın  hesabını  vereceğiz. Sonucun  olumlu  ya  da  olumsuz olması yönünde bir sorgulama olmayacaktır.  Bir  hususta  gereken çabayı  gösteriyorsak,  azmimiz ve  Allah’a  olan  teslimiyetimizle yola koyulmuşsak öyleyse sonuç Allah’a kalmıştır.

Yaşamımızdaki  olaylara  karşı kendimizi  olumlu-olumsuz  her duruma alıştırmak zorundayız. Sonucun müspet ya da menfi olması elbette etkileyecektir bizi. Olumlu olduğunda sevineceğiz. Fakat burada bile sonucun Allah’tan olduğunu unutmayacağız.

Evet,  belki  üzüleceğiz.  Fakat ‘her şerde bir hayır vardır’ kaidesince üzüntümüz bizi umutsuzluğa, karamsarlığa itmeyecek. Hırsa da dönüşmeyecek, sadece azme dönüşecek!  Zira  azim  oldu  mu, hayatın  inişlerine  karşı  bile  güzel çıkışlar olur…

Esra Toprak / Nisanur Dergisi – Ekim 2015 (47. Sayı)
 
21-10-2015 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.