Selamların en güzeliyle…
İnsanı fıtratı üzere yaratan, hayatın hakikatini ve ölçüsünü bizlere bildiren, yapaylığın ve aldatıcı görüntülerin arasında doğruyu bulmayı nasip eden Allah’a hamd olsun. İnsan ilişkilerinde samimiyetin, aile hayatında merhametin ve kullukta ihlâsın en güzel örneğini bizlere gösteren Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ehl-i beytine ve güzide sahabelerine salât ve selam olsun.
Değerli Okurlar!
Hayatımızı kolaylaştıran pek çok imkân, fark etmeden hayatımızın biçimini de değiştirmeye başladı. İnsanlarla konuşmak yerine mesajlaşmak, bir araya gelmek yerine ekranlardan birbirimizi takip etmek, merhameti bir paylaşım üzerinden göstermek ve hatta ebeveynliği hazır yöntemlere teslim etmek artık sıradanlaşabiliyor. Yapay zekâdan yapay gıdaya, sosyal medya ilişkilerinden değişen aile bağlarına kadar “yapay” olanın hayatımızdaki karşılığı her geçen gün genişliyor. Mesele ise yeniliğin kendisinden çok, bu yenilikler hayatımıza girerken bize ait olanı ne ölçüde koruyabildiğimizdir.
İnsan, bütün bu değişimin içinde hâlâ sevmeye, anlaşılmaya, dokunmaya, ait olmaya ve sahici bir ilişkiye ihtiyaç duyuyor. Bir çocuğun anne babasının ilgisini ekrandaki bir içerikten değil, doğrudan onlardan görmesi; aile bağlarının yalnızca mesajlarla değil, aynı sofrayı ve aynı hayatı paylaşarak korunması; inancın ve değerlerin gösterişten uzak bir samimiyetle yaşanması bu ihtiyacın parçalarıdır. Yapay olanın giderek çoğaldığı bir dünyada doğal kalabilmek, geçmişe dönmek değil; insanın fıtratını, gerçek ilişkilerini ve sahici duygularını koruyarak geleceğe yürüyebilmektir.
Ekim ayı dosya konumuzu bu vesileyle “YAPAY DÜNYADA DOĞAL KALABİLMEK” diye belirleyiverdik. Yazarlarımızın kalemleri bu konuya vurgu yaparken farklı farklı düşünceler karaladı sayfalarımızı.
Kimi “Zekânın Ötesinde İnsan Olmak!” dedi, kimi “Yapay Sevgi, Yapay İlgi, Yapay Merhamet”ten bahsetti.
Kimi “Naylon Ebeveynlik” dedi, kimi “Arayışta Denge”yi anlattı.
Kimi “Yapay İlişkilerden Doğal Aileye” dedi, kimi “Son Kalemiz: Tesettürümüz” hakikatinden dem vurdu.
Kimi “Fıtratın Korunması” dedi, kimi “Gürültü Furyası ve Huzur Arayışı”ni anlattı, kimi de “Şiir”e sığındı.
Bu gibi değerli başlıkların yanı sıra Şehid Yasin Börü’nün annesi Hatice Börü hanımefendi ile yaptığımız çok kıymetli röportajı okurlarımıza sunuyoruz.
Kültür, edebiyat ve sanata dair birçok yazıdan tutun da el emeği göz nuru olan köşelerimize ve yöresel yemeklere dek farklı farklı tatların işlendiği dergimiz Nisanur, okuyucularımızla aramızda gönül köprüsü olmaya devam ediyor.
Varlıkları ve çalışmalarıyla farkındalık oluşturan tüm Nisanur sevdalılarını selamların en güzeliyle selamlıyoruz. Rabbimiz bizleri; hayasıyla güzelleşen, iffetiyle değer kazanan kullarından eylesin.
Duayla kalın, selamette olun.