Bismillahirrahmanirrahim...
Yas, yalnızca ölüm değil; taşınma, ayrılık, doğum, boşanma gibi hayattaki büyük değişimler/kayıplar sonrasında ortaya çıkan bir durumdur. Psikoloji alanında yas sürecine dair 5 aşamalı bir model ortaya konulmuştur. Bu modele göre kişi yas sürecinde ilk olarak inkar/şok psikolojisi yaşamakta, başına gelen durumu kabullenememektedir. Bu aşamada kişi bir süre bu kaybı ya da değişimi hiç yaşamamış gibi hayatına aynı şekilde devam edebilmektedir. (Örneğin masaya vefat eden kişi için de tabak koymak gibi...) Sonrasında kişide öfke psikolojisi oluşmaktadır. Başına gelen duruma karşı “beni mi buldu” vb. düşüncelerle yahut çevresinin yeterince yanında olmadığı düşüncesiyle çevresine karşı öfke yaşayabilmektedir. Bir sonraki aşama ise pazarlıktır. Bu aşamada “keşke şöyle olsaydı..., yaşasaydı evlenecekti...” vb. şeklinde düşüncelerle kişi pazarlık yapmaktadır. Bir sonraki aşamada depresyon ortaya çıkmaktadır. Kişi kaybı karşısında derin bir hüzün, hayattan tat alamama (anhedoni), boşluk hissi, her şeyin anlamsız gelmesi gibi durumlar yaşayabilmektedir. Son aşama kaybın kabulü ile birlikte artık hayatın bu şekilde devam edeceğinin benimsendiği evredir. Kabul, kaybı “unutmak” anlamına gelmemekle birlikte yeni hayat düzenine uyum sağlamayı ifade etmektedir.
Bahsettiğimiz bu 5 aşama her insanda aynı şekilde yaşanmayabilir. Bazı insanlar bazı aşamaları çok daha derin yaşarken, bazıları bazı aşamaları hiç yaşamayabilmektedir. Sağlıklı bir yas süreci 6 ay ila 1 yıl arasında sürmekte olup kişinin daha uzun sürede kaybını kabullenememesi halinde -yas patolojik bir hale dönüşür- ve psikolojik destek alması gerekir.
Yas sürecine dair önümüzdeki yegane örneklerden biri de acılarla yoğrulmuş bir sahabe hanım olan Hazreti Hansa’dır (Radiyallahu Anha). Muaviye ve Sahr isimli iki kardeşi olan ve kendisine desteği sebebiyle bilhassa Sahr’a düşkün olan Hansa; iki kardeşinin cahiliye dönemindeki kabileler arası savaşta öldürülmesi sebebiyle derin bir yasa girer. Yasını öyle derin yaşar ki cahiliyenin tüm adetlerini yerine getirir ve onu görenler perişan bir halde olduğunu söylerler. Şair bir hanım olarak yıllarca kardeşlerine mersiyeler yazar.
İslâmiyet geldikten sonra kabilesiyle birlikte Hansa, İslam ile şereflenir. Hazreti Ömer (Radiyallahu Anh) dönemindeki Kadisiye Savaşına Hazreti Hansa’nın dört çocuğu da katılıp şehit olurlar. Yıllarca kardeşlerinin yasını tutan Hansa’nın dört evladının da birden şehit olduğu haberine ne tepki vereceği bilinmez. Ancak Hansa daha önceki tavrının aksine teslimiyetle şunları söyler: “Yavrularımın şehadetiyle beni şereflendiren Allah’a hamd olsun. Rabbimden beni onlarla cennetinde buluşturmasını ümit ediyorum.”
İslâmiyet biz Müslümanların yas sürecini de en sağlıklı şekilde geçirmemizi, o kritik süreçlerin üstesinden Allah ve ahiret inancımızla gelebilmemizi sağlar. “Allah’tan geldik tekrar Ona döndürüleceğiz” inancımız patolojik yas yaşamaktan ve Hansa’nın cahiliye döneminde yaşadığı gibi kendimize zarar verir derecede harap olmaktan bizi korur. İslam sonrası Hazreti Hansa’nın teslimiyetle birlikte dört evladının şehadetine olan sabrı gibi yas durumunda sabredebilmemizi sağlar. Şehadet arzusu ve şehitlik inancıyla birlikte ölüm, acı bir son olmaktan çıkıp bizi Rabbimize kavuşturan bir köprü halini alır. Velhamdulillahi rabbil alemin.
Psk. Dan. Sümeyye Özbay